Bir bonzai bağımlısı soruyor: “Anne, benim eski halim nasıldı?”

Bonzai_tempo
Ataşehir Örnek Mahallesi’ndeyiz. Bizi evlerinde ağırlayan anne-oğul, hikâyelerini anlatıyor. Cümleleri kurşun gibi ağır.

(TEMPO – Eylül 2014) – Ölümler, krizler, operasyonlar… Her gün bir bonzai haberi geliyor. Polisin ilgisizliğinden yakınan bazı mahalle sakinleri bonzai çetelerine karşı kendi savaşlarını başlattı. Sokaklardaki gidişat ürkütücü. İki çocuğu birden bu maddenin batağına düşen bir aile ile konuştuk. Baba, cezaevinde bonzai bulamaz diye çocuğunu hapse attırmayı bile düşünmüş, tövbe etmesi için Menzil tarikatına yollamış. Ailenin zor imtihanını kendilerinden dinledik. 

Haber: Özlem Numanoğlu / ozlem@doganburda.com
Eyüp Erdoğan / erdogan@doganburda.com
Fotoğraf: Kerem Yücel

Büyük oğul, 37 yaşında. Konuşurken elleri, ayakları titriyor, yerinde duramıyor. 65 gündür temiz. Annesi gözlerinin içine bakıyor. Kafasındaki soru belli: “Daha ne kadar temiz kalacak?” Baba, bir köşede endişeyle oğlunu dinliyor. Bonzai konusunun konuşulmasından bile rahatsız. Küçük kardeşin kulağı abisinde. Kendisi de, eski bir bağımlı. Abisi anlattıkça geçmişe gidiyor; öfkesi taştı, taşacak.

İstanbul’un eski varoş, şimdilerde ise kentsel dönüşüm nedeniyle rantı yüksek bölgelerinden Örnek Mahallesi’ndeyiz. Bonzai, semti ele geçirmiş durumda. Parklarda, sokak ortasında kovadan bonzai çekenleri görmeniz muhtemel. Bonzai kullanımı öylesine kontrolden çıkmış ki, ilkokul 5’e giden çocuklar bile içiyor.

Bu mahallede bonzai hikâyesi çok, ama çoğu aile durumu gizliyor. Çünkü korkuyorlar. Bonzai nedeniyle hayatları darmadağın olan bir aile ise, yüzleri ve kimliklerinin gizlenmesi şartıyla Tempo’ya konuşmayı kabul etti. Anlatacakları çok, sözü fazla uzatmayalım.

Tempo Dergisi icin Bonzai kullanimi ve mucadelesi.
BONZAİ ‘FAKİR UYUŞTURUCUSU’ MU? Konuştuğumuz ailenin evine ayda 8-9 bin TL giriyor. “Bunun fakirlikle de, parayla da ilgisi yok” diyorlar.

Uyuşturucuya ne zaman başladın?
Büyük oğul: 16-17 yıl oluyor. Askerde, gezici komando timindeydim. O zamana kadar elimi sigaraya sürmemiştim. Askerlik bittiğinde ise aktif bir içici olmuştum.

Ne içiyordun?
Büyük oğul: Ot, esrar… En son bonzaiye pis bulaştım, içinden çıkamadım.

Bonzaiye ne zaman başladın?
Büyük oğul: Üç-dört yıl önce. İlk çıktığında Pendik, Fatih’ten başka yerde yoktu. Bir arkadaşım verdi, öyle başladım.

Nasıl bir etkisi var?
Büyük oğul: Esrardan farklı. Bonzai içince ölü gibi olursun, ölüm tribine girersin.

Neden kullanmaya devam ettin o zaman?
Büyük oğul: Daha önce hiç yaşamadığın, değişik bir şey. Zaten bir süre sonra sen istemiyorsun, vücudun istiyor. İnanılmaz bağımlılık yapıyor.

Kaç kullanımda bağımlı yapar?
Büyük oğul: 8-10 kere sağlam iç, her türlü bağımlı olursun.

