Dünyanın en güzel barları

Budapeşte’deki ruin pub (harabe bar) kültürünün öncüsü Szimpla Kert

TEMPO TRAVEL (Kış 2015) – New Orleans’tan Budapeşte’ye, dünyanın en iyi barlarının izini sürüyoruz. 

MUHTEŞEM BİR HARABE: SZIMPLA KERT
Budapeşte, Macaristan

Szimpla Kert, yani ‘sade bahçe’, Budapeşte’deki ‘harabe pub’ akımının harika bir temsilcisi. Burayı bizzat deneyimlemiş biri olarak, akşam bira içmekle yetinmeyip, gündüz gözüyle bir de müze gibi gezdiğimi belirtmeliyim. “Gezmek” diyorum, çünkü bu salaş mekândaki her detay şöyle bir göz gezdirmekten fazlasını hak ediyor. Yahudi mahallesinde, iki katlı eski bir fabrika binasını mesken tutan Szimpla Kert’in içinde öyle pırıl pırıl objeler filan yok gördüğünüz üzere; etraf birbirinden tuhaf geri dönüşüm harikaları ve eski objelerle dolu. Binadaki odalardan birinde sizi ışıklı kablo karmaşası ve külüstür bilgisayar monitörlerinden yansıyan görüntüler; bir diğerinde jam session yapan alternatif müzik grupları, öbür tarafta disko topları, retro abajurlar vb. karşılıyor. Burası steril bir kalabalık arayanlara göre değil; içeride gürültücü İngilizlerden, efendi Macarlara çeşit çeşit milletten insan sizi bekliyor. Merak etmeyin; kimsenin kimseyi rahatsız ettiği yok. Açık hava sineması, tiyatro sahnesi, konser alanı ve stüdyo olarak da hizmet veren bar, Lonely Planet okurları tarafından 2012’de dünyanın en iyi üçüncü barı seçildi. Kentsel alanların düşük maliyetle ne kadar yaratıcı biçimde kullanılabileceğinin müthiş bir örneği. www.szimpla.hu
Tüyo: Gündüz sakin bir kafe görünümünde, akşam kalabalık bir bara dönüşüyor. Farklı kısımları, farklı zevklere hitap ediyor.

BENİM ADIM KIRMIZI: RASPOUTINE
Paris, Fransa

raspoutine

Kan kırmızı kadifeler, danteller ve kristal avizelerle yaratılan Barok dekorasyonuyla Raspoutine, Champs-Elysées yakınlarında bir Rus rüyası… Rus tasarımcı Erte’nin yarattığı Bizans esintili dekorasyon, ‘tarihi anıt’ olarak tescillenmiş. Burası eksiden genelevmiş, sonra namlı bir Rus kabaresine dönüşmüş. Şimdi de milyarderlerin, ünlülerin, modellerin fink attığı bir VIP kulüp. Cebinizde paranız varsa ve yeterince iyi giyinmişseniz, rahatlıkla bu kalabalığın arasına karışabilirsiniz. Ama aklınızda olsun; Raspoutine’de gece ikiye ayrılıyor. İlk kısımda; hayvar yiyip votka yudumlarken burlesk ve bıçak atma gösterisi izleniyor. Saat 23’ten sonra ise, ünlü DJ’lerle beraber elektronik müzik ve ‘stiletto kalabalığı’ devreye giriyor. www.raspoutine.com
Tüyo: Buraya girmek için rezervasyon yaptırmanız yeterli değil. Kapıdan çevrilmek istemiyorsanız mutlaka iyi giyinmelisiniz

KUSURSUZ SOĞUK: ICEBAR,
Jukkasjärvi, İsveç

2F5CFA3200000578-3359265-Press_release_December_2015_ICEHOTEL_Flying_Buttress_design_by_A-m-33_1450097022778

Evet, biliyoruz; artık Maslak’ta bile buz bar var. Ama söz konusu Kutup Dairesi civarındaki orijinal Icebar ise, konsept hâlâ çok özgün. 2002’de, Torne Nehri’nden çıkarılan saf buz kütleleriyle, buz sanatçıları tarafından yaratılan Icebar, dünyanın ilk kalıcı (yani ilkbaharda erimeyen) buz barı. Yılın her vakti eksi 7 derecelik kusursuz bir soğuk vaat ediyor. Bardakların bile buzdan yapıldığı barda, içeri girerken ziyaretçilere pelerin ve eldiven veriliyor. Burada kalmak için 40 dakikanız var, sonrasında sağlığınız için sıcak bir yerlere geçmeniz gerekiyor. Şanslıysanız, kapıdan çıktığınızda sizi kuzey ışıklarının hipnotik şovu karşılayabilir. Icehotel Stockholm’ün bir parçası olan bar, ‘görmeden ölme’ listelerinin gediklisi. www.icebarstockholm.se
Tüyo: Barın kapasitesi, 60 kişi. Kapıda kalmamak için rezervasyon yaptırın. Ve tabii kalın giyinin.

