Göründüğü gibi değil

gorundugu
KENDİ KAFASINA GÖRE – Siyasi partilere de, cemaatlere de mesafeli. “Pek çok cemaati yakından görme fırsatım oldu ama kendimi hiçbirine ait hissetmiyorum. Hepsinin şekilci yanları var. Devrimci nasıl yeşil parka giyiyorsa, o mantık aynen işliyor” diyor.

TEMPO (Şubat 2015) – Çoğumuz kalıpları yıkmaktan, ezberleri bozmaktan söz etsek de, kafamızdaki kodlardan zor kurtuluyoruz. Başı örtülü bir kadının rock konserine gitmesini şaşırtıcı buluyoruz mesela. Ya da Twitter’da, Hz. Muhammed karikatürü paylaşmasını beklemiyoruz. Ama oluyor. Twitter’ın giderek dikkat çeken hesabı ‘Göründüğü Gibi Değil’in sahibi, sıra dışı portresiyle şablonlara kafa tutuyor.

Röportaj: Özlem Numanoğlu / ozlem@doganburda.com
Fotoğraflar: Emre Yunusoğlu

Twitter’da, 4 bin 500 takipçisi olan bir hesap: @ticaridevamet. ‘Göründüğü Gibi Değil’ takma adıyla, siyasetten dine filtresiz, otosansürsüz paylaşımlar yapıyor. Hemen her şeyi ti’ye alıyor, hedef tanımadan küfrediyor. Rock ve klasik müzik dinliyor. Sahibi, başörtülü bir genç kadın. Profilinde kendisini şu kelimelerle tanımlıyor: “Kitap, kafein, nikotin, yeşillik, dağ, deniz, atlamak, yükseklik, delirmek, film, müzik, Mozart, aşk.” Takipçileri arasında Melda Onur’dan Ahmet Şık’a, Banu Güven’den Barbaros Altuğ’a tanınmış isimler var. “Kimdir bu kız?” diye merak edip, bir mesaj atıyorum. Telefonlaşıp, Cihangir’de buluşuyoruz. Karşımda duran rahat, esprili, konuşkan ve kültürlü bir genç kadın. Twitter’da çizdiği uçarı profilin aksine, ağırbaşlı. 29 yaşında. Dindar bir ailede büyümüş. Altı yıl imam hatipte okumuş, üniversitede bilgisayar mühendisliği ve işletme eğitimi almış. Arapça, Almanca ve İngilizce biliyor. Çevirmenlik yapıyor, ayrıca yabancı dil dersi veriyor.

Saatlerce konuşuyoruz. Sorularımı ara yollara sapmadan cevaplıyor, fakat bazı kişisel konuları yazmamamı rica ediyor. Sofuluğa, gelenekçiliğe ve kadınlara parmak sallanmasına tahammülü yok. Öyle ki, yazar Pınar Kür’ün büyük tepki çeken “Porno dergilerde vücudunu sergileyen kadınla, ‘erkek tahrik olur’ diye başını kapatan kadın aynı hataya düşüyor” minvalindeki yorumuna da ters köşe bir yanıt veriyor: “Bir kadın isterse porno dergisine soyunur, sana ne?” “Hangi entelektüalitede olursa olsun ‘sana ne’ ve ‘bana ne’yi bir türlü öğrenemiyor insanlar” deyip, ekliyor: “Bırakın isteyen istediği şekilde yaşasın.” Memleket şartları gereği adı bizde saklı.

gorundugu_gibi_degil2
GİYİM TARZI – Tarzını “Maskülen” olarak tanımladığı için ‘süslüman’ gibi yakıştırmaları üstüne alınmıyor. Ama kavrama itirazı var. “Kadınlar ya açık olduğu ya da yeterince kapalı olmadığı için eleştiriliyor. Erkekleri eleştiren yok” diyor.

Twitter’daki adın ‘Göründüğü Gibi Değil’. Ne demek istiyorsun bu isimle?İkiyüzlülükmüş gibi algılanıyor ama öyle değil. Tasavvufta, ‘görme’ eylemi kalple yapılır. Nasıl bir kalbin varsa, baktığını öyle görürsün. Yani hiçbir şey senin gördüğün gibi değildir.