Ne kadar içiyordun?
Büyük oğul: Anormal derecede. Ne yemek yiyordum, ne uyuyordum. Mahallede
benim içtiğim kadar içen yoktu. Millet, “Sen nasıl yaşıyorsun?” diye şaşıyordu bana. Bir paket bonzai üç gramdır, 100 liraya alırsın, iki-üç gün idare eder. Beni ancak üç saat götürüyordu. Yedi-sekiz paket aldığım gün de oldu. Kova (bir içim şekli) yapıp içiyordum. Sokaktan içene bir kapak (bir pet şişe kapağı ölçüsü) ver, güvercin gibi takla atar, ben günde 20-30 kapak alıyordum. Bünyem güçlüydü. Esrar kullandığım için de alışıktım.

Bonzaiyi içince neler hissediyordun?
Büyük oğul: Kalbin öyle atar ki şaşarsın. Bir gün kendimden korktum, kalbim yerinden fırlamasın diye elimle üstüne bastırdım. Sonra inanılmaz bir sıcak… Yukarıdan aşağı ateş basıyor, gözlerimden fışkıracak gibi. Bir süre sonra 7/24 içmeye başlayıp hayalet gibi geziyorsun. Robota bağlıyorsun.

Tempo Dergisi icin Bonzai kullanimi ve mucadelesi.
ÖRNEK MAHALLESİ’NDE BİR AKŞAM ÜSTÜ – Tempo dergisi editörü Eyüp Erdoğan, ailenin bonzai dramını dinliyor.

“’HOLLANDA MARİHUANASI’ DİYE KANDIRIRLAR”

Sen uyuşturucuya abinden mi görüp başladın?
Küçük oğul: Benimki Taksim’de, arkadaş ortamında oldu. 18 yaşındaydım. O
zamanlar sigara bile kullanmıyordum, sadece alkol alıyordum. Arkadaşlarım
takılıp sabaha kadar uçuyordu, yerlerinde duramıyorlardı, bana hiçbir şey olmuyordu. Bir gün kolama hap attılar, öyle başladım. Tabii abime de ayak uydurdum. Sabah kalkıyordum, başımda kova yapıyordu. Ondan görüp takılmaya başladım.

Bonzaiyi abinden mi gördün?
Küçük oğul: Hayır, bir arkadaşım, “Hollanda marihuanası, orijinal” diye verdi. İlk başlayanlar böyle kandırılır. İçersin, sonra kurtulamazsın.

Bonzai içtiğiniz arkadaş ortamları nasıldı?
Küçük oğul: Muhabbet olmaz. Bir içer, bir ayılırsın. Bir dönem arkadaşımızın bekâr evinde takılıyorduk. Zombi gibiydik. Sabah kalkıyorum, kahvaltı ediyorum, bir kapak alıyorum, öğlen oluyor, annem, “Neredesin oğlum?” diyor, “Arkadaşta kalıyoruz anne” diyorum, yemeğimi yiyorum, bir kapak daha alıyorum, akşam oluyor. Günler böyle geçiyor. Bir bakıyorsun 10-15 gün olmuş, sen evden çıkmamışsın. Bu sırada tek muhabbet para toplamak.

“HER İÇİCİ SONUNDA SATICIYA DÖNÜŞÜYOR”

Parayı nereden buluyordunuz?
Küçük oğul: Geçici işler yapıyordum.
Büyük oğul: Bunu içenler evlerinden para bile çalıyor. Ben asla yapmadım. Ufak tefek işler yaptım, kazandığımı bonzaiye yatırdım. Bir süre sonra içmek için satmak zorunda kalıyorsun zaten. Her içici eninde sonunda satıcıya dönüşüyor.

Sen de sattın mı?
Büyük oğul: Evet, mahallede sattım.

Bırakmayı hiç istemedin mi?
Büyük oğul: Bırakamadım. Anormal içiyordum.

Sen nasıl bırakabildin?
Küçük oğul: Ağabeyimi göre göre, “Ben böyle olmak istemiyorum” dedim. Zamanında filinta gibi adamdı, şimdi eli ayağı titriyor, içmeden duramıyordu. Kendi kendime, “Biz ne içiyoruz ya? Durmamız lazım” dedim. Bu topraktan çıkan bir şey değildi; esrar değildi, kubar değildi. “O bana hükmedemez, ben ona hükmederim” dedim ve bir yıl önce, bir anda kestim. Artık canım esrar dahi istemiyor, ki biz onu sigara gibi içerdik.

Kendi iradenle bıraktın. Zor muydu?
Küçük oğul: Bir hafta, 10 gün ne yattım, ne uyudum. Karabasan çöker gibi, boğulur gibi oluyorsun. En sonunda kendimi uzaklaştırdım; birkaç aylığına yurt dışında çalışmaya gittim, öyle temizlendim.

