Rahatla, hafifle, eğlen

dart
Sahilde Darth Vader 😉

TEMPO (Mayıs 2014) – “Kuzey ülkelerinin 20 yıllık gündemini tek bir günde yaşıyoruz.” Bu anonim sosyal medya tespiti, hal-i pürmelalimizdir. Son aylarda öyle yüksek dozda siyaset aldık ki, gri hücrelerimize acır, ruh sağlığımıza içlenir hale geldik. Ama bu kadarı yeter; toparlanalım. Yaza girerken ruhu hafifletecek, akla ve bedene iyi gelecek önerilerimiz var. 

 

a_huffington
Arianna Huffington

ARADA BİR FİŞİ ÇEK
Akıllı telefonlardan, tabletlerden, laptop’lardan sıdkımız sıyrıldı. Beynimiz sanki bir data mezarlığı. Elektronik yorgunu, ama aynı zamanda teknoloji müptelasıyız. E ne yapmalı, nasıl arınmalı? Öneri, dünyanın internetle en haşır neşir insanlarından Arianna Huffington’dan (Huffington Post’un kurucusu) geliyor: “Arada bir bütün bu aletlerle iletişiminizi kesin ve yeniden kendinize bağlanın. Bunu kendinize borçlusunuz.” Huffington, Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in yılda bir-iki sefer sadece okuma ve düşünme haftaları yaptığını; Apple’ın kurucusu Steve Jobs’un vaktinde zihnini meditasyonla dinlendirdiğini hatırlatıyor. Huffington’a göre, iyi ve yaratıcı fikirler zihnen ve bedenen rahatladığımız anlarda geliyor; Arşimed’in suyun kaldırma kuvvetini küvette keyfederken keşfetmesi gibi… Kabul; fişi çekmek zor, ama o kadar da değil. Mesela bir hafta sonu sosyal medyaya, e-postalarınıza bakmayıverin. Onun yerine, muhtemelen büyük hevesle alıp kırk yıldır rafta beklettiğiniz kitaba bir şans tanıyın ya da kendinizi dışarı atın; sadece yürüyün, sadece düşünün. Bırakın, sanal dünya biraz da sizsiz dönsün.

mujica
José Mujica

AZALT
Şair Robert Browning’in, minimalizmin motto’su haline gelmiş dizesi malumunuz: “Az çoktur.” Tüketimin bu denli pohpohlandığı bir çağda, ‘az’a güzelleme yapan bu iki kelime can simidi gibi. Günümüzde, bu prensibi yaşam tarzı haline getirmiş insanlar da yok değil. Hele biri var ki, muhtemelen son dönemin en popüler siyasetçisi: Uruguay lideri José Mujica. Ona “Robin Hood” diyorlar. Başkanlık sarayını kimsesizlere bırakıyor, maaşını hayır kurumlarıyla paylaşıyor. Bu az rastlanır bakış açısı kendisine sorulduğunda, “Bana ‘En fakir başkan’ diyorlar ama hiç de öyle hissetmiyorum. Bu, bir özgürlük meselesi. Çok fazla şeye sahip olmazsanız, onları kaybetmemek için hayat boyu köle gibi çalışmanız gerekmez. Böylece gerçekten yaşarsınız” diyor. Bu felsefeyi içselleştirmek kolay olmasa gerek, ama basit düzeyde yapabileceklerimiz var. Blank Mag’den Begüm Başoğlu’nun bu konuda güzel önerileri var. Birkaçını aşağıda sıralayalım; tamamı için http://www.blankmag.com’daki ‘Az.’ yazısına göz atın:

  • Bir şey satın almadan önce, ona gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını tartın. İhtiyacınız yoksa ama yine de almayı istiyorsanız, onun yerine
    gardırobunuzdan bir parçayı gözden çıkarıp çıkaramayacağınıza bakın.
  • Evinizi ihtiyaç duymadığınız eşyadan ufak adımlarla kurtarmaya bakın (her defasında bir çekmece veya dolapta bir bölüm gibi).
  • Amaç ve hayallerinizi sadeleştirin. Yapmayı hedeflediğiniz üç-dört şey için ortalama enerji sarfetmek yerine tek bir amaç belirleyip enerjinizin tamamını ona harcayın.
park_okuma
Kaynak: playbuzz.com

