Canavarın ağzında 10 ada devleti

Embed from Getty Images

TEMPO TRAVEL (Yaz 2014) – Turizmin kutsal üçlemesi malum: Bembeyaz kumsallar, üzerlerine eğilmiş palmiyeler, önlerinde turkuaz deniz. Bu irili ufaklı yeryüzü cennetleri, insanın yarattığı bir canavarın ağzında artık: Küresel ısınma. Meşhur Maldivler, şimdiden sulara gömülüyor. Ve sırada binlerce ada var. Birleşmiş Milletler, durumun vahametine dikkat çekmek için bu yılı ‘Kalkınmakta Olan Küçük Ada Devletleri Yılı’ ilan etti. Okyanusların yavaş yavaş yuttuğu bu göz kamaştırıcı devletlerden 10’una yakından baktık.

SUYUN ALTI BİR HAZİNE: PALAU CUMHURİYETİ
* Nüfus 21 bin
* Yüzölçümü 489 kilometrekare
* 1994’te bağımsızlığını ilan etti.

Palau, Pasifik Okyanusu ile Filipin Denizi arasında uzanan 250’den fazla adadan oluşuyor. Okyanusun altı hazine gibi. Sadece birkaç bin insanın yaşadığı ülkenin merkez adası Koror. Bu adanın yerlileri, Malay ve Melanezya kökenli. 1700’lerin sonuna doğru bir İngiliz gemisi karaya oturuncaya kadar, bu bakir adalara Avrupalı eli değmemiş. Sonraki tarihlerde yolu Palau’dan geçenler ise İspanyollar, Almanlar, Japonlar ve ABD.

Alametifarikası: UNESCO Dünya Mirası listesindeki kaya adaları ve güney lagünü, dünyanın en acayip dalış tecrübelerinden birini yaşatmaya aday Deniz Anası Gölü (sularında yaşayan milyonlarca deniz anası, gölde yırtıcı olmadığı için ‘yakma’ özelliklerini kaybetmiş), yine okyanustaki mavi delikler ve kuştan timsaha çeşit çeşit egzotik canlı.

Embed from Getty Images

Havadan kaya adaları…

Deniz Anası Gölü

VAHŞETİN ÇAĞRISI: PAPUA YENİ GİNE
* Nüfus 6 milyon
* Yüzölçümü 460 bin kilometrekare
* 1975’te bağımsızlığını ilan etti.

Burası ıssız ve vahşi. Bu topraklarda 1950’lerin başına kadar kelle avcılığı ve yamyamlık bile serbestti. Pasifik Okyanusu’nun sarmaladığı 600 ada, turkuaz sahillerinin ötesinde 800 Papua ve Melanezya kabilesi (her biri ayrı dil konuşuyor), muazzam biyolojik çeşitlilik, ıssız dağlar, yoldan çıkmış cangıllar ve bataklıkların diyarı. 1500’lerde İspanyolların keşfettiği ada, hâla bakir. Ana adası Bougainville.

Alametifarikası: Dünyanın Amazon’dan sonraki en büyük bakir ormanları, yine dünyanın en uzun su yollarından Sepik Nehri, fiyortlarıyla Tufi, rengârenk kabile kültürü ve çeşit çeşit kuşlarıyla başka bir dünyaya ışınlanacağınız Highlands (unutmayın; bayrağında bile papağan olan bir ülkeden söz ediyoruz), son olarak, her yıl Goroka ve Hagen Dağı’nda yapılan kabile gösterileri.

Embed from Getty Images

Turu Dağı’nın eteklerindeki cangılda kabile köyleri…

Embed from Getty Images

Sing Sing festivali öncesinde son hazırlıklar

MAYMUN İŞTAHLI COĞRAFYA: DOMİNİK CUMHURİYETİ
* Nüfus 10 milyon
* Yüzölçümü 48 bin kilometrekare
* 1844’te bağımsızlığını ilan etti.

Bu ülke, birkaç ‘en’ sıfatını birden taşıyor. Başlayalım: 1) Küba’dan sonra Karayipler’in en büyük ikinci ülkesi. 2) Karayipler’in en yüksek dört dağının (en yükseği Pico Duarte) ev sahibi. 3) Ve Karayipler’in en büyük şehri burada (Santo Domingo). Kuzeyi Atlantik Okyanusu, güneyi Karayip Denizi ile çevrili ülke, üzerinde bulunduğu kara parçasını Haiti ile paylaşıyor. Şaşırtıcı olmayan şekilde, burayı da Kristof Kolomb keşfetmiş. 1400’lerin sonlarında koloni dönemi başlamış ve Amerika kıtasının ilk üniversitesi, ilk hastanesi, ilk katedrali ve manastırı burada kurulmuş.

Alametifarikası: Kambur balinaları gözlemlemek için Samaná Yarımadası, buradaki adaları birbirine bağlayan Samaná Köprüleri, filmlerden fırlamış gibi duran Bahía de Las Águilas sahilleri.

