Bir hayalin içinde

safari_S

TEMPO (HAZİRAN 2013) – Saat sabahın üçü. Kaptan pilot, Kilimanjaro üzerinde alçalmaya başladığımızı anons ediyor. Küçük pencereden dışarı bakıyorum; tek bir ışık huzmesi bile görünmüyor. Sonsuz, zifiri bir karanlık. Karanlığı; uçaktan adım atar atmaz yüzüme çarpan boğucu nem, ahşap zemininde böceklerin koşuşturduğu loş havaalanı ve ülkeye giriş işlemlerimizi yapan rastalı memurlar deliyor. Tanzanya’da cip üstünde geçecek altı gün, bu karelerle başlıyor.

Devamı; yarı belgesel, yarı film kıvamında…

Vahşi yaşam parkları, kilometrelerce akıp giden düzlükler, çıldırmış yeşiller, volkanik ovalar, kahve ve muz bahçeleri… Ve onlarca yoksul köy, derme çatma evler, kırmızı toprak yollar, tuktuk’lar, kasaba barları, “Bad boys” (kötü çocuklar) adını taktığımız motosikletliler (aslında taksi hizmeti veriyorlar) ve sıcakkanlı insanlar…

Tanzanya’ya dair anlatılacak çok şey var, en iyisi sözü öze getirmek. Konumuz; safari.

bar1_s
Arusha Yılan Parkı’ndaki bar, dağcıların uğrak yeri.

Freddie Mercury, Zanzibar ve Serengeti

imgresDoğu sınırını Hint Okyanusu’nun çizdiği ülke, daha çok, popüler kültüre Freddie Mercury’yi armağan eden tatil cenneti Zanzibar Adası ile biliniyor.

Aynı zamanda, Afrika’daki memeli hayvan nüfusunun neredeyse yüzde 20’sine ev sahipliği yapan topraklarıyla dev bir safari merkezi. Özellikle, belgesel müdavimlerinin ismine aşina olduğu Serengeti, mıknatıs etkisine sahip. Tanzanya Milli Parkları’nın organize ettiği basın turunun amacı da, bu etkiyi kuzeydeki diğer parklara yaymak.

Kışın safari olur mu?

Tanzanya’ya gittiğimizde Güney Yarımküre kışı yaşıyor. Aylardan nisan. İnternetten edindiğim bilgilere göre, sık ve uzun süreli yağışlar olması gerekiyor ama belli ki iklim burada da şaşmış; sadece sabah ve akşam yağıyor. Öğlen tişörtle geziyoruz.

Ortada fazla turist yok; şehirler ve kasabalar Tanzanyalılara kalmış; parklardaki cip trafiği azalmış; bilet-tur-konaklama fiyatları düşmüş. Ve yağışların etkisiyle her taraf yemyeşil.

beyaz_Safaride tercih edilen kurak sezon olsa da, bu bereketli dönemde safari pekâlâ mümkün. Tek ‘dezavantaj’ı, su-yiyecek bol olduğu için hayvanların çayırlara yayılması ve onları görmek için cip üstünde daha fazla vakit geçirilmesi. (Göç nedeniyle, hayvanların topluca görülebildiği kurak sezon, haziran-ekim arasında.)

Nasıl bu kadar temiz?

Ülkede, vahşi yaşam parklarının bilgili ve nazik görevlileri kadar, temizliği de etkileyici.

Devasa bir alana yayılan ve yılda onbinlerce turistin ziyaret ettiği Kilimanjaro Milli Parkı’nı dolaşırken, park görevlisi Steven’a etrafı nasıl bu kadar temiz tutabildiklerini soruyorum. “Sıkı bir temizlik politikasıyla” diyor, “Ziyaretçiler parka girerken potansiyel atıklarını kayıt altına alıyoruz; plastik şişeler, ambalaj kâğıtları vb. Çıkışta, bunları boş halde geri getirmeleri gerekiyor. Aksi halde, onları parka sokan tur operatörüne ceza kesiyoruz.” Sistemin kusursuz işlediği kesin. Hiçbir parkta çöpün zerresini görmedim.