“YEŞİL Mİ VAR Kİ?” MAZERETİNİ UNUT
Yıllar önce eşi Can Yücel henüz hayattayken Datça’ya yerleşen Güler Yücel, “Kolaya ulaşmak; az ve sadeye indirmektir yaşamı. Bunun için en kestirme yol, bana göre doğaya yaklaşmaktan geçer” diyor. Beton yığınlarının dağa, tepeye kanser hücresi gibi yayıldığı bir şehirde yaşıyorsanız, ‘doğaya yaklaşma’ hayali bile iyi gelecektir. Artık bilim de, insanın doğayla vuslat anındaki mutluluğunun iyi bir histen öte, bilimsel bir gerçek olduğunu doğruluyor. İngiltere’nin saygın Kraliyet Tıp Koleji’nin başındaki Richard Thompson, bitkilerin stresi, öfkeyi ve depresyonu azalttığını söylüyor. Şu ana kadar “Şehirde park, bahçe var da biz mi gitmiyoruz?” diye mızmızlanmaya başlamışsınızdır. Kabul, haklısınız. Ama yüzde 100 değil. Sayıları az, büyüklükleri yetersiz de olsa, bir yerlerde hâlâ yeşil alanlar var. İyisi mi bırakın söylenmeyi; taze eriği, çileği kapın, gidin bir ağacın gölgesine oturun, şehrin gitmediğiniz parklarını, botanik bahçelerini keşfedin ya da oksijen deposu orman yollarında uzun yürüyüşlere çıkın.

ŞEHRİNDE TURİST OL

kapalicarsi_1x
Kapalıçarşı

Sıradaki haber, “Yaşanmaz bu İstanbul’da”cılar için geliyor. Kan kusturan trafiği, adım atılmaz kalabalığı ve her tarafı saran zevksiz mimariyi bir günlüğüne görmezden gelin; çünkü mütemadiyen şikâyet ettiğimiz şehrimiz, Paris’i tahtından edip ‘2014’ün en iyi destinasyonu’ seçildi. Seçim, dünyanın önde gelen seyahat sitesi TripAdvisor kullanıcılarına ait. TripAdvisor, İstanbul’un modern restoranlarından ve gece hayatına eşlik eden nefes kesen tarihinden dem vuruyor. Çok mu klişe geldi? O zaman soralım: Mesela; Türkiye’ye gelen her turistin, her ünlünün koşa koşa gittiği Kapalıçarşı’yı en son ne zaman gördünüz? James Bond serisindeki ‘Skyfall’da mı? Haydi, bir gün için turist olun, yabancıların etinden sütünden yararlandığı İstanbul güzelliklerine siz de dâhil olun. Şanslısınız; çünkü kazık yeme, kandırılma gibi turistik dertleriniz de yok. Ne de olsa siz zaten buralısınız.

KENDİNİ KIYASLAMA

selfiea
“Oh… Bir başka selfie mi? Kendini daha iyi hissetmen için kaç beğeni ve yorum gerekecek?”
erin_wasson
Erin Wasson

Gazete, dergi ve televizyonların dayattığı güzellik imajı yıllar yılı tartışılır durur. Ama Strathclyde, Ohio ve Iowa üniversitelerinin yeni araştırması, sosyal medyanın pompaladığı güzellik imajının daha tehlikeli olduğunu ortaya çıkardı. Çünkü sosyal medyada, karşımızda Photoshop’lu süper modeller ya da ışıl ışıl film yıldızları değil; tanıdığımız, kendimizi mukayese edebileceğimiz ‘gerçek’ insanlar var. Araştırmaya göre, Facebook’ta arkadaşlarının fotoğraflarına bakarken fazla mesai harcayanların kendi vücutları hakkındaki güvensizlikleri artıyor. Selfie’lerin negatif etkisi daha da büyük. Durumdan modeller bile şikâyetçi. ABD’li model Erin Wasson, “(Güzel hissetmek için) Instagram’a bakmayı ve kendinizi başkalarıyla karşılaştırmaya son verin” deyip ekliyor: “Güzellik yüzde 100 kendine güvendir.” Bu faslı, Elizabeth Gaskell’ın ‘Eşler ve Kızlar’ romanından, Wasson’ın sözlerini pekiştiren bir alıntıyla kapatalım: “Fransız kızları size şunu söyler: Güzel olduğunuza inanırsanız öyle olursunuz.”