Hesabında fotoğrafını kullanıyorsun ama adını gizliyorsun. Neden? Çünkü biz linç seven toplumuz. Anlamaktan ziyade yargılamayı severiz. Öyle hoşgörülü filan değiliz. Yüzümü de bir yıl önce ifşa ettim.

Aykırı, cesur paylaşımlar yapıyorsun. Charlie Hebdo katliamından sonra Hz. Muhammed’in gözünden yaş süzülen karikatürünü tweet’ledin. Korkmadın mı?
“Korkmadım” dersem yalan olur. Peygamberin yüzü çizilir mi, çizilmez mi tartışmasını ilahiyatçılar yapsın. Ama biz Müslümanlar olarak, “Peygamberimiz hoşgörü peygamberidir” ya da ne bileyim “Peygamberimiz kendisini taşlayanlar için bile dua etti” diyorsak, o doğru bir karikatürdü. Çok naifti. Derginin diğer Hz. Muhammed karikatürleri için ne düşünüyorsun? Çoğuna bakamadım bile. Üzülüyorum, insan olarak inciniyorum. Sadece peygamberle ilgili olanlarına değil, Hz. Meryem ile ilgili de acayip bir karikatür vardı, ona da üzüldüm.

Tepkinin şiddete dönüşmesine ne diyorsun?
Bunları onaylamayabilirsin; tepki de verebilirsin ama gidip adam öldüremezsin. 2015’te tam 12 insanı öldürdüler. Hem de -kendi tabirleriyle- ‘gâvur’ icadı silahla, ‘gâvur’ icadı Citroën’le… Oh ne yüce cihat! Avrupa’da yaşıyor, AB vatandaşı oluyor, sonra da katliam yapıyor. Yediği kaba pisleyen köpek gibi görüyorum. Diyelim ki hepsi komplo, peki kardeşim niye bütün bu komplolara sakallı bıyıklılar karışıyor?

“HZ. MUHAMMED KARİKATÜRÜ ÇİZMEK İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ”

Sence bu karikatürlerin çizilmesi ifade özgürlüğü mü?
Ben şöyle düşünüyorum: Adamın biri çıkıyor, ciddi ciddi “Altı yaşında nikâha engel durum yoktur” diyor. Öbürü, “Hamilelerin sokağa çıkması terbiyesizliktir” diye açıklama yapıyor. Başkası Mısır’da kalkmış, “Ölüyle şu kadar saat sonra cinsel ilişkiye girilebilir” diyor. Ya her meseleniz bitti, iş bunlara mı geldi? Siz bu iğrençlikleri söyleme hakkına sahipseniz, o zaman diğerleri de Hz. Muhammed karikatürü çizme hakkına sahip. Senin dinin bu insanlara mı kaldı? Dön bir kendine bak. Bir Müslüman olarak önce kendini eleştir. Nasıl bir imaj çiziyorsun? İyi bir imaj çizemediğin gibi, çizdiğin imajı çizen adamın hayatını da elinden alıyorsun. Dindar biri olarak bunu kabul edemiyorum.

İslam dünyası nasıl bir profil çiziyor sence?
Tembel, rüşvet yiyen, adam kayıran, tacizin olduğu, küçük yaşta çocukların evlendirildiği, kadın haklarının olmadığı toplumlar olarak görülüyor. Tarihte İslam dünyasından felsefe, matematik âlimleri çıkmış ama geldiğimiz noktada büyük ölçüde uçkur konuşuluyor. Bilimde yoksun, teknikte yoksun, edebiyatta yoksun, sinemada yoksun, müzikte yoksun. Yıllardır sergi, konser geziyorum; toplumun çoğunluğunu oluşturan muhafazakârlar oralarda yok. Niye? Çünkü içki var. E içme sen de. Kimse kimseye zorla şarabı dayamıyor.

Bunlar İslami çevrelerde duymaya alışık olduğumuz söylemler değil. Tepki çekmiyor musun?
Twitter’da “Böyle yazacaksan başörtünü çıkart” diyen de var, “Bu özgürlük çırpınışlarını, marjinalliği bırak kızım”a getiren de… Bana en çok “Her şey iyi güzel de peki neden başörtüsü?” diye soruyorlar. Arkadaşım; ben sana soruyor muyum neden başın açık diye?