Toplam 15 milli parkı olan ülke (beşi aşağıda), yükselen turizm grafiğine rağmen dünyanın en fakir ülkelerinden biri. Ama sadece bu parklarla bile turistik ilgiyi sonuna kadar hak ediyor.

DONUK KARE ZÜRAFALAR
MKOMAZİ MİLLİ PARKI

zurafa1s
Yol üstünde karşılaştığımız bu zürafa, türünün oturur halde gördüğüm ilk örneği:)

Devasa Mkomazi Milli Parkı adını, yarı kurak ikliminden alıyor. ‘Mko’ Pare halkının kullandığı ahşap kaşık; ‘mazi’ su  demek. Su, kaşığı dolduramayacak kadar az olduğu için, bu kurak topraklara ‘Mkomazi’ adı verilmiş. Parktaki tek kalıcı su kaynağı, timsah ve piton yuvası Umba Nehri.

Şansımıza, hava yağışlı. Genişliğini, bildiğim hiçbir kelimenin tarif edemeyeceği çayırların üzeri kara bulutlarla kaplı. Yağmur damlaları, kırmızı toprak yolla buluşuyor ve 4×4 cipin içinde bir oraya, bir buraya savrulup, kayarak ilerliyoruz.

bufalo_2ss
Uçsuz bucaksız savanın ortasında yalnız başına bir bufalo…

Günün unutulmaz anı, sonraki günlerde sıkça karşılaşacağımız zürafaların 200-300 metre ötede görünmesi. Silahlı rehberimiz eşliğinde araçtan iniyoruz. Uzun otları çiğneyerek (ve pantolonlarımıza yapışan keneleri silkeleyerek) onlara yaklaştıkça, zürafalar birer donuk kareye dönüşüyor. Devasa ve muhteşem heykeller gibiler.

mkomazi_camp
Silahlı rehber eşliğinde Babu’s Camp’ta.

Üzücü olan; bu güzel toprak parçasında 57 yıl boyunca av turizmi yapılmış olması. Bölgenin 2008’de ‘av için korunan alan’dan (game reserve) ‘milli park’a çevrilmesiyle av tamamen yasaklanmış. Kıymetli boynuzlarının peşindeki yasa dışı avcılar yüzünden, bu toprakların ağır topu siyah gergedanları görmek ise mümkün değil; özel bir bölgede korunuyorlar.

Parkta pek çok vahşi türün yanı sıra 450 kuş çeşidiyle Doğu Afrika’ya özgü antilop ‘gerenuk’ ve Afrika vahşi köpekleri görülebiliyor.

Nerede kalınır?
Parkın içindeki Babu’s Camp, vahşi doğanın konforunu sunuyor: http://www.anasasafari.com. Mkomazi’de, ekonomik kamp alanları da mevcut. Parkın yakınındaki Same kasabasında pek çok küçük otel var. Biz, sabaha envaiçeşit kuş sesiyle uyandığımız Elephant Motel’de kaldık: http://www.elephantmotel.com

SANKİ ZAGOR’UN ORMANI
KİLİMANJARO MİLLİ PARKI

Karlı doruklarını gördüğünüz an, Kilimanjaro’ya da, ona yapılan edebi ithaflara da şapka çıkaracaksınız. Ama kalbim, eteklerindeki yağmur ormanlarında kaldı. 

kilimanjaro1
Muazzam yağmur ormanları

Afrika’nın en yüksek dağı Kilimanjaro (5 bin 895 metre), Zagor’un balta girmemiş Darkwood Ormanı’na rahmet okutacak cinsten bir yeşil cennetle çevrili. Devasa ağaçlardan sarkan ıslak yosunlar ve Tarzan’ın tutunup sallandığı sarmaşıklara benzer uzun dallar gerçeküstü görünüyor. Yarı toprak, yarı taş, dar Marangu patikasını böyle bir manzara, kuş ve maymun sesleri eşliğinde adımlıyoruz.

