‘Star Wars’ nasıl bir külte dönüştü?

starwars_posterTEMPO (Aralık 2015) – Film şirketi 20th Century-Fox, hiçbir yıldız oyuncusu olmayan, seks sahneleri içermeyen bir filme milyon dolarlar yatırıyordu yatırmasına ama adını bile sevmemişti aslında. Kendisine inanmayan herkese inat, sinemanın en büyük destanına dönüşen ‘Star Wars’,  38 yıl sonra hayranlarını hâlâ bir çocuk gibi heyecanlandırabiliyor. Serinin, bu ay vizyona girecek yedinci bölümü öncesi, fenomenin kaynağına, 1970’lere dönme vakti.

lucas-coppola
Francis Ford Coppola ve George Lucas

Yönetmen Francis Ford Coppola, film şirketi Universal’ın yetkilisine öfkeyle bağırıyordu: “Bu zavallı çocuğa bunu nasıl yaparsınız? Bu filmi (‘American Graffiti’) hiç uğruna çekti! neredeyse kendisini öldürdü ve sizin ona söylediğiniz ilk şey, filmin seyirciye gösterilmesinin uygun olmadığı…” O günlerde ‘Baba’ filmiyle Hollywood’u kasıp kavuran Coppola’nın, kontrolünü kaybetmişçesine savunduğu ‘zavallı çocuk’, birkaç yıl sonra ‘Star Wars’u (‘Yıldız Savaşları’) çekecek olan George Lucas’tı. Coppola, Lucas’ı Warner Brothers’da staj yaptığı dönemde kanatları altına almış ve bilimkurguya meraklı genç sinemacıya, “Bana bir iyilik yap: Şu deneysel bilimkurgu filmlerine bir son ver ve komedi çek” diye nasihat etmişti. Bu tavsiye üzerine Lucas, gençlik filmi ‘American Graffiti’yi çekmiş, yapımcılığı da Coppola üstlenmişti. Gelgelelim film, Lucas ile Universal arasında bir meydan savaşına dönüşmüş; ‘American Graffiti’ kan, ter ve gözyaşı dolu yılların ardından tamamlandığında, şirket sonuçtan nefret etmişti. Yıl 1973’tü. Henüz 29’undaki Lucas, borca batmış, tükenmiş ve çaresiz haldeydi. Yönetmenliği bırakmaya karar verdi.

alanjr_and_george
Alan Ladd, Jr. ve George Lucas

O yılın mayıs ayında, bir öğleden sonra, Lucas’ın telefonu çaldı. arayan, 20th Century-Fox’un yaratıcı biriminin başındaki Alan Ladd, Jr.’dı. ‘American Graffiti’yi izlemiş ve çok etkilenmişti. Lucas ile mutlaka bir şeyler yapmak istiyordu, acaba yeni bir fikri var mıydı? o gün, ‘Star Wars’u kâğıda dökmesi için anlaştılar. Bu konuşmadan birkaç ay sonra, ‘American Graffiti’ vizyona girdi. Devamını Ladd anlatıyor:

“Film çok büyük başarı elde etti (Altın Küre kazandı ve Oscar’a aday gösterildi). Buna rağmen, George bir kez bile, ‘Artık benimle anlaştığın zamankinden 10 kat değerli biriyim’ demedi. Tavrı, ‘Bir anlaşma yaptık; ben de ona bağlı kalacağım’ şeklindeydi. Üç yılda ona en çok 25 bin dolar ödemişizdir.” Lucas paradan ziyade, film üzerindeki haklarıyla ilgiliydi. Fox’tan milyon dolarlar yerine, ‘Star Wars’un devamlılık ve ticari haklarını aldı. O vakitler sektörde “çöp haklar” denilen bu haklar sayesinde, Lucas ilerleyen yıllarda altı ‘Star Wars’ filmi çekecek ve muhtemelen sinemanın maddi açıdan en bağımsız yazarı olacaktı. “Herkes çok akıllı olduğumu düşünüyordu, aslında hiç de değildim” diyor Lucas, “Tek yapmak istediğim; seriyi çekebileceğimden emin olmak ve kontrolü başkalarına bırakmamaktı.”

VİETNAM SAVAŞI’NIN ETKİSİ

Lucas senaryo üzerinde üç yıl çalıştı, bu sırada Fox’tan yedi kez veto yedi. Sonunda hikâyesini ikiye bölüp, senaryoyu ikinci kısımdan itibaren yazmaya başladı. Yine de, 100 sayfa yazması gerekirken, kendisini 170’inci sayfada buluveriyordu. En nihayetinde, hikâyenin ikinci parçasını da üçe bölmeye karar verdi. ‘Star Wars’ üçlemesi işte bu toz bulutunda doğdu ve bu sebeple seri, birinci değil, dördüncü bölümden başladı.