LUPİTA’YI İZLE

lupita_nyongoo
Lupita Nyong’o

Hazır güzellikten konuşurken sözü, kibirli modaevlerini, kolay beğenmeyen kozmetik devlerini ve yıldızlarla dalga geçmeye bayılan dünya basınını hizaya getiren Kenyalı oyuncu Lupita Nyong’o’a getirelim. ‘12 Yıllık Esaret’ filmindeki performansıyla en iyi yardımcı kadın oyuncu Oscar’ını alan Nyong’o, ağzını açtığında klişeler yumurtlayan sıkıcı Hollywood tiplemelerinden değil. Yale School of Drama mezunu. Espri anlayışı yerinde. Zeki. Komik. Ona, “Güzellik dünyasında yılın en iyi şeyi” demelerinin sebebi ise, kırmızı halıdaki cesareti. Ne absürt kıyafetlerle dikkat çekme, ne de garantici tuvaletlerle eleştiri oklarından kaçınma derdinde. Onun olayı, -hem kıyafette, hem makyajda- parlak renkler ve özgünlük. Üzerinde cart sarılar, göz kapaklarında zümrüt yeşiller, dudaklarında çilek pembeler… Rüküşlükle çarpıcılık arasındaki ip cambazlığında şu ana kadar çuvallamadı. Bu başarı ona Lancôme’un marka elçiliğini de getirdi. Nyong’o’nun giyim ve makyaj tarzı, şu sıralar güzellik dünyasının en gözde trendi. Trend insanlarına duyurulur.

DİYETE İNAN

diyet_dash“Okura kendini iyi hissettirme vaadinde bulunan bir yazıda diyetin işi ne?” derseniz, savunmamızı verelim: Size ne idüğü belirsiz, sıfır beden odaklı ölüm diyeti değil; ABD hükümetinin iki yaş ve üstü Amerikalılara tavsiye ettiği, sağlıklı bir yeme-içme yöntemi öneriyoruz: DASH. Son olarak Amerikan yayın grubu U.S. News, sağlık uzmanlarından oluşturduğu heyetten, 32 diyet arasında bir seçim ve puanlama yapmalarını istedi. DASH, meşhur diyetleri alt ederek ilk sıraya oturdu. DASH aslında hipertansiyonu önlemek için yaratıldı ama kısa sürede çok amaçlı bir diyete dönüşüverdi. Çünkü hem uygulanabilir, hem besleyici, hem kalp dostu, hem de diyabet düşmanı. Bu diyette olayımız potasyum, kalsiyum, protein ve life yoğunlaşmak. Özünde, bildiğimiz doğruların üzerinden yürüyoruz: Meyve, sebze, tam tahıllı besin ve düşük protein tüketince “Aferin”i kapıyor; şeker ve kırmızı ete elimizi ara sıra sürebiliyor, ama tuzluğu fazla kullanınca şaplağı yiyoruz. Tuzun kilit önemi var. Mehmet Öz’ün sitesi www.doctoroz.com’da diyetisyen Marla Heller’ın yedi günlük DASH diyeti programı bulunabilir. (Düşünceli not: Diyet güvenli olsa da, sizin için uygunluğu bakımından öncesinde bir doktora danışmanızda fayda var.)

DÜNYA KUPASI… YA SEV YA DA SEV

dunya_kupasiBu kadar güzellik, kozmetik, diyet muhabbeti yeter. Gelelim Dünya Kupası’na… Malumunuz; dört yıldır beklenen an geldi çattı, 12 Haziran’da dünya futbolla yatıp futbolla kalkmaya başlayacak. Bu küresel ve yer yer histerik spor âyini tam bir ay sürecek. Maçları Brezilya’da izleyecek kadar şanslıysanız, muhtemelen tavsiyemize ihtiyacınız yok. Ama evi Brezilya’ya çevirme kararlılığındaysanız, o zaman içecek, kuruyemiş ve cips stoklarını full’lemek, formaları hazırlamak, arkadaşlar arası bahisleri başlatmak gibi ‘yüksek önem’ taşıyan hazırlıkların yanı sıra size bir başka hayati öneride bulunalım: Empati. Evinizi futboldan hazzetmeyen biri(leri) yle paylaşıyorsanız, karşı tarafa durumu ufaktan anlatın, onu tribüne evrilecek bir eve yavaşça hazırlayın. Ve sevgili futboldan hazzetmeyen kişi; sizin durumunuzla ilgili internetteki ‘Dünya Kupası’nda hayatta kalma’ tavsiyelerini inceledik, yazık ki pek mantıklı bir şey bulamadık. İkinci bir TV kiralamayı ya da çalmayı, hatta olmadı Antarktika ya da ABD gibi futbolun revaçta olmadığı yerlere kaçmayı önerenler var. Diyeceğimiz o ki; ya sev ya da sev noktasındasınız. Siz siz olun, birbirinizi kırmayın, efendi gibi atlatın bu süreci.

