‘Yeşil Yol’un kalbinde

YESİL_YOLTEMPODERGİSİ
Rakım 2.400 metre. Avusor Yaylası’nda bir bağlantı yolu açılıyor.

TEMPO (Ağustos 2015) – ‘Yeşil Yol’ projesini, en olaylı güzergâhı Rize Çamlıhemşin’de araştırdık. “Yok öyle şey” diye yalanlanan ağaç kesimlerini de, koruma altındaki milli park alanında cirit atan iş makinelerini de, dağlarda açılan bağlantı yollarını da görüntüledik. Yeşil Yol sadece yasalara değil, doğanın kurallarına da kafa tutuyor. 

Yazı: Özlem Numanoğlu ozlem@doganburda.com
Fotoğraflar: Ertuğrul Balıkçıoğlu

Rize’de temmuz ayına “Çürük ayı” denir. Güneş doğru düzgün yüzünü göstermez. Yağmur, sis, nem, çise birbirine karışır. Her yan ıslaktır, yollar çamura bulanır. Çürümüş yaprak kokusu ciğerlerinize dolar. Ve her nasılsa bunlar büyüleyici bir karışım yaratır. Dağlara çıktıkça -oksijen azaldığı halde- hava öyle tazeleşir ki, sanki ilk kez nefes alıyormuş gibi hissederseniz. 2 bin küsur metre yüksekliklerde ormanlar biter; geniş çayırlar başlar. Etrafınızı saran sis sandığınız şey, aslında bulutlardır. Sessizliği kar sularıyla çağlayan derenin gümbürtüsü; ıssızlığı ineklerin çıngırak sesleri böler. Şanslıysanız bulutlar dağılır ve buzlu zirveler güneşin altında pırıldar. İşte bu vahşi coğrafyaya “Kaçkar Dağları” denir ve adamı bir görüşte çarpar. Ama şimdi bu dağlarda manzara değişiyor: İş makineleri yaylalara çıkan yolları genişletiyor, yamaçları tıraşlıyor, kadim ağaçları deviriyor, çayırlarda yeni bağlantı yolları açıyor ve yosun tutmuş dev kayaları kırıyor. Nedenini, yüksek yaylalarda jandarmalara, dozerlere kafa tutan bölge halkının eylemleriyle duymuş olmalısınız: ‘Yeşile Yolculuk’, nam-ı diğer ‘Yeşil Yol’ projesi.

YEŞİL YOL NEDİR?
Yeşil Yol, aslında Doğu Karadeniz ile ilgili dev bir turizm kalkınma planının(*) parçası. Pratikteki ilk amacı, Samsun’dan Artvin’e sekiz ilin en özel yaylalarını yüksek rakımdan birbirine bağlamak, ardından bu yol üzerinde 38 adet turizm merkezi açmak. Plan ilk bakışta “E ne güzel işte, isteyen bu dağları rahat rahat gezecek” hissiyatı uyandırsa da, kimi bilim adamları, hukukçular, sivil toplum örgütleri, ‘Fırtına İnisiyatifi’ çatısı altında toplanan aktivistler ve bazı yaylacılar tarafından yoğun itirazla karşılandı. “Niye?”sini, Yeşil Yol’un en tartışmalı güzergâhlarından Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde araştırdık.

‘Çürük ayı’nın ikinci haftası Çamlıhemşin’deyiz. Burası, Doğu Karadeniz’in en popüler yaylalarına açılan kapı. İlçeden, daha yüksek rakımlardaki Ayder dahil hemen her yaylaya araç, dolmuş vb. işliyor. Ama altınızda 4×4 bir arazi aracı yoksa bazı yaylalara ciple çıkmanız bile mümkün değil. Yeşil Yol çalışmalarını görüntülemek istediğimiz Huser Yaylası’nın, bir yanı uçurum olan dimdik ve çamurlu yolunu aşamayıp, tırıs tırıs geri dönmemiz bu yüzden. “İklim şartları nedeniyle var olan yolları bile açık tutamıyorlar” diyor Fırtına İnisiyatifi’nden Fatih Tarakçı; “Yeşil Yol’a gelene kadar önce mevcut yollarımızı iyileştirsinler.”

yesilyol
Rize yayla yollarında bir süre sonra bu görüntüyü kanıksıyorsunuz. İş makineleri dört koldan çalışıyor. Burası, Avusor Yaylası’nın yolu.