Lucas kafasının içindeki galaksiyle mücadele ederken, Amerikan toplumunun üzerine de Vietnam Savaşı’nın kapkara gölgesi düşmüştü. Kendi topraklarından çok uzaklarda, komünizmle kanlı bir savaşa tutuşan ABD, 1973’te Vietnam’dan çekildiğinde yaklaşık 60 bin askerini kaybetmişti. Lucas, savaşın hikâyesine etkisini, “Bu film, silahları çok yetersiz olan küçük bir grup insanın, kudretli bir gücü alt edebildiği Vietnam Savaşı sürerken yazıldı” sözleriyle vurgulamıştı.

Lucas’ın stüdyolarla mücadelesinden öğeler de taşıyan seri, özünde iyi ve kötünün mücadelesiydi. Lucas hikâyesini yazarken mitolojiden (özellikle Joseph Campbell’ın ‘Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’ kitabı-1949); çizgi romanlardan (‘Flash Gordon’ serisi-1936), Japon kültürü ve sinemasından (Akira Kurosawa’nın ‘Gizli Kale’ filmi-1958) ve fantastik edebiyattan (J.R.R. Tolkien’in ‘Yüzüklerin Efendisi’ üçlemesi-1937-49) ilham almış ve ölümün kol gezdiği gezegenler, karanlık lordlar, bilge Jedi’lar, uzaylı ırkları, nevrotik robotlarla dolu bir evren yaratmıştı. ‘Uzun bir zaman önce, çok çok uzak bir galaksi’de geçen üçleme; despot Galaktik İmparatorluğu’na karşı, özgürlük isteyen prenses Leia ve asilerin mücadelesini anlatıyordu.

lucas1
‘Star Wars’un yaratıcısı George Lucas, 1977 tarihli ilk filmin setinde ölümcül ‘Death Star’ uzay istasyonunu inceliyor.
George Lucas, Anthony Daniels'ın canlandırdığı droid C-3PO ile
George Lucas, Anthony Daniels’ın canlandırdığı droid C-3PO ile

“ZAVALLI GEORGE… AKLIN NEREDEYDİ?”

Prodüksiyon tasarımcısı John Berry ve set tasarımcısı Roger Christian, bu yeni evreni ete kemiğe bürümek için soluğu İngiltere’de, 60 dolara uçak hurdası satan depolarda almıştı. ‘Star Wars’ dünyasının önemli bir kısmı, aralarında II. Dünya Savaşı’nda kullanılan bir jetin de bulunduğu kamyonlar dolusu hurdayla yaratıldı. Bilimkurgu sineması nihayet, o kartondan ilkel roketlere “elveda” diyordu.

Lucas, ‘Star Wars’un görsel dilinin sessiz filmler gibi güçlü olmasını istiyor fakat sesi de çok önemsiyordu. “Bu filmde stok ‘bilimkurgu’ sesi istemiyorduk” diye anlatıyor prodüktör Gary Kurtz, “George ile sinema eğitimi aldığımız Güney Kaliforniya Üniversitesi’ne gidip, yaratıcı bir öğrenci var mı diye baktık. Orada, ses tasarımcımız Ben Burtt’le tanıştık. Burtt, bir yıldan uzun süre alışılmadık kaynaklardan ses topladı.” Filmde çıkardığı işle genç yaşta Oscar’a uzanan Burtt, bu ses arşiviyle, Darth Vader’ın mekanik soluklarından, ışın kılıçlarının vınlamasına olağanüstü sesler yarattı. Nasıl mı? Jedi şövalyelerinin üstün silahları olan ışın kılıçlarının gizemli sesi, eski bir film projektörünün motor sesi ile kazara televizyondan sinyal alan bir mikrofonun sesinin mikslenmesiyle elde edilmişti mesela.

starwars_epi4_12-fa55fe4f13ee
Ses tasarımcısı Ben Burtt, ‘Star Wars’un seslerini yaratmak için bir yıldan uzun süre alışılmadık kaynaklardan ses topladı. Bu kaynaklar arasında ayılar da vardı.

Gelgelelim Lucas, filmin potansiyeline sinemacıları bile ikna edemiyordu. Filmin kaba bir kurgusunu Martin Scorsese ve Brian De palma gibi yönetmen arkadaşlarına göstermiş; aldığı tepki, “Zavallı George… aklın neredeydi?” şeklinde olmuştu. Bir tek Steven Spielberg ayağa fırlayıp, “Bu, gelmiş geçmiş en büyük film olacak!” demiş; bu kez hepsi ona dönüp, mırıldanmıştı: “Zavallı Steven…” Lucas’ı, filmin, insanın yüreğini umutla dolduran ikonik tema müziğini besteleyen John Williams’a yönlendiren isim de Spielberg olacaktı.