Tempo Dergisi icin Bonzai kullanimi ve mucadelesi.
Ailenin büyük oğlu ile…

“ESRARI ANLAMADIM, BONZAİYİ HEMEN FARK ETTİM”

İki çocuğunuz da ot, esrar, bonzai içmiş. Ne zaman fark edebildiniz?
Anne: Büyük oğlum askerde esrara başlamış ama o zamanlar elinde, yüzünde şişme, kızarma yoktu, hemen anlayamadık. Etraftan duydukça “Aman oğlum” diyorduk, ama insan evladına konduramıyor. Bunu içenler rahat yalan söyler, yemin eder. Üstünde başında da bir şey çıkmıyordu. Sekiz sene kadar anlamadık.
Baba: Bir gece arabayla kaza yaptı. O zaman torpido gözünde esrar buldum. Öyle anladık.

Ne yaptınız?
Baba: Bu işler dövmeyle, vurmayla olmuyor, takip etmek lazım. Anne-baba yıllarca peşine düştük, hiç bırakmadık.

Hiç şiddete başvurdunuz mu?
Baba: Bir kere çok sağlam vurdum, elime on dikiş atıldı. Tabii, öyle olunca anne de bazı şeyleri sizden saklayabiliyor.
Anne: Eşim, oğluma zarar vermesin diye birini söylersem beşini saklıyordum. Bir yandan çocukların burnundan fitil fitil getiriyordum, bir yandan da babalarına karşı korumaya mecbur kalıyordum.

Esrarı fark edemediniz. Bonzaiyi?
Anne: Farklı bir şey kullanmaya başladığını hemen anladım. Çünkü huyu suyu, yüzünün şekli bile değişti. Yüzü, gözü şişiyordu. Eve geliyordu, nefes alamıyor, konuşamıyor, hemen yatıyor. Saatlerce kendine gelemiyordu. Gözleri kan kırmızıydı. Esrar içip geldiğinde, “Anne ben açlıktan ölüyorum” deyip, aşırı şekerli şeyler yerdi. Mesela, bir kutu krem çikolatayı bitirir, üstüne iki buçuk litrelik kola içer, yarım saat sonra kendine gelirdi. Ama bonzai öyle değil. Ne yerse yesin, kendini zor toparlıyordu. Baygın gibiydi. Çok zorlanıyordu. Kalbinin çarpıntısını ben dışarıdan görüyordum. Ağzı kuruyordu, iştahı kesiliyordu.

“OĞLUM BU FARKLI, ADINI SÖYLE”

Tempo Dergisi icin Bonzai kullanimi ve mucadelesi.
“AYNADA KENDİ KENDİME KONUŞUYORDUM” Pazarcı (23) Aile ile bonzai konusunu konuştuğumuzu öğrenen bir diğer genç mahalleli, kendi yaşadıklarını anlatmak için yanımıza geldi. Yaşadıkları şöyle: “Esrara 13-14 yaşlarında başladım. 15-20 öğrenci paralarımızı birleştiriyor, okulun önündeki satıcıdan alıyorduk. İki-üç yıl önce esrar bulamayınca bonzaiyi denedim. İlk önce sadece kafasını yaşıyordum, sonra zararını görmeye başladım. Bir gece kovadan çekip, mutfaktan su almaya gittim. Birden kendimi, kafamı geri geri yere vururken buldum. Rüya sandım, gidip hemen yattım. Sabah kalktığımda kafam davul gibi olmuştu. O gün, benim dönüm noktam oldu. Bırakmaya karar verdim ama pek kolay olmadı. Tuhaf tuhaf rüyalar görüyordum. Birinde, iki kara kedi benimle beraber yatıyordu; biri sağ, biri sol omzumu parçalıyordu. Uyanınca, “Allah’ım, ben soğudum, bunu bırakmak istiyorum” dedim. Aynanın karşısına geçip üç-dört saat kendimle konuşuyordum. Alkol, esrar, kubar içtim ama bonzai kafası kadar kötüsünü görmedim. Üç haftadır temizim. Bırakmak için çok farklı yollar denedim, en son azaltarak kurtuldum. Bunu bırakmak isteyenlere tavsiyem, yalnız kalmasınlar. Bütün maaşımı buna harcıyordum. Şimdi çok mutluyum.”