NİYE BİRDEN KIYAMET KOPTU?
Yeşil Yol çalışmaları yeni başlamadı aslında; Doğu Karadeniz hattında iki yıldır sessiz sedasız ve pek büyük bir direnişle karşılaşmadan ilerliyor. Fakat geçtiğimiz haziran ayında sıra Çamlıhemşin’e geldiğinde işler değişti. Peki neden? Fırtına Vadisi’nde yapımı engellenen hidroelektrik santrallere (HES) karşı yürüttüğü hukuki mücadeleyle tanınan Çamlıhemşinli avukat Yakup Okumuşoğlu, bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Çünkü Fırtına Vadisi, Rize değildir.” Diğer ilçelerde hızla ilerleyen Yeşil Yol çalışmalarına bakınca, cümle daha iyi anlaşılabilir. Zira doğal SİT alanlarıyla kaplı Çamlıhemşin, insan profili ve çevre duyarlılığıyla yörede sivriliyor. Üstelik HES projeleri sebebiyle eylem pratiği hâlâ çok taze ve güçlü. Öyle ki, Yeşil Yol çalışmalarında görevli bir dozer operatörü, eylemciler için “Bunlar yüzünden 1.5 aydır yatıyoruz” diyor.

DEVLET ARAP TURİST İSTİYOR
Çamlıhemşin’de yaşayan, Fırtına İnisiyatifi’nin parçası olan ve yaylalarda rehberlik de yapan yazar Uğur Biryol, “Bize ‘Gezi’ci’, ‘HDP’li’, ‘çapulcu’ diyorlar ama Kavron’da yaylacılar bize destek verdi. Hep ‘halk, halk’ deyip duruyorlar ya, e biz de uzaydan gelmedik. Burada yaşıyor, iş yapıyor, insanlara para kazandırmaya çalışıyoruz” diyor. Biryol’un Yeşil Yol’a dair çok sayıdaki kaygısından biri de, yaylaları kitle turizmine açacak olması. Uzun yıllardır sırt çantalı turistlerin trekking, dağcılık, yaban hayatı gözlemi vb. sebeplerle çıktığı serin yaylalar, son birkaç yıldır özellikle Arap turistlerin akınına uğruyor. Devletin turizm eylem planı da bunun altını çiziyor: “Arap ülkelerinden artan talep, yayla turizmini öne çıkarmaktadır. Bölgenin turizmde marka değer olmasına katkı sunması için Yeşil Yol’un tamamlanması büyük önem arz etmektedir.” Biryol, “Turizmciler sessiz kalmaya devam ederlerse, yakında sadece Araplara pilav servis edecekler” diyor.

yaylaat_tempo
Bulutların üzerini örttüğü Avusor Yaylası’nda büyüleyici bir an. Aracı durdurup, atı uyandırmadan birkaç kare alabiliyoruz.

DOĞAL HAYAT NE OLUR?
Sahibi olduğu eko-turizm acentesi, Lonely Planet gibi dünya çapında seyahat rehberlerine girmiş Mehmet Demirci ile bir iş makinesinin taş kırdığı milli park içindeki Kavron Yaylası’nda karşılaşıyoruz. Buraya, bir grup Alman trekkingci ile çıkmış. Yaylanın kafeteryasında çayımızı yudumlarken, bize ABD’deki milli parkları anlatıyor: “Bizim için uzaysal şeyler” diyor; “Oradaki sistem ile buradaki denetimsizlik arasında saç baş yolduracak denli akort bozuklukları var.” Demirci, Yeşil Yol ile oluşacak canlılığın doğayı tahrip edeceği görüşünde.

ESAS AMAÇ MADENLER Mİ?
Bölgede konuştuğumuz pek çok kişi, Yeşil Yol’un maden ocaklarına altyapı hazırladığını düşünüyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, “Yolun madencilik için yapılıp yapılmadığını söylemek öngörü olur” diyor; “Ama Doğu Karadeniz’de yoğun bakır yatakları mevcut. Bakırın yoğun olduğu yerde genellikle altın da bulunur. Buralar madencilerin gözünü diktiği bölgeler.” Projeyi koordine eden Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (DOKAP) Başkanı Ekrem Yüce ise, “Nereden çıkıyor bunlar?” diye sitem ediyor.