kilimanjaro_bira
İsmini dağdan alan leziz Kilimanjaro birası ile ilgili espri: “Tırmanamıyorsan, iç!” (Foto: world-md.com)

Burada esas tehlike yırtıcılar değil; yüksek irtifa ve buna bağlı rahatsızlıklar. Zaten bu yüzden, Kilimanjaro Milli Parkı’na bağımsız ziyaretçi kabul edilmiyor. Önceden, yerel ve kayıtlı bir turizm acentesiyle iletişime geçip, mutlaka rehber nezaretinde gelinmesi gerekiyor. Biz, günübirlik gezginler olarak 2 bin 700 metredeki Mandara Hut’a kadar çıkıp, geri dönüyoruz. Bu huzurlu mola yeri, Hemingway’in romanına konu olan ‘Kilimanjaro’nun Karları’nı yakından görmek için ideal (tabii sis yoksa).

Kilimanjaro’ya tırmanmak için dağcılık becerisi gerekmiyor; yedi yaşında bir çocuk bile zirve yapmış. Ama yolda tropikten Arktik’e farklı iklim tipleri geçit yaptığı için tırmanışçılara vücudun uyum sağlaması için altı günlük rota tavsiye ediliyor.

kilimanjaro_dagi
Dağın karlı doruklarını gösterdiği an

Nerede kalınır?
Kilimanjaro’ya altı farklı rotadan tırmanılıyor. Popüler rotalar; Marangu ve Machame. Bu güzergâhlarda kulübeler ve kamp alanları mevcut. Yakındaki Moshi kasabasında kaldığımız Leopard Hotel, temiz ve ihtiyaca cevap verir türdendi: http://www.leopardhotel.com. Daha lüks bir alternatif Marangu Köyü’ndeki Kilimanjaro Mountain Lodge: http://www.kilimountresort.com. Yerel kültüre meraklıysanız, hemen yanındaki Chagga Live Museum’u ziyaret edin.

BUFALOLARLA BAKIŞMAK
ARUSHA MİLLİ PARKI

bufalo1s
Bufalolarla aramızdaki son mesafe işte bu kadar
arushaselale
Arusha çayırlarında bu etkileyici şelaleyi görmek için yürüdük. Yanımdaki, rehberimiz Michael, bizi iPad ile çeken gezi boyunca bize eşlik eden Victor. Kare, basın turuna bir başka dergi için katılan foto muhabir Tolga Sezgin’e ait.

Yemyeşil ve ıslak çayırlarda yürüyoruz. Sanki bir belgeselin içindeyiz. Bir bufalo sürüsü, uzakta, çamurun içinde  keyfediyor. Ta ki, biz aradaki dereyi geçip huzurlarını kaçırana kadar…

20 yıldan fazla süredir bu parklarda görev yapan silahlı rehberimiz Michael’ın tecrübeli, yavaş ve emin adımlarını izliyoruz. “Sessiz olun” diye uyarıyor. Mesafe daraldıkça bufalolar birer birer doğrulup havayı koklamaya başlıyor. Michael’ın işaretiyle duruyoruz. “Onlar da bizden korkuyor mu?” diye soruyorum. “Şu an bizim ne olduğumuzu çözmeye çalışıyorlar” diyor, “Rüzgâr onlardan bize doğru estiği için kokumuzu alamıyorlar. Birinizin üstünde beyaz tişört var ve rengi algılayamıyorlar. O yüzden bu mesafede kalmamız iyi.” Birkaç dakika karşılıklı bakıştıktan sonra, bufalolar dönüp gitmeye başlıyor. Michael’a, “Hiç silahını kullanmak zorunda kaldın mı?” diye soruyorum. Üzüntüyle, “Evet” diyor. Verdiği talimatları tam olarak dinlemeyip hayvanları ürküten kalabalık bir turist grubuyla yaptığı yürüyüş sırasında, ne yazık ki bufalo vurmak zorunda kalmış.

fikus
Fig Tree Arch’ı görünce, elf’lerin kadim ormanlarının kapısında gibi hissetmek mümkün.
timsahlas
Arusha Yılan Parkı. Bu bebek timsah, 18’inde doğaya bırakılacak.