SÖZDE DEĞİL, ÖZDE KLAS: ARTESIAN
Londra, İngiltere

Artesian-at-The-Langham

Artesian, dört yıldır ‘dünyanın en iyi barı’ unvanını kimselere kaptırmıyor. “Neden bu kadar iyi?” sorusunun cevabı, David Collins imzalı sofistike atmosferinde ya da şehrin en kalabalık rom ve şampanya menüsüne sahip olmasında saklı değil. Artesian’ı bu kadar iyi kılan, deneysel lezzetleri. Barın ‘rüya takım’ denilen ekibi menüyü sık sık yeniliyor ve her yıl yeni kokteyller yaratıyor. Burada kullanılan buz bile son teknoloji ürünü; daha saf, daha soğuk, daha yoğun ve daha dayanıklı; yani kokteylin içine attığınızda hemen erimiyor. Barın yeni kokteyl menüsü ‘Sürrealizm’ öyle iddialı ki, ziyaretçilere bilinçaltı yolculuğu vaat ediyor. Sadece lezzetler değil; servis ve sunum da beş yıldızlı elbette. Artesian müdavimleri burada geçirilen bir akşamı tiyatro izlemeye benzetiyor. Kadehlerin üzerinde uçan, sonra birden patlayıp ortama aromatik kokular yayan plastik bulut şovlarından vb. söz ediyoruz. Bar, adını, içinde bulunduğu Langham otelinin altındaki artezyen kuyusundan alıyor. www.artesian-bar.co.uk
Tüyo: Burası, başka hiçbir yerde bulamayacağınız orijinal lezzetlerle dolu bir yer. Giderseniz, bara özel bir kokteyl deneyin.

21 YAŞINDAN KÜÇÜKLER BİNEMEZ: THE CAROUSEL BAR,
New Orleans, ABD

Fotoğrafa bakıp Carousel Bar’ı lunapark ışıltısına öykünen bir yer sanıp hafifsemeyin; bu 25 koltuklu ‘atlıkarınca bar’ 1949’dan bu yana konuklarını gururla döndürüyor. Şehrin Fransız Bölgesi’ndeki tarihi Monteleone otelinde bulunan barda hülyalara dalanlar arasında; Ernest Hemingway, Truman Capote, Tennessee Williams ve William Faulkner gibi yazarlar da var. Hatta Capote barda oturup içkisini yudumlarken, bir yandan da bu otelde doğmuş olmakla böbürlenirmiş. (Hayır, burada doğmamış. Fakat annesi hamileliğini gerçekten de bu otelde geçirmiş.) 2 bin çelik silindirin döndürdüğü Carousel Bar bir tam turunu 15 dakikada tamamlıyor. Bar çaktırmadan dönerken, sükse yapmış kokteyllerin ve denk gelirseniz canlı New Orleans cazının tadını çıkarabilirsiniz. “Bir New Orleans ziyareti, bu atlıkarıncada bir tur atmadan tamamlanmaz” deniyor, haberiniz olsun. www.hotelmonteleone.com
Tüyo: 21 yaşından küçükler buraya giremiyor. Canlı müzik dinlemek isterseniz, otelin sitesindeki programa göz atabilirsiniz.

CANAVARIN KUCAĞINDA: GIGER BAR 
Château de Saint-Germain, İsviçre

İsviçre’nin Oscar’lı grafik sanatçısı H.R. Giger’ın ‘Alien’ filmi için yarattığı sürreal tasarımlar, bir yaratığın omurgasını andıran bu fantastik İsviçre barında hayat buluyor. Giger’ın, 400 yıllık Ortaçağ şehri Gruyére’deki bir kalede, iki yılda yarattığı detaycılık şaheseri müzenin ve çatıdaki iskelet barın klostrofobik atmosferi, bir uzaylının midesine doğru yolculuğa çıkmışsınız hissi yaratabilir. Zaten amaç da bu. Bu ambiyanstan hiç kopmamanız için; tavandan duvara, yerlerden masa ve sandalyelere her köşe ince ince işlenmiş. Bu deneyimi yaşayabileceğiniz Giger barlardan ülkede iki tane var: İlki 1992’de Chur’da; Gruyére’deki ikincisi 2003’te açılmış. www.hrgiger.com/barmuseum
Tüyo: Bilimkurguya meraklı değilseniz bile, burası bir Ortaçağ şehrinde karşılaşmayı bekleyeceğiniz son şey olabilir. İçkiyle aranız iyi değilse, kahvelerini deneyebilirsiniz.

Reklamlar