Anlaşılacağı üzere, Yeşil Yol çetrefilli bir konu. Yaylalarda “Bu yol mutlaka yapılmalı” diyen birine rastlamadık. Ama “Yol medeniyettir” noktasında karşı çıkmayan ve “Yaylalardan değil, başka yerden geçirilsin” diyenler var. Tarafların buluştuğu nokta ise, öncelikle mevcut yolların düzeltilmesi. Tempo olarak Çamlıhemşin özelinde derinlemesine inceleme imkânı bulduğumuz proje, tüm Doğu Karadeniz adına tekrar düşünmekte fayda olduğunu gösteriyor. Sebeplerini aktaralım.

(*) Projeyi koordine eden Kalkınma Bakanlığı’na bağlı Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın eylem planı.

*AVUSOR YAYLASI*
İŞTE BİR YEŞİL YOL BAĞLANTISI… GERÇEKTEN İHTİYAÇ VAR MI?

avusor
Ön tarafta gördüğünüz yol, Avusor Yaylası’nın mevcut yolu. Çayırda açılan ham yol, bu yola bağlanıp daha yukarı kotlara çıkacak ve sonra başka bir yayla yoluna bağlanacak.

Lazların kullandığı Avusor Yaylası, 2 bin 420 metre rakımda, ağaçların yaşamadığı yüksek çayırlarda yer alıyor. Yaklaşık 150 evden oluşuyor. Halihazırda 3-4 metre genişliğinde, virajlı ve dik bir toprak yolu var. İş makineleri yolun bir bölümünü Yeşil Yol kapsamında çift şeritli hale getirmiş bile. Çalışmalar nedeniyle balçığa dönüşmüş yolda viraj aldıkça, açık camlardan içeri çamur yağıyor. Nihayetinde, ineklerin sakin sakin otladığı Yukarı Avusor’a ulaştığımızda, Yeşil Yol’un bağlantı yollarının küçük bir etabıyla karşılaşıyoruz (sağda). Bir dozer, çayırda 6-7 metre genişliğinde, bazı noktalarda yaklaşık 3 metre derinliğe varan bir yol açıyor. Yol, Kaçkarlar’ın üst kesimlerine doğru ilerleyip, bulutların içinde gözden kayboluyor. Proje kapsamında, Doğu Karadeniz’de buna benzer çok sayıda ham yol açılıyor. Amaç, yeni yolları mevcut olanlarla birleştirip yaylaları bağlamak. Bitince maksimum 8 metre genişliğinde olacağı ve taş kaplanacağı belirtilen bu yollar ile ıssız dağlarda araç trafiği başlaması bekleniyor. Avusor Yaylası’nda direniş yok. Mahkeme ise yürütmeyi durdurdu.

İTİRAZ: “YEŞİL YOL , HEYELAN VE ÇIĞ GETİRİR”
Bir örnekle anlatalım: Yukarı Kavron ve Samistal yaylalarından geçen Yeşil Yol güzergâhının bir kısmı yamaç molozundan oluşuyor. Buralardaki yüksek eğim yüzünden, yol açıldığında yamaç molozunun akıp, heyelan oluşturma riski çok yüksek. KTÜ’den Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, “Yol, bir su arkı gibi dağdan gelen suyu dereye dönüştürebilir. Bu da erozyon ve heyelanı tetikler” diyor. Diğer kaygı, çığ. Zira kışın metrelerce derinlikte karla kaplanan bu dağlarda çığ, yayla evlerinin yerini bile değiştirebiliyor. Çamlıhemşin Vakfı, gözlemsiz ve fizibilite raporları hazırlanmadan hasbelkader yapılan bu çalışmaların çığ oluşumunu katlayacağı ve çığların rotasını değiştireceği konusunda uyarıyor.