Ne içtiğini sordunuz mu?
Anne: Bonzaiyi duymamıştım, eroin kullanıyor sandım. Yemin ettirdim. İğne izi var mı diye uyurken kollarını kontrol ettim, göremedim. “Oğlum bu farklı, adını söyle” dedim. Sonra her saniye ceplerinde bonzai paketi bulmaya başladım. Son zamanlarda işi o kadar azdırmıştı ki, evde içiyordu. Odadan çıkmıyordu. Saatlerce kovanın başında…
Büyük oğul: O atıyor kovayı, ben yeniden yapıyorum.

Bu sırada aranızda şiddet var mı?
Anne: Birkaç kez tokat attım ama inadına daha fazla içip geldi. Bize bir gün olsun ters cevap vermedi, şiddet göstermedi.
Küçük oğul: Aileler çocuklarından şiddet görebiliyor. Bizde olmadı.

Başka neler yaptınız vazgeçirmek için?
Anne: “Oğlum, öleceksin” diyordum, “Ölümüne yapıyorum” diye cevap veriyordu. “Ölmeyi aklından çıkart” dedim ona: “Benim olduğum yerde ölmek yok. Ölene kadar uğraşsam da, seni bir yere kilitlemem gerekse de bunu sana bıraktıracağım. Ama ölmek yok. Unut bunu.” Bu kavgayı her gün verdik.

Bu kadar ısrar edince tavrı değişti mi?
Anne: Bir gün içse, iki-üç gün içmiyordu. Bazen 15-20 gün kendisini odaya kapatıyordu. Kimseyi görmeyince, bonzainin yokluğuna dayanabiliyordu.
Baba: Cezaevinde bulamaz diye bir yolunu bulup içeri attırmayı bile düşündük.
Anne: Bir gün küçük oğlum, “Abi, Allah rızası için yeter. Ben eski abimi geri istiyorum. Tedavi olacaksın” dedi. Kardeşinin sözü dokundu ona. O akşam bana, “Anne, benim eski halim nasıldı?” dedi. Hatırlamıyordu. Eski resimlerini çıkarttım. Eskiden neler yaptığını anlattım. Anlattıkça hatırlamaya başladı. O eksik eksik anlatıyordu, ben tamamlıyordum. İki gün sadece eskilerden konuştuk. En sonunda, “Tamam, ben hastaneye yatacağım, bıktım” dedi. Erenköy AMATEM’e yatırdık.

“AMATEM’DE EROİNMANLARDAN TİKSİNDİM”

AMATEM için sıra beklemediniz mi?
Büyük oğul: Beni ‘Acil’ olarak hemen kabul ettiler. 21 gün yattım.

Orada nasıl bir ortam vardı?
Büyük oğul: Eroinden 20 kişi varsa, bonzaiden yatan 50 kişi vardı. Beni dört kişilik bir odaya yatırdılar. Biri benim, üçü eroinman. Biri krize giriyor, üç erkek hemşire tutamıyor. Gece bir çığlıkla uyanıyorsun, bakıyorsun biri foşur foşur kusuyor. Ya da gecenin yarısı ‘S…’ (eroinmanların tedavisinde kullanılan bir ilaç) diye bağırıyorlar. Tedavi için kullanılan ilaç o, kırmızı reçeteli, yasal eroin gibi bir şey.

Eroinmanları o halde görünce ne hissettin?
Büyük oğul: İnsan tiksiniyor. Eroinmanlarda damar bulamazsın. En son cinsel organlarındaki damarlara bile şırınga vuruyorlar. Zamanında öyle korkmuşum ki, ben hayatımda eroine bulaşmadım.

AMATEM’de nasıl bir tedavi gördün?
Büyük oğul: Uyuşturucuyu bırakmayı değil de, kendini frenlemeyi öğretiyorlar. Sürekli derslere giriyorsun. Mozaik, çamurdan heykel, boncuklardan şekil filan yapıyorsun. Müzik, resim, spor… Hiç boş vakit yok. İlk başta ağır ilaçlar verdiler, ama gün geçtikçe miktarı düşürdüler. Sona yaklaşırken hiç ilaç vermediler. Evde içeceklerimi yazdılar.