Embed from Getty Images

Hindistancevizi ağaçlarından bir orman

Embed from Getty Images

Tropik ormanda renkleriyle rahatça kamufle olan bir papağan cinsi

SOKAKLAR BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GİBİ: TRİNİDAD VE TOBAGO
* Nüfus 1 milyon
* Yüzölçümü 5 bin kilometrekare
* 1976’da cumhuriyet olmuş.

Trinidad ve Tobago, Karayip Denizi ile Atlantik Okyanusu arasında uzanan iki kozmopolit ada. Sokakları Birleşmiş Milletler gibi; Avrupalılar, Afrikalılar, Asyalılar, Güney Amerikalılar… Bu cennet topraklara önce Kristof Kolomb, ardından İspanyollar, 1700’lerin sonunda da İngilizler hâkimiyeti ele almış ve ilk iş adalara Afrikalıları getirip köle olarak çalıştırmaya başlamış. Trinidad’ın nüfusunu şekillendiren ise köleliğin kaldırılması olmuş. Toprak sahipleri bu kez çalıştıracak köle bulamayınca Hintli, Çinli ve Ortadoğulu işçileri adalara getirmiş. 30 kilometre uzağındaki Tobago ise küçük çiftlikleri ve resort’larıyla bir o kadar sakin.

Alametifarikası: Steel-band’ler, ünlü Trinidad ve Tobago Karnavalı, başkent Port of Spain’in gece hayatı, şık butikler, pub’lar.

Embed from Getty Images

Trinidad ve Tobago Karnavalı

Embed from Getty Images

UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Trinidad, 18’inci ve 19’uncu yüzyıl kolonyal binalarıyla ünlü

ANA KARADAN ÇOK UZAKTA: CAPE VERDE
* Nüfus 500 bin
* Yüzölçümü 4 bin kilometrekare
* 1975’te bağımsızlığını ilan etti.

Senegal sahilinin 500 kilometre açığında, Atlantik Okyanusu’nun ortasında, Cesária Évora’nın o eşsiz, iç yakıcı sesinin hayat bulduğu topraklar… Cape Verde, 10 volkanik ada ve beş adacıktan ibaret. Kıyıdan uzaklığı, adalardaki insan yerleşimini geciktirmiş. 1400’lü yıllarda Portekizliler keşfedene kadar, üzerlerinde kimsecikler yaşamıyormuş. Sonrası malum: Meyve plantasyonlarında çalışmak üzere Afrika’dan köleler getirilmiş. Nüfusun yarısı Santiago Adası’nda yaşıyor.

Alametifarikası: Dik yamaçları, yemyeşil kanyonları ve boğazlarıyla adrenalin parkuru Santo Antão, Fogo Volkanı ve eteğindeki kara kumsal, Sahra Çölü’nü hatırlatan Boa Vista.

Sao Pedro's beach
Sao Pedro plajı
Sao Vicente’de müzik aletleri dükkânı

EN AFRİKALI KARAYİPLİ: JAMAİKA
* Nüfus 3 milyona yakın
* Yüzölçümü 11 bin kilometrekareye yakın
* 1962’de bağımsızlığını ilan etti.

Karayipler’in karakteristik adası Jamaika’nın adı, reggae müzik, beraberinde Bob Marley ve marihuana ile özdeşleşmiş. Nüfusun yüzde 90’dan fazlasını Afrika kökenliler oluşturuyor. Sebebi, buraya kadar okuduklarınızdan farklı değil: Adaya önce Kolomb, ardından İspanyollar geliyor ve köleliğin acılı tarihinde yeni bir sayfa açılıyor. Bir süre de İngiliz hâkimiyetinde kaldı.

Alametifarikası: Dünyanın en iyi kahvelerinin yetiştiği Mavi Dağlar ve kahve plantasyonları, reggae’ye dair her şey (ve tabii Kingston’daki Bob Marley Müzesi), salla safari yapılan timsah dolu Kara Nehir, Karayipler’in en büyük botanik bahçesi, güneyin fokurdayan kaplıcaları ve elbette rom.

Embed from Getty Images

Cranbrook ormanı ülkenin güneyinde

Embed from Getty Images

Duvarda Bob Marley çizimi…

MERCAN KAYALIKLARININ KORUDUĞU SIĞINAK: MAURİTİUS
* Nüfus 1.2 milyon
* Yüzölçümü 2 bin kilometrekare
* 1968’de bağımsızlığını ilan etti.

Hint Okyanusu’nun çevrelediği bir ana ve 20 küçük adadan oluşuyor. Burası, etrafı mercan kayalıklarıyla çevrili, okyanus imalatı kristal lagünleriyle doğal bir sığınak. Resmen keşfedilmesi 1500’lere tarihleniyor. Sırasıyla Portekizlilerin, Hollandalıların, Fransızların ve İngilizlerin elinin değdiği topraklarda, Afrika, Hint ve Çin kültürleri iç içe geçmiş.