RESMİ GÖRÜŞ: “KONTROL ALTINDA”
DOKAP raporlarında, heyelana karşı risk haritalarına göre ilerleneceği belirtiliyor.

avusor1

Reşit Kesici (46),
Pansiyon sahibi, Avusor Yaylası

“Eskiden dağlarda çobanlık yaparken, gece ayışığının vurduğu belli yerlerde, sanki  yeraltında havaifişek patlamış gibi parlaklıklar görürdük. Yeraltını bilmem ama buralarda yerüstünde doğal taşlar var. Yeşil Yol ile doğayı çizip kanatacak, sonra da ciğerlerini, yani madenleri sökecekler (…) Bir kanun değişikliğiyle buralarda beş yıldızlı oteller, zenginler için köyler oluşabilir ve bizi kovabilirler. Çünkü buralar Hazine arazisi. Kimse yola karşı değil ama Yeşil Yol bunları getirir.”

*YUKARI KAVRON YAYLASI*
Milli parkta ‘taş ocağı’

yukari_kavron_yesilyol
Yukarı Kavron Yaylası’ndan Kaçkar Dağları’na bakış (üstte). Burası ile üstteki karedeki Yukarı Kavron Yaylası’nın arasında birkaç yüz metre var. Yolun iki yanı aslında “Alpin çayırı” denilen yeşil örtüyle kaplı. İş makinesi bu çayırlardaki kayaları Yeşil Yol’a istinat duvarı yapmak için kırıyor.

“Yer dumanı” denilen bulutların içinde Yukarı Kavron Yaylası’nın, tıpkı Avusor gibi dik ve çamurlu yolunda ilerliyoruz. Görüş mesafesi birkaç metreye kadar düşmüş vaziyette. Sessizlik neredeyse olağanüstü seviyede. 2 bin küsur metredeki Aşağı Kavron’u geçtikten sonra, dumanın içinden birden boğuk sesler gelmeye başlıyor. Atmosfer korku filminden hallice… Sonra yolun iki yanında taş tepecikleri başlıyor ve dumanın içinde zar zor seçilen bir iş makinesi görüyoruz. Çayıra yayılmış binlerce taşın üzerine çıkmış, yüzyıllardır bu çayırları bekleyen kadim kayaları kırıyor (arka sayfadaki fotoğraf). Bu taşlar, Yeşil Yol kapsamında genişletilen/açılan yolların kenarına örülecek. Birkaç yüz metre ilerideki Yukarı Kavron’daki (2.260 m) yol çalışmaları ise, Fırtına İnisiyatifi ve bazı yaylacıların eylemleriyle durduruldu. Kaçkarlar’a zirve tırmanışı için gelen dağcıların ve trekkingcilerin uğrak noktası olan Yukarı Kavron, bölgenin en büyük yaylası. Elektriğin birkaç yıl önce geldiği yaylada artık cep telefonu bile çekiyor. Bu gelişmeler yaylacıların yüzünü güldürse de, aynısını doğa için söylemek mümkün değil. Musluktan akan su hâlâ elinizdeki sabunu bile çıkartmayacak kadar saf ama artık ağzınızı dereye dayayıp su içmek için daha da yukarı çıkmanız gerek. Çünkü dere atıklara maruz kalıyor.

İTİRAZ: “MİLLİ PARKTA YOL YAPMAK YASALARA AYKIRI”
Yukarı Kavron Yaylası, Kaçkar Dağları Milli Parkı sınırları içinde. Burası bir ‘Mutlak Koruma Alanı’, yani yaşlı ormanlarının, yaban faunasının, çayırlarının ve su kaynaklarının ne olursa olsun korunması gerekiyor. Kâğıt üzerinde kurallar sıkı; milli parkta yönetimin izin verdiği çalışmalar ve yürüyüşler hariç hiçbir faaliyete izin yok. Yeni yol açılamaması ve mevcut yolların genişletilememesi de buna dahil. Çamlıhemşin Vakfı geçen ay yolun Kavron-Samistal arası kısmının yapımının durdurulması için dava açtı. Konuyla ilgili kapsamlı raporlar hazırlayan vakıf, her türlü siyasi etkiden uzak, sadece bölgeyi düşünerek hareket ettiklerini vurguluyor.

