Kümese gömülen Medine’den, Münevver Karabulut’a kadına şiddetin 8 yüzü

ozgecanaslan
14 Şubat 2015, İstiklal Caddesi’ndeki Özgecan Aslan yürüyüşü… Fotoğraf: Cihan Demiral / http://bit.ly/1FiGrVg

TEMPO (Mart 2015) – Töre, cinnet, uçkur… Bu ülkede kadına şiddet sabit, sadece şekli değişiyor. Küçücük çocuklar, gencecik kızlar, yetişkin kadınlar her gün kanlı bir istatistik dağına ekleniyor. Özgecan Aslan ne ilkti, ne de son. Filmi biraz geri saralım.

Hazırlayan: Özlem Numanoğlu / ozlem@doganburda.com

TÖRE CİNAYETİ
MEDİNE MEMİ (16)
Diri diri kümese gömüldü

Medine’nin gömüldüğü çukur

Yer: Adıyaman, Kahta
Tarih: Ekim 2009
Olay: 45 gün boyunca kayıp olan Medine Memi’nin cesedi, bir ihbar üzerine, evlerinin arka bahçesindeki kümeste, üzeri betonla kapatılmış bir çukurda bulundu. Elleri bağlı ve oturur vaziyette gömülmüştü. Elbiseleri üzerindeydi. Genç kızı, erkeklerle konuştuğu için babası Ayhan Memi ve dedesi Fethi Memi öldürmüştü.
Nasıl? Otopsi sonucu vahşetin boyutlarını derinleştirdi: Medine canlı halde toprağın altına gömülmüştü. Genç kıza otopsiyi yapan ekipten Prof. Dr. Osman Celbiş, katıldığı bir TV programında, Medine’nin bu dünyadaki tek fotoğrafının otopsi masasında çekilen kare olduğunu söyledi. Medine’den geriye bir fotoğraf bile kalmadı.
Ceza: Mahkeme kararı 2012’de çıktı. Tutuklu yargılanan dede ve baba ‘canavarca hisle ve tasarlayarak adam öldürmek’ten ağırlaştırılmış ömür boyu hapse çarptırıldı. Pişmanlık duymayan sanıklara ceza indirimi yapılmadı. Medine’nin adı bugün bir bursta yaşatılıyor. (bkz. http://www.bridgetoturkiye.org/medinememi)

Baba Ayhan Memi

DEVLET ŞİDDETİ
FEVZİYE CENGİZ (37)
Polisle tartışmanın bedeli

Fevziye Cengiz

Yer: İzmir, Karabağlar
Tarih: Temmuz 2011
Olay: Müzikhol denetimi sırasında gözaltına alınan Fevziye Cengiz, karakolda tartıştığı polisler tarafından elleri kelepçeli halde dakikalarca dövüldü. Dayak anları karakoldaki güvenlik kameralarına apaçık yansımıştı.Bu görüntüler yayınlanınca olay büyük ses getirdi. 2014’te yeni görüntüler de ortaya çıktı.
Nasıl oldu?: Cengiz’in gözaltına alınma sebepleri, ‘kimliksiz olmak, izinsiz çalışmak ve polise mukavemet’ti. Karakolda da polis memurları H.Y. ve B.S. ile tartışan genç kadın, ifadesinin alındığı odada darp edildi. Bu sırada bazı polisler izliyor, biri de perdeyi kapatıyordu. İçeride bunlar yaşanırken, eş Mehmet Murat Cengiz dışarıda karısını bekliyordu. Serbest bırakıldıktan sonra vücudundaki darp ve cebir izlerini Adli Tıp’ta tespit ettiren genç kadın, polisler için suç duyurusunda bulundu. Polisler de, kendilerine mukavemette bulunduğu iddiasıyla Cengiz’den şikâyetçi oldu.
Ceza: Dava hâlâ sonuçlanmadı. Fevziye Cengiz’in ‘basit yaralama ve hakaret’ suçundan 16.5 yıl, polisler B.S., H.Y., T.D.’nin ‘işkence’ suçundan 4-9 yıl hapsi isteniyor. Dayak sırasında perdeyi kapatan polis N.A. da olaya göz yumduğu için 1 yıl 6 ay hapis talebiyle yargılanıyor. Savcının kanaatine göre olay ‘işkence’ değil. Cengiz’in gözaltı sırasında polise hakaret ettiği, tırmaladığı ve ittiğini belirten savcı, polislerin işkence kastıyla değil, kendilerine hakaret edilmesinden duydukları kızgınlıkla bu suçu işlediklerini belirtiyor. Karar duruşması Mayıs 2015’te. (Karakol dayağı sonrası götürüldüğü hastanede Fevziye Cengiz’e sağlık raporu veren doktor A.K. ile olay sırasında odada bulunan polisler Ş.Ü. ve C.İ. ‘suçu bildirmeme ve görevi kötüye kullanma’ suçlarından, kanıt yetersizliğinden Mayıs 2013’te beraat etti.)