Madem merak ediliyor, gazeteci kimliğime sığınarak, nedenini sormak isterim.
Başımı kapadığımda 16 yaşındaydım. Kapalı olmayı sevdim, çünkü kapandığım anda toplumda kadınlığımın nötrleştiğini hissettim. Sanki cinsiyetim görünmez oldu. “Ne güzel ya, beni fark etmiyorlar” dedim, ki, bunun aslında kötü bir şey olduğunu biliyorum. Sokağa düşkün olduğum için özgürlük hissi iyi geldi. Allah için fedakârlık yapma hissi de huzur vericiydi. Ama öyle baskı filan görmedim. Annem de, babam da bunu güzelce teşvik etti ama bir kez bile “Kapan” demediler bana.

“FESTİVALE GİDİNCE ARADA NAMAZIMI KILARIM” gorundugu_gibi_degil4 Dinin, günlük pratiğinde yeri nedir?
Kendimce dindar bir hayat yaşıyorum. Başımı örtüyorum, beş vakit namaz kılıyorum. Yanımda ufak bir seccade taşıyorum, festivale, sinemaya vb. gitsem bile namazımı arada kılıyorum.

Senin için dinin nasıl bir tarifi var?
Bunu söylemekte bir beis görmüyorum; sözlerimi isteyen istediği gibi anlayabilir: Din de, dini hiçbir uygulama da mantıkla, bilimle açıklanabilir şeyler değil. Biri huzuru namazda bulur, öbürü yogada… Ben din sayesinde kendimi iyi hissediyorum, kalbim tatmin oluyor. Temmuz sıcağında başörtüsü takmanın ya da halıya yatıp kalkmanın mantıklı bir yanı yok, ama Allah adına bunları yapmaktan memnunum. Mantıkla açıklamaya kalkarsam komik olurum.

Var mı komik buldukların?
E ateiste ayetle cevap verirsen komik duruma düşersin. Adam diyor ki, “Ben ateistim.” Sen de diyorsun ki, “Ama Kuran’da şöyle deliller var.” Ya arkadaş, adam Tanrı’ya, kitaba komple inanmıyor, sen niye kendini komik duruma düşürüyorsun? Sonra YouTube’a videoların düşüyor. Dindar biri olarak ben bile gülüyorum. Sonuçta, görünmeyen bir varlığa inanıyorsun, bunu iki kere iki dört eder gibi açıklayamazsın, “Ben böyle hissediyorum, kendimi huzurda ve güvende hissediyorum” de, geç. Niye “Namaz kılarsan kireçlenme olmaz” filan gibi garip bilimsel açıklamalara girişiyorsun ki?

“MOZART DA DİNLERİM, MEGADETH DE”

Fikirlerin çevrende yadırganıyor mu?
Arkadaş seçerken şunlara bakarım: Akıllı mı, aptal mı? Okuyor mu, okumuyor mu? Kindar mı, değil mi? Yediği içtiği, giydiği çıkardığı kendini ilgilendirir. Plaja gideriz, arkadaşım istediğini giyer, ben tesettür mayomu giyerim. Kadınlar plajına filan da gitmem, Kelebekler Vadisi’nde bile girerim denize.

Nasıl yaşarsın, neleri yapmayı seversin?
Hayatı çekilir hale getiren şeyler yaparım. Küçük yaştan beri çok okurum. Tolstoy’u 12 yaşında okumaya başladım ve bununla da övünüyorum. Elitizmse de elitizm! Keşfetmeyi, sokakta olmayı, seyahat etmeyi çok severim. Klasik müzik, rock, blues dinlerim. Sırf meraktan noisy music türünde konsere bile gittim; enstrüman ve çığlıktan ibaretti. Bir daha dinler miyim? Hayır. Ama deneyimlediğim için memnunum. Mozart da dinlerim, Megadeth de… Günahsa da benim günahım.