RESMİ GÖRÜŞ: “KORUMA PLANI YOK” İTİRAFI
Çamlıhemşin Vakfı, iki ay önce Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne Yeşil Yol’u sordu. Gelen cevap çok çarpıcıydı: “Yapılan incelemede, Yeşil Yol Projesi ile ilgili Genel Müdürlüğümüzce herhangi bir Koruma Amaçlı İmar Planı onayı yapılmadığı ve bahsi geçen projeye ilişkin bir plan teklifi sunulmadığı tespit edilmiştir.” Vakfa göre, bu durumda yapılan yollar kaçak.

yukari_kavron_yesilyol1

*AŞAĞI-YUKARI KAVRON ARASI*

yesilyol_tempodergisi
DİKKATLİ BAKIN! Yukarı Kavron yolundaki bu manzarayı ilk gördüğümüz andaki tepkimiz, “Korku filmi gibi…” Bulutlara gömülü çayırın ortasında bir iş makinesi boğuk seslerle taş kırıyor.

İTİRAZ: “2 MİLYON 900 BİN KAMYON MOLOZ VADİLERE DÖKÜLECEK”
Doğu Karadeniz yaylaları gibi yüksek eğimli yerlerde yol yapılırken ortaya muazzam bir hafriyat çıkıyor. Yolun yamaç molozu olan kısımlarındaki hafriyatın Kaçkarlar’da yamaç aşağı bırakılması bekleniyor. Yolun som granit olan kısımlarında ise dev kayalar patlatılacak ve 30 metre yüksekliğinde duvarlar oluşacak. Çamlıhemşin Vakfı, “Çin Seddi gibi olur” diyor. Bu hafriyat, Kavron Deresi’ne kadar tüm sahayı tahrip edebilir. Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, “Yeşil Yol’un geçtiği yerlerin ortalama eğimi yüzde 74. Bu, akıllara ziyan bir hafriyat ve tahribat demek” diyor.

RESMİ GÖRÜŞ: “TAŞINACAK”
Raporlarda hafriyatın taşınacağı belirtiliyor. Fakat bu muazzam boyutta bir teknik ve mali yük demek. Zira teknik bilirkişiler, kabaca 2 milyon 900 bin kamyon hafriyattan söz ediyor.

İTİRAZ: “DEVLET ÇED RAPORUNDAN KAÇMAK İÇİN KENDİ YASASININ ARKASINDAN DOLANIYOR”
Avukat Yakup Okumuşoğlu’ndan aldığımız bilgiye göre Yeşil Yol, 15-20 kilometrelik etaplar halinde ihale ediliyor. Zira 20 kilometreden uzun yollar, ÇED’e, yani Çevresel Etki Değerlendirmesi raporuna tabi. Devletin ilgili kuruluşlarının verdiği ÇED raporu, bir faaliyetin çevreye olası zararlarını analiz ediyor. Milli park gibi hassas noktalarda ÇED’in hayati önemi var, çünkü rapor olumsuz çıkarsa, o bölgede rapora aykırı işlem yapılamıyor. Yeşil Yol’da ise ’20 kilometre’ sınırı ile ÇED devre dışı bırakılıyor. Bu durum, yola karşı çıkan hukukçuları da zorluyor, çünkü her idari işlemi ayrı ayrı dava etmeleri gerekiyor.

RESMİ GÖRÜŞ: “KURALI ZATEN BİZ KOYUYORUZ”
Yeşil Yol’u koordine eden DOKAP’ın Başkanı Ekrem Yüce’den, “Sorunuzla, yaptığımız iş arasında bağlantı kurmakta güçlük çekiyorum. Öyle bir hesabımız yok. Bu işi yapan devlet. Kuralı koyan da devlet. Arkasından dolaşmasının ne anlamı var?” şeklinde bir yanıt aldık. Yüce, DOKAP olarak yerel idarelerden güzergâhla ilgili genel bilgi aldıklarını belirterek, “Ben 20’yi bilmem” dedi.

*FIRTINA İNİSİYATİFİ*

“BENİ SİZ COPLAMAYIN, RİZE’DEN JANDARMA GELSİN, O COPLASIN! YOKSA NASIL YÜZYÜZE BAKARIZ?”

firtina_inisiyatifi
TARAFLAR TARTIŞIYOR – İş makinesi milli parka izin belgesi göstermeden girebilir mi, giremez mi? Soldan sağa: Fırtına İnisiyatifi’nden Fatih Tarakçı, İlçe Jandarma Komutanı Mustafa Uslu, ÇA-PA İnşaat sahibi Ali Fikret Cihan, muhtar Lütfü Sezgin.