Alametifarikası: Afrika’nın en zengin şehri Port Louis, ormanlarıyla soluk kesen Black River Gorges Milli Parkı, kızıl, pembe tonlarındaki volkanik topraklarıyla Chamarel, dev Viktorya Amazonica nilüferleri ve egzotik bitkilerin görülebileceği SSR Botanik Bahçesi, séga müziği, tuz havuzlarıyla Tamarin şehri ve kültürel çeşitliliğin yansıdığı mutfak.

Aerial view over Mauritius
Kumul deltası Isle aux Cerfs
Embed from Getty Images

Pamplemousses bahçelerinde nilüferler…

ROMANTİK VOLKANİK: SAINT LUCIA ADASI
* Nüfus 180 bin
* Yüzölçümü 616 kilometrekare
* 1979’da bağımsızlığını ilan etti.

Saint Lucia, dünyanın en iyi balayı destinasyonlarından biri. Bir yanını Atlantik Okyanusu’nun sert rüzgârları dövüyor, diğer yanını Karayip Denizi’nin sakin suları öpüyor. Yan yana konuşlanan iki sivri volkanik zirvesi (“Piton” deniliyor) ile ayırt edici bir manzaraya sahip. Televizyon şovlarının da gözdesi.

Alametifarikası: UNESCO Dünya Mirası listesindeki Morne Trois Pitons Milli Parkı, derin vadiler, sıcak su nehirleri, kaynayan göl, manzarasıyla ünlü Soufriere sahili ve yine buradaki sülfür nehirleri, çamur banyosu, lüks resort’ların manzarayı kucaklayan sonsuzluk havuzları ve tabii her yerde çifte kumrular.

Embed from Getty Images

Büyük ve Küçük Piton, Soufriere kasabası üzerinde yükseliyor.

“EĞLENCE BİZDE” DİYORLAR: COOK ADALARI
* Nüfus 10 bin
* Yüzölçümü 236 kilometrekare
* İçişlerinde bağımsız, dışişleri ve savunmada Yeni Zelanda’ya bağlı.

Pasifik’te 15 kara parçasından oluşuyor. Burada, ‘acele’ kelimesine de, anlayışına da yer yok. Günler, kristal sularda yüzmek, bir adadan öbürüne geçmek, şafak sökene kadar dans edip şarkı söylemekle geçiyor. Adalılara göre, Pasifik’te kendilerinden daha çok eğlence vaat eden bir halk yok. Gerçekten de, burada müzik gündelik hayatın bir parçası. Çoğunlukla Maoriler ve Samoalıların karışımı olan ada halkı üzerinde Avrupa etkisi büyük. 1773’te, adını aldığı kaptan James Cook tarafından bulunan adaya sonraki yüzyılda Hıristiyan misyonerler ulaşmış. İngilizlerden sonra 1900’lerin başında kontrol Yeni Zelanda’ya geçmiş. Zaman içinde inançlar değişse bile, köklü Polinezya kültürü canlı kalabilmiş.

Alametifarikası: Nefes kesici güzellikteki Aitutaki ile üzerinde sadece iki kişinin yaşadığı romantik Suwarrow adaları, soğuk, sakin ve masmavi lagünler ile ada kültürünü soluyabileceğiniz festivaller (özellikle, pek çok geleneksel performansın izlenebileceği Te Maeva Nui Festivali).

Embed from Getty Images

Kumların üzerinde Orama dans grubu…

KLANLAR VE KABİLELERİN TOPRAKLARI: MİKRONEZYA FEDERAL DEVLETLERİ
* Nüfus 105 bin
* Yüzölçümü 700 bin kilometrekare
* 1986’da Pasifik Adaları Vesayet Toprakları’ndan bağımsızlığını ilan etti.

607 ada ve atolden oluşan ülke, Pasifik Okyanusu ile sarılı. Bazı bölgelerinde klanlar ve kabile şefleri var. Hatta bölgeye özgü 17 ayrı dil konuşuluyor. Bu dev volkanik adalar topluluğu dört bölgeye ayrılmış. Hepsinin coğrafyası, ekolojisi, dili ve kültürü ayrı. Bu topraklardaki Avrupa etkisinin kökeni ise, keşifler tarihine dayanıyor. 1500’lerin başında Portekizlilerce keşfinden sonra İspanyollarca kolonileştirilen adalar, daha sonra Almanlara satılmış ve son olarak Japonlar tarafından işgal edilmiş.

Alametifarikası: Muhteşem atoller, dalış yapılarak II. Dünya Savaşı kalıntılarının keşfedilebileceği Chuuk Sualtı Müzesi, Kosrae Adası’ndaki 1400’lerden kalma Lelu ve Pohnpei’deki 1000’lerden kalma Nan Madol kalıntıları.

Embed from Getty Images

 Mavi Lagün Resort plajı

Reklamlar