Anne-baba olarak size ne öğütlediler?
Anne: Seminerlere katıldık. Doktorlar, “Tedavi oldu ama bırakacağını sanmayın” dedi bize. Gerçekten bırakanlar da varmış, “Bıraktım” deyip göz boyayanlar da… Doktorlar, “Dövmeyle, vurmayla olmaz, iyilikle yaklaşın, sevginizi verin, ilgilenin” dediler. Tekrar mı başladı; “Tamam, yine bırakırsın, düzelirsin” demek gerekiyormuş. “Çocuğu böyle motive ederseniz beyninde yer eder” diyorlar.

bonz5
6 SORUDA BONZAİ Bonzai nedir?
Kolay bulunabilen, ucuz bir uyuşturucu. ‘Sentetik kannabinoid’ uyuşturucu ailesinin bir üyesi. Çeşitli kimyasalların bazı bitkilerin yapraklarına emdirilmesiyle yapılıyor. Kurutulmuş ot halinde satılıyor. İçiciler, bonzaide floresan tozundan, oto sanayiinde kullanılan spreylere ve fare zehirine kadar envaiçeşit madde olduğunu söylüyor. 
Türkiye’de üretiliyor mu?

Emniyet’in 2013 raporuna göre, Türkiye’de bonzai üretimi tespit edilemedi. Konuştuğumuz kullanıcılar ise, merdivenaltı yöntemlerle üretim yapıldığını söylüyor.
Türkiye’ye nasıl giriyor?

Sorunun cevabı, yine emniyet raporunda mevcut. Buna göre, sentetik kannabinoidlerin bazı ülkelerde yasaklı madde listesinde olmaması kaçakçıların işini kolaylaştırıyor. Herhangi bir sentetik kannnabinoid maddesinin Birleşmiş Milletler ve/veya ülkeler tarafından yasaklanması durumunda, bu maddeler yeni formüllerle üretilerek uluslararası kontrol ekarte ediliyor.
Bonzai pazarı ne durumda?

Bonzai, Türkiye’de ilk kez 2010’da görüldü. Ama pazar korkutucu bir hızla büyüyor. Türkiye İstatistik Kurumu raporuna göre, kullanım yaşı 11’in altına düştü. 2012-2013 arasında güvenlik birimlerine 213 çocuk bonzai kullanımı nedeniyle getirildi. 165’i 15-17 yaş, 42’si 12-14 yaş aralığındaydı. 6’sının yaşı ise 11’in altındaydı.
Hangi ilde tehlike büyük?

2012’de en fazla bonzai olayı gerçekleşen ilk 10 il sırasıyla: İstanbul (yüzde 89.71), Edirne, Tekirdağ, Kocaeli, İzmir, Eskişehir, Ankara, Bursa, Çanakkale, Balıkesir.
Çare ne?

Etkin yasal mücadele. Emniyet’in 2013 raporu da yasal boşluklara işaret ediyor ve “Hızla yaygınlaşan bu maddelerin 2313 sayılı yasa kapsamına alınması son derece önemli” tespitinde bulunuyor. Aileler devleti göreve çağırırken, temmuz ayında Sağlık Bakanlığı koordinatörlüğünde Uyuşturucuyla Mücadele Üst Kurulu oluşturuldu. Kurul; Adalet, Aile ve Sosyal Politikalar, Gençlik ve Spor, İçişleri, Milli Eğitim, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Sağlık Bakanları’nın katılımıyla oluşturuldu. Bakanlıkların detaylı çalışmalar yapması ve yol haritası çıkarılması bekleniyor.

 

“MENZİL’DE UYUŞTURUCU GEÇMİŞİ OLANLAR VARDI”

AMATEM ’den çıkınca mahalleye döndünüz. Taşınmayı düşündünüz mü?
Anne: Baba-oğul istedi. Ama doktor, “İçmek isteyen her yerde bulur bunu” diyor.
Baba: Kardeşi onu Adıyaman’daki Menzil tarikatına yolladı.
Büyük oğul: Dört gün kaldım orada. Bana 30 yıldır kılmadığım namazı dört günde kıldırdılar (gülüyor). Gavs-ı Sani hazretleri hastaydı, birebir el alamadım ama hizmet ettim. Orada birine yanlışlıkla omuz at, özür diler, seni öper gider. Her şeyin Gavs-ı Sani’den geldiğine inanıyorlar.