Güvenlik kamerasında dayak anı

İNSAN TİCARETİ
E.Y. (13)
Kızını sözleşmeyle sattı

E.Y.

Yer: Antalya
Tarih: Şubat 2006
Olay: 13 yaşındaki E.Y., babası tarafından 5 bin TL karşılığı 48 yaşındaki bir erkeğe satıldı. ‘Satış’ işlemi kayda geçirilmişti.
Nasıl oldu? Ailenin anlattığına göre, dört çocuk babası hırdavatçı Yusuf A., yanında çalışan kızları E.Y.’yi ‘derin devlet adına yetiştirdiği’ni söyleyerek, akşamları birkaç saatliğine alıp götürüyordu. Sözleşme skandalı medyaya yansıyınca Şubat 2012’de ATV’de Müge Anlı’ya konuşan anne ve baba, E.Y.’nin Yusuf A.’nın istismarına uğradığını bilmediklerini, kızlarının öğretmenine açılması üzerine olaydan haberdar olup, suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Baba Osman Y. sözleşme için de, “Boş kâğıda imza attım. Sonradan bu Yusuf A. tarafından dolduruldu” dedi. Programa telefonla bağlanan E.Y. de babasının boş kâğıt imzaladığını hatırladığını, ailesine güvendiğini söyledi. Sözleşme şöyleydi: “Kızımı 5 milyon (5 bin TL) liraya sattım. 12.02.2006 tarihi itibarıyla kızım E.Y.’yi Yusuf A.’ya teslim ediyorum. Parayı peşin aldım. Yukarıdaki tarihten itibaren Yusuf A.’nın kontrolünde olacaktır. Baba olarak rıza gösteriyorum’ dedi. İmzalandı.”
Ceza: Karar, altı yıl sonra çıktı. Yusuf A. ‘cinsel istismar amaçlı kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ ve ‘zincirleme cinsel saldırı’dan 24 yıl hapse çarptırıldı. Cezasını çekerken kaldırıldığı revirde kendisini asarak intihar etti. Tutuksuz yargılanan baba Osman Y. ise ‘cinsel amaçlı özgürlüğünün kısıtlanmasına ve cinsel saldırıya yardım etmek’ten 7 yıl 9 ay 22 gün hapse çarptırıldı. Bir yıl sonra İstanbul’da yakalandı. Aynı suçtan yargılanan anne Gülay Y. evinde söz sahibi olmadığı gerekçesiyle beraat etti.

Baba Osman Y.

İSTİSMAR ve FUHUŞ
N.Ç. (13)
11 yıl süren ‘utanç davası’

N.Ç.

Yer: Mardin, Kızıltepe
Tarih: 2002
Olay: Yoksul bir ailenin kızı olan 13 yaşındaki N.Ç., Türkan Temel ve Emine Akyol adlı iki kadın tarafından para karşılığı tam 24 erkeğe pazarlandı. Bu kişiler arasında asker, memur, esnaf ve öğretmenler de vardı. Küçük kızın gazetelerde yayımlanan ifadeleri korkunçtu. Olay infial yarattı.
Nasıl oldu? N.Ç.’nin istismarı yedi ay boyunca sürdü. Olay, küçük kız polise gidince ortaya çıktı. Devlet korumasına alınan N.Ç., oturmakta dahi güçlük çekiyordu, bu yüzden birkaç kez ameliyat geçirdi, psikolojik yardım aldı. 2003’te dava henüz yeni başlamışken tüm sanıkların tahliye edilmesi üzerine, N.Ç. dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e mektup yazarak, “Benim yerimde kızınız olsaydı ne yapardınız?” diye sordu. Mektup üzerine N.Ç. hakkında soruşturma açıldı.
Ceza: Karar 11 koca yıl sonra geldi. Sanık avukatları davanın zamanaşımına uğramaması için büyük uğraş verdi. 26 sanığın ‘ırza geçme’, ‘küçük yaşta alıkoyma’ ve ‘kaçırma’  suçlarından tutuklu ve tutuksuz yargılandığı davadan çıkacak kararın örnek teşkil etmesi bekleniyordu. Ama sonuç tam bir hayal kırıklığıydı. Hükmü eski Ceza Kanunu’na göre veren mahkeme, küçük kızın ‘rıza’sından söz ediyor ve cezaları alt sınırdan veriyordu. Yargıtay’ın kısmi bozma kararı üzerine dava ikinci kez görüldü. Ocak 2013 tarihli nihai karar da farklı sayılmazdı, sadece cezalar biraz daha artırılmıştı. 25 sanık 5 ile 9 yıl arasında hapse çarptırılırken, “13 yaşındaki çocuğun cinsel ilişkiye nasıl rızası olur?” sorusu bu davayı unutulmaz kıldı.