BİLİMKURGU NASIL ANA AKIM OLDU?

25 Mayıs 1977 günü, ‘Star Wars’ yalnızca 32 Amerikan sinemasında vizyona girdi. Hayatının son dört yılını film için endişelenerek geçiren Lucas, bu stresi kaldıramayacaktı; Hawaii’ye gitmeye hazırlanıyordu. O esnada telefonu çaldı. Arayan, yine Fox’tan Ladd’di. “Buna inanamayacaksın! sinemanın önünde kuyruklar oluştu” diyordu. “Sakin ol Laddie” dedi Lucas sükûnetle, “Bilimkurgu fanları ilk hafta ne olsa izler.” Sonraki hafta Ladd tekrar aradı: “George hemen CBS’i aç!” Lucas o an anladı; kuyruklar uzuyordu!

‘Star Wars’ beklenmedik bir gişe canavarına dönüşmüş olarak, tüm yıl vizyonda kaldığı gibi, sonraki yıl yeniden gösterime girdi. Atlantik’in öbür yakasında; Londra’da karaborsacılar, 2.20 pound’luk sinema biletlerini 30 pound’a satmaya başlamıştı. Üstelik Lucas’ın Fox’tan zahmetsizce aldığı ticari haklar; oyuncak, kitap, yap-boz, tişört, maske vb. formunda milyon dolarlara dönüşüyordu. 1977’de 11 yaşında olan, günümüzün New York Times film eleştirmeni A. O. Scott, “O yıl filmi kaç kez izlediğimden emin değilim” diyor, “Galiba ilk kez anne-babamla gitmiştim. sonra kız kardeşimi götürdüm. Bir başka gün, 6’ncı sınıftan bir kızla gittik. Bir arkadaşımın doğum günü partisine film gösteriminin dahil olduğunu hatırlıyorum. ‘Star Wars’u izlemek bir rutindi. Canınız sıkıldığında, tabii eğer harçlığınız çoktan bitmediyse, gidip bu filmi izlerdiniz.”

starwars2
Yıl, 1983; yer, Toronto. ‘Star Wars’ hayranları, orijinal üçlemenin finali olan ‘Jedi’ın Dönüşü’nü izlemek için saatler öncesinden kuyruğa girmiş. Bu kuyruklar, 2000’li yıllardaki üçlemede de sürdü.

Eleştirmenler ise, o güne kadar izledikleri hiçbir şeye benzemeyen film konusunda bıçak gibi bölünmüştü. Time dergisi filmi ‘yılın açık ara en iyisi’ ilan ederken, New York dergisi “Yalnızca geçen yılın hava raporu kadar heyecanlı” diyordu. Ama en acımasız eleştirmen bile, Lucas’a ait ILM’in görsel efektlerinin, ses sisteminin, tasarımların ve kostümlerin hakkını veriyordu. Film çocukçaydı, ama bir devrim yapmıştı.

‘Star Wars’a dek bilimkurgu genellikle hafta sonu matinelerinde gösterilen, ‘ikinci sınıf’ muamelesi gören bir türdü. Şimdi filmi haftada altı kez izleyen bile vardı. Prodüktör Kurtz, “Şaşkına dönmüştük” diye anlatıyor, “Bilimkurgu izleyicisinin ana akıma geçişini görmek tam bir sürprizdi.” Bu dramatik geçiş, Hollywood yapımcılarının kafasında ampullerin birini söndürüyor, diğerini yakıyordu:

• Sonradan “X Kuşağı” diye adlandırılacak, eğlenceye aç ve kahraman figürlerine ihtiyaç duyan çocuklar/ergenler, sinemada ilk kitlesel fan kültürünü başlatmıştı. (‘Star Wars’u bir külte çeviren de, seriyi taparcasına seven hayranları oldu.)
• Hollywood’da perde ‘Baba’, ‘Taksi Şoförü’ gibi sofistike filmler için kapanıyor, gişe rekortmeni fantastik yapımlar ve üçlemeler için açılıyordu. (‘Star Wars’ bu yüzden, Hollywood’un altın çağını katletmekle ve Lucas sinemanın Darth Vader’ına dönüşmekle suçlanıyor.)
• Lisanslı ürünler, filmin kendisinden bile çok para kazanabilirdi. (Yaklaşık 40 yılda, ‘Star Wars’ gişe rekortmeni beş yeni film, bilgisayar oyunları ve DVD’lerin de eklenmesiyle gezegen boyutunda bir para makinesine dönüştü. Yarattığı 27 milyar dolarlık ekonomiyi geçebilen başka bir film yok.)