Çamlıhemşin merkezine yakın Molla Reis Köyü’ndeyiz. Günlerden 7 Temmuz, salı. Bölge halkının oluşturduğu ve Çamlıhemşin’deki sayıları 20-30 civarında olan Fırtına İnisiyatifi üyeleri, işlerini güçlerini bırakıp köye geliyor. Sebebi belli: O sabah Trabzon’dan Çamlıhemşin’e gelen ve Yeşil Yol çalışmaları için Samistal Yaylası’na çıkacak iş makinelerini protesto etmek. Eylemleri, iş makinesini kamyonla taşıyan şoför ve operatör için tam bir sürpriz. Eylemcilere “Nereden haberi oldu ki bunların?” ifadesiyle bakıyorlar. Kamyonları çamurlu yokuş yüzünden ilerleyemediği için köye çakılı kalmış vaziyetteler. Eylem, tulumun keskin sesiyle başlıyor. Horon sürerken jandarma ve Samistal’deki yol inşaatını üstlenen Ça-Pa İnşaat’ın sahiplerinden Ali Fikret Cihan da köye geliyor. Başta sinirler gergin; herkes birbirinden hesap soruyor. Sonra volüm düşüyor, bu sefer taraflar birbirlerini anlayışa davet ediyor. Bir noktada, eylemcilerle konuşan Cihan’ın “Bilsem girer miydim bu işe?” diye söylendiğini duyuyoruz. “Pişman mı oldunuz?” diye sorunca, “Yok canım. Arkadaşlar izin verse onlara güzel bir eser bırakacağım” diyor. Ortam hayli enteresan; bir ara ilçe jandarma komutanının o ana dek çıkıştığı eylemci muhtara sarıldığına bile şahit oluyoruz. Karadeniz şivesi de olan bitene başka bir hava katıyor.

Eylemden diyaloglar:
− Eylemci (Jandarma komutanına kamyon şoförü ve operatörü işaret ederek): Ben arkadaşlardan şikâyetçiyim. Milli parka iş makinesiyle giriyorlar. İzin belgelerini isterseniz, görebiliriz.
− Şirket sahibi: İzin belgemiz olmasa Milli Parklar bizi çalıştırmaz.
− Jandarma: İzin konusu sizi ilgilendiren bir husus değil. (Şirket sahibine dönerek) Siz de yükleyip çıkın.
− E.: Ama biz şikâyetçiyiz.
− J.: Siz kontrol makamı değilsiniz.
− E.: Biz de size şikâyet ediyoruz.
− Ş.: Bende öyle bir belge yok.
− E.: O zaman dozeri sokamazsınız.
− Ş.: Sözleşme imzaladım, teminat yatırdım. Burası benim iş saham.
− E.: Bizim de yaylamız.
− J. (Şirket sahibine): Makineyi çıkaracaksan yardımcı olalım, çıkarmayacaksan… (Eylemcilere dönerek) Bu devletin projesi. Siz burada yol mu kesiyorsunuz?
– Murat Köyü muhtarı Lütfü Sezgin: Biz jandarma mıyız ki yol keselim? Biz kabadayı değiliz. (Bir süre karşılıklı diyalogla geçtikten sonra) Beni coplamaktan zevk alıyorsan al copla.
− J.: Silahımızın bulunması kullanacağımız anlamına gelmiyor.
– L.S.: Mustafa abi (Jandarma komutanı), sen çocukları al da git. Biz aynı kovanın balıyız abi. Beni buranın jandarması coplamasın, Rize’den gelsin o coplasın ya! Nasıl yüzyüze bakacağız?
− J.: Ben seni kolay kolay coplamam.

havva-ana-dha

Sembol kare
Bu nispeten hoşgörülü atmosferde geçen eylemden sonraki günler olaylıydı. İş makineleri Samistal’e çıktı ve direnişle karşılaştı. Özellikle, “Biz olmazsak devlet olamaz. Bizi çileden çıkartmasınlar” diyen ‘Havva Ana’ lakaplı Rabiye Bekar kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

firtina_inisiyatifi_tempo

*KAÇKAR DAĞLARI*
DÜNYANIN KORUMADA ÖNCELİKLİ 200 BÖLGESİNDEN BİRİ

salyaylasi_reyantuvi
Sal Yaylası, Doğu Karadeniz’in en güzel yaylalarından biri. Normalde araç yolu var ama bölgede bulunduğumuz sırada bakımsızlıktan kapalıydı. Yaylacılar, “Yeşil Yol’la uğraşacaklarına mevcut yollarımızı açsınlar” diyor. Fotoğraf: Reyan Tuvi / Hürriyet Seyahat