Nasıl bir ortam var Menzil’de?
Büyük oğul: Köy gibi büyük bir yer. Namaz kılıyorsun, dışarı çıkıyorsun, “Hizmet, hizmet” diye bağırıyorlar. Binlerce insan var, herkes birbirine hizmet ediyor. En alt kat yatakhane, boydan boya halı. Yatak yok, yastık ve battaniye veriyorlar. Çorbanı içiyorsun, ekmeğini yiyorsun.

Uyuşturucu geçmişi olanlar var mıydı?
Büyük oğul: 40-50 kişi vardı.

Tedavi gördün, tövbe ettin, ama yine bonzai içtin. Neden?
Büyük oğul: Kendini tutuyorsun ama sokakta düzgün insan yok ki, seni buluyorlar. “Hayır” diyemiyorsun. En son tamamen temizdim. Mahalledeki parka gittim, takılıyorlardı. Kovanın üzerinde simsiyah zift gibi bir şey oluşmuştu. Tiksindim, yerde bir pet şişe bulup kıvırdım, iki kapak bonzai aldım, iki kere vurdum. Sonrasını hatırlamıyorum. Günlerden salıydı, gözümü cuma açtım.
Baba: Beş saat parkta yatmış. Yanındakiler öldü sanıp kaçmış. Öyle bir can çekişmiş ki, annesi tırnaklarının içindeki çamuru kürdanla temizledi.
Küçük oğul: Ambulans bile çağırmamışlar, bu kadar delikanlı adamlar yani.
Büyük oğul: Parkın bekçisi beni tanır, yerde yattığımı görünce seslenmiş. Bakmış ses çıkmıyor, beni tanıyan bir çocuğa haber vermiş, ben kucağa, oradan hastaneye…

Hastanedeki tablo nasıldı?
Baba: Komada. Tablo felaket. Nefes alamıyor, kalp çıkmış, tansiyon fırlamış, titriyor. Çocuğunu ne çilelerle büyütmüşsün, gözünün önünde eriyip gidiyor. Dayanabileceğin bir şey değil. Dışarı çıkıp hüngür hüngür ağladım. Doktor, “Bunun bir ilacı yok. Serum verdik, makineye bağladık. Ama hazırlıklı olun, kalbi her an durabilir” dedi. Sabaha kadar gözümüzü kırpmadan bekledik. O gece hastanede kaldı.
Anne: O gece Allah’a asi geldim. “Rabbim, bunu niye bana reva gördün? Bu kadar uğraştım, didindim, senelerdir vazgeçirmeye çalışıyorum. Çocuğumu alırsan seninle bütün pazarlığımız bitiyor” dedim.

Hastaneden sonra?
Baba: Bir gün dedim ki, “Al sana 50 lira taksi parası… Ya kendini Boğaz Köprüsü’nden at, kendini de, bizi de kurtar ya da tekrar hastaneye yat.” “Yapmam” dedi. “O zaman sana altı ay ev hapsi veriyorum” dedim. Kabul etti. İki aydır biz olmadan evden dışarı çıkmıyor.
Anne: Ölene kadar gözümüz üzerinde. “20 yıl bırakıp başlayan var” diyor doktor.

Ne kadar oldu bırakalı?
Büyük oğul: Haziran ortasından beri hiç içmedim. Bırakamam zannediyordum ama bırakabiliyormuşum. Hayatımda ilk defa kilo aldım; 10 kilo aldım. Canavar gibiyim.

Canın istiyor mu?
Büyük oğul: Hiç aklıma gelmiyor.

İstediğin an bulabilir misin yine?
Küçük oğul: Bedava bile bulur. İçiciler birbirlerini düşürmeye çalışır ki, kendinde olmayınca senden faydalansın.

Bunca acı yaşadınız. Ailelere ne söylemek istersiniz?
Anne: Çocuklarının arkadaşlarına, arkadaşlarının ailelerine dikkat etsinler. Oğlum arkadaşlarını asla getirip tanıştırmazdı, bizi çevresine sokmazdı. Aile devamlı takip etmeli. Özellikle, parçalanmış aile çocukları daha çabuk düşebiliyor o tuzağa.