Eleştirmen Jim emerson, MSN Movies’deki analizinde, “Dünyayı çalkalayan, esasında filmin kendisi değil; filme gösterilen ilgi ve bu ilgiye sinema endüstrisinin gösterdiği ilgiydi” diye özetliyor tabloyu.

starwars_epi5_11-a5af479dea30
Makyaj sanatçısı/tasarımcısı Stuart Freeborn, Jedi ustası Yoda’nın yüzünü kendisine benzetmişti.

GÜÇLÜ METAFORLAR

Peki, nasıl olmuştu da, bu ‘çocukça’ hikâye (Lucas bile hedef kitlesini 14 yaş ve altı olarak açıklamıştı) bir üst kuşağı da esir almıştı? Nasıl olmuştu da, örneğin Fransız solcular filmi “faşizm yanlısı” bulabilirken, İtalyan sağcılar “açıkça komünizm yanlısı” ilan edebiliyor; ABD Başkanı Ronald Reagan ise, ‘Star Wars’ lakabı takılan füze savunma sistemine “Güç bizimle” diye sahip çıkabiliyordu?

Lucas’ın hikâyesinde bildiğimiz hiçbir ülke, hiçbir millet ve hiçbir din yoktu; onların yerine dileyenin dilediği gibi kullanabileceği güçlü metaforlar vardı. Metodist Budist Lucas, bu epik uzay hikâyesini sadece lazer tabancalarıyla değil, taoizm, Budizm, eski Hıristiyan ve samuray öğretileriyle desteklemişti. Bu galakside bir ‘tanrı’ yoktu ama adına ‘Güç’ denen kadim bir inanç vardı. Güç, galakside yaşayan bütün canlıların yarattığı; onları çevreleyen, içlerine nüfuz eden ve galaksiyi bir arada tutan bir enerji alanıydı. Galaksinin barış ve adalet sağlayıcısı olan, ışın kılıçlarıyla savaşan samurayvari Jedi şövalyelerinin kuvveti de Güç’ten geliyordu. ancak Güç’ün bir de Karanlık Taraf’ı vardı. Karanlık Taraf daha güçlü değildi ama daha hızlı, kolay ve çekiciydi. Neredeyse bin yıldır Jedi eğiten, cin bakışlarını Einstein’dan alan devrik cümle üstadı Yoda, çömezi Luke Skywalker’a (Darth Vader’ın oğlu) karanlığı şöyle anlatıyordu: “Öfke, korku, saldırganlık… Güç’ün karanlık yüzüdür bunlar. Kolayca süzülüp seni buluverirler dövüşürken. Bir kere izin ver onlara, sonsuza kadar onların eline geçer kaderin. Seni sömürürler.”

jedi
Serinin ana karakteri Anakin Skywalker (Hayden Christensen), Darth Vader’a dönüşmeden önce ustası Obi-Wan Kenobi (Ewan McGregor) ile
starwars_films_08-84a650e95f4b (1)
Ve Anakin Skywalker, Güç’ün Karanlık Taraf’ına geçer.

‘STAR WARS’ LUCAS’I AŞTI

davidprowse
Darth Vader’ı oynayan aktör David Prowse

Sistem karşıtı Lucas, birkaç yıl içinde Hollywood’un boynuna geçirdiği tasmadan kurtulmuş, Kaliforniya’daki Lucas Vadisi’nde sinema vahası Skywalker Çiftliği’ni kurmuş, yarattığı hikâye popüler bir mite, kendisi de bu mite hayat üfleyen bir yarı-tanrıya dönüşmüştü. ‘Star Wars’un üçer yıl arayla gösterime giren bölümleri gizemle besleniyordu. 1980’de, serinin ikinci filmi ‘İmparator’un Dönüşü’nün çekimlerine giden Time muhabiri James Willwerth, setteki olağanüstü güvenliği “CIA görse utanır” diye yorumluyordu. Oyuncuların çoğuna sadece kendi replikleri gösteriliyor; Darth Vader’ı oynayan aktör David Prowse’a ise saçma sapan cümleler veriliyor, gerçek replikleri Vader’ı seslendiren James Earl Jones okuyordu. Prowse, “Gizlilik konusunda paranoyaklaşmışlardı” diyor.