İTİRAZ: “YEŞİL YOL, YABAN HAYVANLARININ YAŞAM ALANINI PARÇALIYOR”
Kaçkar Dağları Milli Parkı’nda, ıslık çalıp ayaklarını taşlara vurarak haberleşen çengel boynuzlu dağ keçilerinden yüksek dağların efendisi dağ horozuna ve hatta vaşağa kadar bazısı endemik, pek çok yabani tür yaşıyor. Kaçkarlar’daki 119 tür, Bern Sözleşmesi’yle de korunuyor. Yeşil Yol ise, insan etkisini yaban hayvanlarının yaşam alanlarına kadar çıkarıyor. Çamlıhemşin Vakfı, yol kenarlarına toprağı tutmak için yapılacak devasa istinat duvarlarının yaban hayatını sonlandıracağını belirtiyor. Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu da, doğal alanların yolla bölünmesi sonucu hayvanların daha küçük alanlarda yaşamaya mecbur kalacağını, alan küçüldükçe beslenme alanları, beraberinde tür çeşitliliği ve popülasyonun azalacağını belirtiyor.

RESMİ GÖRÜŞ: “DOĞAYI KORUYORUZ”
Yetkililer, yolun yaban hayatı korunarak yapıldığını belirtiyor.

agac_yesilyolİTİRAZ: “ÇOK SAYIDA AĞAÇ KESİLİYOR, KESİLECEK”
Çamlıhemşin’in üst kotlardaki yaylalarda ağaç kesimi söz konusu değil, çünkü buralar çayırlık alanlar. Ancak yaylalara çıkan ve genişletme yapılan yollarda, yoğun biçimde doğal yaşlı ormanlar yaşıyor. Biz de Yeşil Yol güzergâhında kesilen, kökünden sökülen ve kesilmese bile yol genişlemesi sebebiyle yamaçlardan aşağı devrilen çam ağaçları gördük. Yeşil Yol’un sadece tek bir güzergâhında konuştuğumuz işçi ve operatörler, “En az 70-100 ağaç gider” bilgisini verdi. Yrd. Doç. Dr. Kurdoğlu, “İklim değişiminin Doğu Karadeniz’e kısa süreli ama daha şiddetli yağışlar getirmesi bekleniyor. Yağmurun tutunması için ormanları da, çayırları da korumak zorundasınız” diyor.

RESMİ GÖRÜŞ: “AĞAÇ KESMİYORUZ”
Rize Valisi Ersin Yazıcı, “Bir tane ağaç kesmedik” dese de, bu tez geçen ay fotoğraflarla çürütüldü. Tempo’ya konuşan DOKAP Başkanı Yüce de, konuyla ilgili sorularımıza ısrarla “Bir yanlışınız var” yanıtını verdi. Ancak, Fırtına İnisiyatifi üyelerinin açtığı dava sonucu geçtiğimiz ay Haczane ve Huser Yaylası arasındaki bağlantı yolu çalışmaları ‘ormanlık alanda bulunduğu’ gerekçesiyle durdurdu.

*AYDER YAYLASI*
BÜTÜN YAYLALAR BÖYLE Mİ OLSUN?

ayder
KAPASİTESİNİN ÜZERİNDE TURİST AĞIRLIYOR – Ayder Yaylası yazın sadece hafta sonları tam 4 bin kişi ağırlıyor. Yaylanın ağırlayabileceği turist sayısı aslında bin 400 kişi. Yaylada büyük bir altyapı sorunu var.