“MAHALLELERDEKİ BONZAİ MÜCADELESİ, SİLAHLI ÇATIŞMAYA DÖNÜŞEBİLİR”

ornek_mah

Bonzai kullanımının artmasıyla Türkiye’nin pek çok yerinde bonzai karşıtı sivil örgütlenmeler başladı. Konuştuğumuz ailenin 27 yaşındaki küçük oğlu da, Örnek Mahallesi’nin bonzai savaşçıları arasında.

Bonzaiyle mücadeleye nasıl başladın?
Sokağa her çıktığımda krize girmiş, parklarda bayılmış, ağlayan, haykıran anneleri görüyordum. Abimin komaya girmesinden sonra kesin kararımı verdim. “Bunun yayılmasında ne kadar payımız varsa, bitmesinde de o kadar payımız olacak” dedim. Devlet sahip çıkmıyor, biz sahip çıkıyoruz artık.

‘Siz’ kimsiniz?
Mahallenin gençleri. 3-4 kişiydik, 10 kişi olduk, 20 olduk. Hepsi bonzai kullanmış, bunu bilen kişiler. Mücadelemize parklardan başladık, kendi imkânlarımızla bonzai içilmemesi için elimizden geleni yaptık. Esnaftan para toplayıp pankart yaptırdık. 300-400 kişilik bir yürüyüş organize ettik. Mahallede gören geldi, çünkü herkesin acısı var.

Şiddet kullanıyor musunuz?
İçeni, satanı darp ederiz. Meydan dayağı atarız.

Bonzai satıcıları kimler?
Mahallede hiç ummadığınız insan, 15-16 yaşında çocuk bile el altından uyuşturucu satıyor artık. Önceden daha çok Doğulular yapıyordu bu işi, şimdi bir paket Jamaica (Bonzai) alan da torbacı oluyor. Para kazanıyor, ruhsatsız tabanca elde ediyor, çete kuruyorlar. Polis zaten rahat bırakmış, hiçbir şey yapmıyor.

Korkmuyor musun?
Herkes “Karışma” dedi ama elimi taşın altına koyuyorum, çünkü bunun yayılmasında en çok pay bizim. Abim hem içti, hem temin etti.

İşi ne kadar ileri götüreceksiniz?
Buraya kadar. Bundan sonrasında başımıza iş alırız. Birilerini öldürüp cezaevine girebiliriz. Birilerini yaralayabiliriz. Onlar da bizi yaralayıp, öldürebilir.

Silahlı çatışmaya dönüşür mü?
Her şeye dönüşür. Biz bununla mücadele ediyoruz, doğal olarak karşı taraf bundan rahatsız oluyor. Satışları, çevreleri etkileniyor. Yarın onlar bize, biz de onlara dönüş yaparız. Ama böyle ne olur? Ya bizden gidecek, ya onlardan. Diyoruz ki, iş bu hale gelmeden devlet devletliğini bilsin. Ağır yaptırımlar getirilsin. İçiciye beş yıl verilsin, satıcı cinayetten yargılansın, o zaman bakın bakalım kim içip satabiliyor?

Mahallede satıldığından polisin haberi yok mu?
Olmaz mı? Hiçbir şey yapmıyorlar. Torbacılarla can ciğer olmuş, muhabbet ediyorlar. Parkta iki bira içseniz gelip biranıza tekme atarlar, ama kilo kilo uyuşturucu satan adamları yakalayınca bir şey yapmıyorlar. Bin kişi operasyon yapıyor, 100 gram bonzai elde ediyorlar. Böyle operasyon yapacağına hiç yapma. Öğlenin ikisinde operasyon mu olur? Göstermelik.

Türkiye’de imal ediliyor mu?
Vicdansız kimyagerler tarafından merdivenaltı yöntemlerle yapılıyor.

Başka mahallelerde de bu tür örgütlenmeler var. İş birliği yapıyor musunuz?
İnternetten görüşüyoruz. Büyük bir yürüyüş olabilir. Dernek de kurabiliriz. Birileri bu işi yapmalı. Bu mahalleden daha önce çocuk sesi gelmezdi, şimdi geliyor. Aileler parklara giremezdi, şimdi en kuytu parkta bile aile var. Yolda görünce anneler yardım istiyor.

Bonzai kullanım yaşı düştü mü?
14-15 yaşında çocukların elinde artık. Şimdi özellikle genç kızları düşürüp, gerekirse sevgili edinip taşımada kullanıyorlar. Çünkü polis kızları aramıyor.

Reklamlar