AİLE İÇİ ŞİDDET
AYŞE PAŞALI (42)
Mahkeme eski eşten korumadı

Ayşe Paşalı

Yer: Ankara Tarih: Aralık 2010
Olay: Boşandığı eşi tarafından sokak ortasında 11 kez bıçaklanan üç çocuk annesi Ayşe Paşalı, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. İstikbal Yetkin, kızını görmek üzere Paşalı’nın evine gelmiş, evin önünde karşılaştığı eski karısıyla tartışmaya başlamış, sonra da saldırmıştı. Kadın örgütlerini ayağa kaldıran olay medyada da geniş yer buldu.
Nasıl oldu?: Ayşe Paşalı’nın olaydan bir buçuk yıl önce eski eşi tarafından tecavüze uğradığı ve şiddet gördüğü şikâyetiyle savcılığa başvurduğu, pişman olduğunu söyleyen İstikbal Yetkin’in tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı ortaya çıktı. İlerleyen aylarda tehditler sürmüş, Paşalı pek çok kez savcılığa başvurmuş, hatta son olarak mahkemeden koruma talebinde bulunmuştu. Ne var ki talep reddedilmişti. Bu ihmal zincirine rağmen dönemin Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın “Yasalarda eksik yok. Bunlar münferit olaylar” açıklaması öfke yarattı.
Ceza: Karar nispeten hızlı çıktı. Mayıs 2011’deki duruşmada, sanık İstikbal Yetkin ‘tasarlayarak kasten adam öldürmek’ten ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. Mahkemedeki son sözü, “22 yıllık eşimdi. Kendisini çok seviyorum. Pişmanım” oldu.

Ayşe Paşalı, İstikbal Yetkin ile…

TECAVÜZ
PIPPA BACCA (33)
Beş ülke geçti, Türkiye’den çıkamadı

Pippa Bacca

Yer: Kocaeli, Gebze
Tarih: Mart 2008
Olay: İtalyan performans sanatçısı Giuseppina Pasqualino di Marineo, nam-ı diğer Pippa Bacca, dünya barışına dikkat çekmek amacıyla Milano’dan çıktığı ve üzerinde bir gelinlikle otostop çekerek yaptığı yolculuğun Türkiye durağında tecavüz edilip, boğularak öldürüldü. Pippa Bacca, İtalya’daki yakınlarıyla yaptığı bir görüşmenin ardından Gebze’de kaybolmuştu. Olay Türk ve Batı basınında geniş yer buldu.
Nasıl oldu?: Evli ve iki çocuk babası Murat Karataş, Pippa Bacca’nın cep telefonuna kendi SIM kartını takıp kullanınca, cinayetten 11 gün sonra yakalandı. Genç kadını kamyonetine alıp tenha bir yere götürdüğünü, direnmesine rağmen tecavüz edip öldürdüğünü itiraf etti. Pippa’yı gömdüğü Ballıkayalar’daki çalılık alanı da gösterdi. Karataş daha sonra ifadesini değiştirip, “Masumum” dedi.
Ceza: Haziran 2009’daki karar duruşmasında, Murat Karataş ‘suçu gizlemek amacıyla kasten adam öldürmek’ten ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. Mahkemenin takdiri indirimiyle ceza ömür boyu hapse çevrildi. Karataş ayrıca ‘cinsel saldırı’dan 7.5 yıl, ‘hürriyeti kısıtlama’dan 5 yıl, Pippa Bacca’nın fotoğraf makinesi ve cep telefonunu aldığı için de ‘hırsızlık’tan 1 yıl 8 ay daha hapse çarptırıldı. Nisan 2012’de cezayı onayan Yargıtay, yerel mahkemenin takdir indirimi yapmasını eleştirdi. Fakat karar aleyhe temyiz edilmediği için indirimi bozamadı. Pippa’nın İtalya’daki ailesi duruma tepki gösterip, Türkiye’deki avukatı suçladı.