Meşhur Ayder, Çamlıhemşin’de asfalt yolun işlediği tek yayla. 1.300 metre yükseklikte, milli park alanının girişinde bulunuyor. Buraya Çamlıhemşin merkezinden kısa sürede ulaşabiliyor ve girişte ücret ödüyorsunuz. Yayladaki betonarme binaların büyük kısmı, son yıllarda ‘doğal görünsün’ diye ahşapla kaplandı. Fakat devlet yetkililerinin bile kabul ettiği gerçek şu ki; Ayder iç açıcı bir durumda değil. Plansız yapılaşma, açılan onlarca otel ve kaplıcanın da beslediği turist akını, bu güzelim doğa parçasını hızla şehirleştiriyor. Sezonda vızır vızır işleyen yolu, kendine ait helikopter pisti bile olan bir resort’u, “… oteline aittir, park edilemez” tabelaları, selfie çubuklarıyla dolaşan Arap turistleri, taksi durakları, ATM’leri ve hatta ne idüğü belirsiz bir Türkmen çadırıyla, milli parktan çok sıradan bir tatil beldesine benziyor. Neyse ki, başınızı bu karmaşadan kaldırdığınızda, neredeyse siyaha çalan koyu yeşil çam ormanlarını ve altlarına halı gibi serilen çimleri görüyorsunuz. Hava hâlâ ciğerleri bayram ettirecek kadar temiz ama hayır, artık burada derenin suyunu içemezsiniz. Çünkü bu turistik yaylanın doğru düzgün bir atık sistemi bile yok. Yeşil Yol’a karşı çıkan herkes, bu yolun bütün yaylaları Ayder’e benzeteceği görüşünde birleşiyor.

İTİRAZ: “ŞEHİRLEŞME VE İNSANİ KİRLİLİK BAŞLAYACAK”
Kaçkarlar’ın yüksek kesimleri ekim ortasında karla kaplanıyor ve nisana kadar kapalı kalıyor. Yaylacıların köylerine dönüşüyle beraber doğa altı-yedi aylığına dinlenmeye çekiliyor. Yeşil Yol ile beraber sadece Rize’de dört ayrı turizm merkezi (içinde oteller ve ‘lezzet noktaları’ olan) planlanıyor. Şu an Ayder’in üst kesimindeki Hazindak kış sporları merkezi için de yol açılıyor. Devletin eylem planına göre, buralar, planlama çalışmalarının ardından özel sektör yatırımlarına hazır hale getirilecek. TEMA’nın açtığı dava üzerine 2013’te hazırlanan bilirkişi raporu şöyle diyor: “Yaylaların karayolu ile bağlanması halinde araç trafiği denetlenmesi zor biçimde artacak ve yaylalardaki geleneksel yaşam tarzını sürdürmek zorlaşacak.” Yrd. Doç. Dr. Kurdoğlu, ek olarak, “Bir yere yoğun biçimde yol yapılıyorsa akla o bölgenin imara açılacağı geliyor. Bu gerçekleşirse, doğal alanlarda muazzam bir şehirleşme başlayacak. Çöp ve sanayi atıkları oluşacak. Doğa ve muhtaç olduğumuz su kaynakları 2.500 metrelerden sıfır metrelere kadar kirlenecek” diyor. Araç trafiği, toz, gürültü ve diğer kirletici unsurlar.

RESMİ GÖRÜŞ: “DAVOS GİBİ OLABİLİR”
DOKAP Başkanı Yüce, “Ayder’e taraftar değiliz” diyor, ancak Yeşil Yol’un amacı yeni turistik yatırımlara altyapı oluşturmak. Hatta, Ayder Yaylası’nın da uzun vadede yılda 1 milyon turist ağırlaması planlanıyor. Yüce, yaylalarda beş yıldızlı otel gibi projeleri olmadığını, Davos gibi planlar olduğunu, ama henüz bu konudaki çalışmaların sonuçlanmadığını belirtti. Çamlıhemşin Derneği ise, “Önce kazıp, sonra planlıyorlar” diyor.

ugur_biryolUğur Biryol (36), Yazar-Rehber-İşletmeci
“Ayder’i ilk gördüğümde 14 yaşındaydım. Aradan 22 yıl geçti, değişim korkunç. Ayder aslında bir yayla değil, mezradır. Eskiden burası büyük yaylalara çıkmadan önce ve dönüşte; güz göçünde kullanılan bir duraktı. Mesut Yılmaz döneminde yapılan kaplıcayla beraber burada mantar gibi konaklama tesisleri türemeye başladı. Devlet de bir hamle yapıp, Ayder ve Kavron hattını birleştirdi. Sonucu görüyorsunuz. Yetmezmiş gibi şimdi bir de Ayder üstündeki Hazindak için kayak tesisi söz konusu.”

Reklamlar