star_wars_day
Sosyal medyada hayranların Star Wars Günü kutlaması…

TUHAFLIKLAR SENİNLE OLSUN: Mayıs ayında dünya birbirinden tuhaf günleri kutlamaya hazırlanıyor. Mesela; 11 Mayıs’ta ‘Ne İstersen Onu Ye Günü’ var. Ayın 22’si ‘Dünya Gotik Günü’ (www.worldgothday.com). Ama ikisi var ki; kayıtsız kalmak namümkün. İlki 4 Mayıs’ta ‘Dünya Star Wars Günü’. İnsanların eğlenmeyi iyi bildiği kimi ülkelerde bugüne özel kutlamalar, yürüyüşler yapılıyor, bazı sinema salonları sadece ‘Star Wars’ filmleri oynatıyor. O gün sosyal medyada absürt paylaşımlar yapabilir, özel indirimler gözleyebilir ya da sabahtan akşama ‘Star Wars’ maratonu yapabilirsiniz. Üstelik 4 Mayıs pazara denk geliyor. Serinin 7’nci bölümünün de bu ay çekilmeye başlanacağını hatırlatıp, 25 Mayıs’a uzanalım. Orada bizi ‘Havlu Günü’ bekliyor. ‘Otostopçunun Galaksi Rehberi’ hayranlarının serinin yaratıcısı Douglas Adams’ı yad ettiği gün, The Guardian gibi ciddi gazeteleri bile yoldan çıkarıp, ‘Havlu Günü’ yeterlilik testi yaptıracak kadar baştan çıkarıcı. Bu eğlenceli günde İngiltere başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde hayranlar kendince kutlamalar yapıyor, ama en popüler yöntem havluyla (varsa bir de sabahlık) poz verip #towelday hashtag’iyle paylaşmak. Neden mi havlu? Adams’ın olağanüstü bir mizah ve hayal gücüyle yarattığı bilim-kurgu serisini okuyanlar; galaksiler arası yolculuklarda havlunun taşıdığı hayati önemi bilir. Eğer bilmiyorsanız da, 25 Mayıs’ı bu kült kitapla tanışma günü ilan edin. (Son bir not: Kitabın boyutunu görünce “PANİK YAPMAYIN”. Su gibi akıp gidecek.) towelday.org

Towel-Day
Fotoğrafçı Daniel Schneider’in Havlu Günü pozu

YEDİ KRALLIK’I KEŞFET: Şu sıralar yeni bölümleri gösterilen ‘Game of Thrones’ fanatizmi o halde ki, yurt dışında, çekim mekânlarına özel turlar başladı. Kendinizde benzer bir eğilim gözlemliyorsanız, en azından ABD’deki bir hayrandan daha şanslı olabilirsiniz, çünkü dizinin büyük kısmı çok da uzak olmadığımız ülkelerde çekiliyor. Detaylı rotalar blog.goeuro.co.uk’da, notlar aşağıda:

Kuzey İrlanda: Kuzey’deki puslu, kasvetli Winterfell sahneleri, güneşin pek uğramadığı bu ülkede çekiliyor.

dark-hedges
Dark Hedges, Kuzey İrlanda’nın en çok fotoğraflanan yerlerinden biri.

Malta ve Hırvatistan: ‘Kral’ın Şehri’ çekimlerinin adresleri Malta’daki Mdina ve Hırvatistan’daki Dubrovnik ve Lokrum Adası. Daenerys Targaryen ve Khal Drogo’nun düğününün yapıldığı Malta’daki Mavi Pencere’nin altını çizelim.

mavi_pencere
Mavi Pencere (Azure Window), Malta

İzlanda: Tüyler ürpertici Duvar’ın Ötesi sahnelerinin ev sahibi, İzlanda’nın donmuş volkanik toprakları. Bir dövüş sahnesini tamamlamak bile iki gün sürüyor ama cefanın faydası ‘post-production’ sürecinde ortaya çıkıyor. Atmosfer o kadar iyi ki, ne dağ, ne kar, ne de başka bir şey ekleniyor. Çekimler, Myvatn Gölü ve üç ayrı buzulda yapılıyor.

Iceland-GameofThrones
İzlanda’daki çekimlerden…

Fas: Ejderhaların Annesi’nin uzun yolculuğu ve vardığı Sarı Şehir/Yunkai sahneleri tarihi Ait Benhaddou şehrinde çekiliyor. Dizide köle ticaretinin yapıldığı Astapor da tarihi Essaouira kenti.

fas
‘Sarı Şehir’ Ait Benhaddou, Fas
Reklamlar