Bir bara, festivale vb. gittiğinde nasıl tepkiler alıyorsun?
En basidi parmağıyla gösterip dalga geçenler… Bir de, “Senin burada ne işin var?”cılar var. En son 100%FEST’te Soundgarden, Massive Attack dinlemeye gittim, orada adamın biri, “Senin burada ne işin var?” diye küfürle sataştı. “Gelmeyin buralara, bir buralar kaldı” vs. diyor. O alan onun ya! Umurumda bile değil. Bir tane hayatım var ve yaşıyorum. Çoğu yere tek başıma gidiyorum; Rock’n Coke’a da, Hayal Kahvesi’ne de… Çekinmeyi aştım. Toplum umurumda değil. ‘Matrix’ filminde bir kâhin var ya, hani sigarasını yakıp “Göreceksin Neo” filan diyor bilge bilge, kendimi öyle hissediyorum.

Yergi var. Övgü var mı?
“İyi ki varsın, sen çok önemlisin, sen toplumda bazı şeyleri kıracaksın” diyenler de var. O da bence aşırı ve gereksiz övgü. Aşalım bunları artık. Normalleşelim.

Gerçekte öyle değilsin ama Twitter’da epey küfürbazsın. Neden?
Küfür bir şeyi kısa yoldan anlatmanın en iyi şekli. Bazen ülkede olup bitenler öyle komik ve bizle dalga geçer bir üslupla gerçekleşiyor ki, akıllı bir yoruma ihtiyaç duymuyorum. Herkesin anlayacağı en ağır üslupla cevap vermek yüreğimi hafifletiyor. Küfürle yazmak bana yakışmıyor belki ama hak edenin üzerinde güzel duruyor.

Hangi siyasi çizgiye yakınsın?
Filanca parti beni ilgilendirmiyor. Melda Onur, Mehmet Bekaroğlu gibi sevdiğim cesur isimler var ama oyumu HDP’ye verdim.

Dindar biri olarak, Tayyip Erdoğan ‘dindar nesiller yetiştirmek’ten söz ettiğinde ne düşündün?
Bu çok büyük bir laf. Nesle sordun mu bir kere? Din içsel bir yolculuktur, topluma dayatamazsın. Burada sekülarizm devreye giriyor. Sekülarizm doğru uygulanırsa, dindarın da faydasına.

“BEKÂRET KUŞAĞI GAYRİAHLAKİ” gorundugu_gibi_degil3 Dindarlık ve muhafazakârlık arasına sınır çiziyor musun?
“Muhafazakârlık” dediğimiz kavramdan artık tiksiniyorum. Örf, adet pompalamaktan başka bir şey değil. Gelinlerin beline takılan kırmızı bekâret kuşağı mesela… Kadının mahreminin erkekler tarafından böylesine ifşa edilmesini ve ‘gelenek’ adı altında yutturulmasını gayriahlaki buluyorum. Din vicdanda olan bir şey, ama bugün yaşanan “Ahmet ne der, Mehmet ne der?” olayı. “Sokakta öpüşmeyin” diyorlar. Rahatsız oluyorsan, ayetin dediği gibi sen gözünü ‘haram’dan çevir. Sen kimsin ki, insanın içindeki duyguları Tanrı’dan iyi bilip kontrol edeceğini sanıyorsun? Hem de devlet düzeniyle.

Dindar bir kadın cinselliği özgürce yaşayabilir mi?
Seks, şehvet, sevgi hepsi Allah’ın verdiği duygular. Bunları yaşamak dururken, neden Tanrı’nın verdiklerini reddederek ona ulaşacağını düşünüyorsun? Tabii ki dinen nikâh şartı var ve zina günah. Ama İslam’da o kadar farklı yorumlar var ki, burada evliliğin çeşitleri devreye giriyor. Biri “Erkek kadına söz verdiğinde zaten ikisi beraberdir”, öbürü “Dua şartı var”, diğeri “Resmi nikâh şarttır” diyor. Ben, tasavvuftaki gibi, bir şeyi ne cennet istemiyle, ne cehennemden korkarak, sadece “Allah benden razı olur mu?” diyerek yapmaya inanıyorum.

Reklamlar