O gün bugündür ‘Star Wars’ imparatorluğu, 1970’lerin çocuk hayranlarıyla beraber büyüyor. Hayranlar yıllar içinde ‘Star Wars’ ekonomisini genişletmekle kalmadı; üçlemenin parodilerini, oyunlarını, sanatını, web sitelerini, kitaplarını ve hatta dinini (Jediizm) yarattı; hikâyeyi çoğalttı, canlı tuttu ve sonraki kuşağa aktardı. Ukrayna İnternet partisi, geçen yıl ‘Darth Vader’ kostümlü kimliği belirsiz birini cumhurbaşkanlığına aday gösterdi. Akademisyenler ve araştırmacıların da katkısıyla; popüler kültür çoktandır ‘Star Wars’ göndermeleriyle dolup taşıyor. ‘Star Wars’u Lucas yarattı ama hikâyesi artık kendisinden büyük. ‘Hayran Fenomeni: Star Wars’ (2013) isimli kitap şöyle diyor: 

Star Wars’ topluluğu uzay ve zamanda çok geniş bir alana yayılır. Etnik ve kültürel çizgileri aşar, jenerasyonlar arası boşlukları doldurur, sınıf ve statü barikatlarını yok eder. Bu, gezegendeki en çeşitli küme olabilir ama içindekiler, Fransızları, Hinduları ya da savahilileri birleştiren neyse, aynı güçlü bağla bağlıdır.

Bu yüksek sadakat yüzünden, serinin 1999-2005 arasında vizyona giren son üçlemesini fazla ‘pazarlama’ odaklı bulan kimi hayranlar, Lucas’a açık mektup yazıp, “Lucas çocukluğumuzun ırzına geçti” diye şarkı bestelemekte ya da “People vs. George Lucas” diye belgesel çekmekte mahzur görmüyor.

LUCAS: “DARTH VADER’A DÖNÜŞTÜM”

Lucas’a gelince… “Kendi eserinin kölesi oldu” iddialarını, 2004’te şöyle yanıtlamıştı: “Şirketlerle mücadele eden biriyken, kendimi bir şirketin başında buldum. Bu açık bir ironi. Kaçındığım şeyin ta kendisi oldum. ‘Star Wars’ da kısmen bununla ilgilidir. Bu Darth Vader’dır. Ama filmlerimi istediğim gibi çekebildiğim için mutluyum.”

Lucas, 2012’de Lucasfilm’i 4 milyar dolara Disney’e satarak ‘Star Wars’dan emekliliğini ilan etti. Disney şimdi bu parayı yeni bir üçleme (ilk bölüm ‘Güç Uyanıyor’ bu ay vizyona giriyor) ve dört bir yandan üstümüze yağan ürünlerle geri kazanma peşinde. Filmin, tüm zamanların en çok kazanan yapımı olması bekleniyor.

Spielberg haklıydı: ‘Star Wars’dan iyileri geldi ama en büyüğü hâlâ o. New York Üniversitesi’nde ‘İlyada’dan ‘Star Wars’a’ dersleri veren Joan Breton Connelly’nin dediği gibi: “100 yıl sonra da birileri ‘Star Wars’un etkilerini tartışıyor olacak ve onda bizim bugün gördüğümüzden farklı şeyler bulacaklar. Tıpkı, bugün bizim hâlâ Homeros’u konuşuyor olmamız gibi…”

darthvaderSinema tarihinin efsanevi kötüsü
Serinin ana karakteri Darth Vader, 1977 tarihli ilk ‘Star Wars’ filminin dördüncü dakikasında, ürpertici nefesi ve geniş adımlarıyla hayatımıza girdi. Bir Jedi iken Güç’ün karanlık Taraf’ına geçen Vader, Güç’ü, telekineziyle birilerini boğmak gibi amaçlarla kullanabiliyor. Darth Vader’ı yaratan  George Lucas, ses tasarımcısı Ben Burtt’e, “Bu elemanda yapay akciğer var. Bir şekilde hallet” demiş, az bütçesi kalan Burtt de, birtakım başarısız denemelerin sonunda, bir scuba-diving dükkânından aldığı oksijen tüpünün regülatörüne mikrofon takıp, soluk alıp verme seslerini kaydetmişti. Burtt, kendi sesini arşivindeki diğer seslerle sentezleyince ortaya Darth Vader’ın soluğu çıktı. Vader’ın kostümü ise, Ralph McQuarrie’nin eskizleri üzerine tasarımcı John Mollo tarafından yaratıldı. Samuray giysileri, I. Dünya Savaşı zırhları ve Nazi miğferlerinden ilham alındı. ‘Darth’ İngilizce’deki ‘dark’ (karanlık); ‘Vader’ da ‘father’ (baba) sözcüklerinin birer varyasyonu.

 

Reklamlar