Murat Karataş

DAYAK
MERAL TAHTA (32)
Dayaktan komaya girdi

Meral Tahta

Yer: Konya
Tarih: Temmuz 2011
Olay: Ablasının kayıp ihbarı üzerine aranmaya başlanan iki çocuk annesi Meral Tahta, otobüs durağında ağır yaralı ve şuuru kapalı halde bulundu. Tahta’yı dört gün boyunca ölesiye döven erkek arkadaşı Mustafa K., bu sırada polis tarafından telefonla aranınca panikleyip kadını durağa bırakmış, sonra da polise haber vermişti. Tahta, yoğun bakımda geçen 43 günün sonunda yaşamını yitirdi.
Nasıl oldu? Kısa sürede yakalanan Mustafa K., “Birlikte alkol ve uyuşturucu hap aldık.
Aramızda tartışma çıktı. Kendime hâkim olamadım ve dövdüm” dedi.
Ceza: Aralık 2012’deki karar duruşmasında, savcının ağırlaştırılmış müebbet hapsini istediği Mustafa K. ‘kasten adam öldürmek’ten 25 yıl hapse çarptırıldı.

Mustafa K.

NEFRET CİNAYETİ
MÜNEVVER KARABULUT (17)
Sırlarla dolu ölüm

Münevver Karabulut

Yer: İstanbul, Bahçeşehir
Tarih: Mart 2009
Olay: Lise öğrencisi Münevver Karabulut, erkek arkadaşı Cem Garipoğlu (17) tarafından başı kesilerek öldürüldü ve parçalanmış bedeni Etiler’de bir çöp konteynırına atıldı. Vahşet, komplo teorilerini beraberinde getirdi. Karabulut ailesi, Adli Tıp raporuna dayanarak, Cem Garipoğlu’nun cinayeti tek başına işlemediğini, ailenin ayin yaptığını iddia etti. Dava sürerken Adli Tıp’tan yanlış otopsi raporu çıktı, aileler arasında para ilişkisi gündeme geldi, iddiaların, şaibelerin ardı arkası kesilmedi. Dava sona erse de, Münevver’in ölümü üzerindeki sır perdesi tamamen kalkmadı.
Nasıl oldu? Münevver’in cesedini kâğıt toplayan bir vatandaş buldu. Genç kızın başı ve gövdesi testereyle birbirinden ayrılmış; poşet ve gitar kutusu içinde konteynıra atılmıştı. Güvenlik kamerası görüntüleriyle cinayeti işlediği tespit edilen Cem Garipoğlu, o gece sırra kadem bastı. Bu süreçte baba Nida Garipoğlu cinayete iştirak, anne Tülay Makbule Garipoğlu evdeki kan izlerini temizlemekle suçlandı. Adli Tıp Kurumu raporu tüyler ürperticiydi: Münevver’in başı canlıyken kesilmişti ve vücudu kesiklerle doluydu. Genç kızın tırnakları arasında bir kadının ve Garipoğlu ailesinden iki erkeğin DNA’sı vardı. 197 gün sonra ortaya çıkıp teslim olan Cem Garipoğlu, cinayet günü Münevver’i Bahçeşehir’deki evine getirdiğini, genç kızın cep telefonunda gördüğü mesajlar üzerine tartışıp, onu bıçakladığını söyledi. İfadesine göre, cesedi valize sığmadığı için parçalamıştı. Garipoğlu’nun testereyi cinayetten önce aldığına dair kamera kayıtları da yayınlandı.
Ceza: Kasım 2011’de karar açıklandı. Cem Garipoğlu’na en üst sınırdan ceza verildi: ‘Çocuğa karşı, tasarlayarak, canavarca bir hisle ve eziyet ederek öldürmek’ten ağırlaştırılmış müebbet hapis. Fakat 18 yaşını doldurmadığı için bu cezanın karşılığı 24 yıl hapisti. Baba Garipoğlu delil yetersizliğinden beraat etti (Yargıtay baba hakkındaki kararı bozarak ‘suçluyu kayırdığı’na hükmetti). Anne Garipoğlu, delilleri yok etmekten 3 yıl, amca Hayyam Garipoğlu ile Ahmet Batur, Mehmet Karakayalı ve Habib Kurt ‘suçluyu kayırmak’tan 3’er yıl hapse çarptırıldı. 2013’te Karabulut ailesi, Garipoğlu ailesinden 1 milyon 287 bin 500 liralık tazminat kazandı. Ekim 2014’te Cem Garipoğlu, tek başına kaldığı koğuşta başına poşet geçirerek, çamaşır ipiyle kendisini boğdu.

Cem Garipoğlu
Reklamlar