Arusha’daki ikinci heyecan; bir park bekçisini ikiye ayıran hipopotamlarla dolu Küçük Momela Gölü’nde kano yapmak oluyor. İki acemi, gölün ortasına doğru yol alırken, görevli uyarıyor: “Oraya gitmeyin! Hipopotamlar var, çok tehlikeliler ve karşılaşmak istemezsiniz!” Kürekleri beceriksizce çevirme hızımızı tahmin edersiniz.

Afrika’nın beşinci yüksek dağı Meru’yu (4 bin 566 metre) da kapsayan parkta, binlerce flamingoyu ağırlayan Büyük Momela Gölü’nü, Ngurdoto Krateri’ni ve iki fikus ağacının oluşturduğu fantastik geçidi (Fig Tree Arch) görmelisiniz.

Nerede kalınır?
Parkın içindeki iki kır evi, beş kamp alanı ve iki lodge var. Meru’ya gelen dağcılar için  merkezler de mevcut. Biz, Arusha’daki konforlu Lush Garden Hotel’de kaldık. www.lushgardenhotels.co.tz

Kano turu
Üç saatlik tur ücreti kişi başı 50 dolar (yaklaşık 90 lira). Ama tek kano için minimum iki kişi lazım. http://www.wayoafrica.com

VE ASLANLAR GÖRÜNÜR
TARANGİRE MİLLİ PARKI

aslan
Safariye giderken, “ya bir şey olursa” diye düşüncelilik edip, arkadaşımın profesyonel makinesini almadığıma lanet ettiğim an… Orada iki aslan var, bende ise bir iPhone!

Bu parkın leopar ve aslanlarının ününü duymuştum. Aslında, güneş tepedeyken onları görme şansımız hemen hiç yok ama yine de umutluyum. Rehberimiz, “Öyleyse gözünü ağaçlardan ayırma” diye tembihliyor, çünkü buranın yırtıcıları, ağaç tepelerini seviyor.

antilops1
Antiloplar… Hızlı, zarif, ürkek.

Hemen her dönemeçte, yavrularıyla sürü halinde dolaşan obur filleri, zarif, çevik ve ürkek impalaları görüp hayranlıkla izlesek de, büyük kediler ortalıkta görünmüyor. Gün; akasya, baobab ve sosis ağaçlarının tepelerine bakmakla geçiyor. Sonra… Birden diğer cipleri görüyoruz. Safari yaparken, belli bir yerde toplanmış cipleri görürseniz nedeni yakınlarda görülmeye değer ‘bir şeyler’ olmasıdır.

elephant_tarangire
Tarangire’de o kadar çok fil var ki, boşuna “filler diyarı” demiyorlar. Cipleri pek umursamıyor, hazır etraf taze ot doluyken boyuna yiyorlar.

Evet, gerçekten de görülmeye değer! Umutsuzca bakındığım aslanlardan ikisi, bir akasya ağacına çıkmış, tembel tembel ayaklarını sallandırıyor. Zürafa ve fil görmekten usanmış şoförümüz Fernandes bile heyecanlı; “Çok şanslısınız!” diyor. Tabii cipten inmek söz konusu bile değil. İki dişi aslanı bu saatte görebilmemizin sebebi; muhtemelen aç olmaları ve yüksek bir noktadan av için bakınmaları. Ne kadar sessiz ve dikkatli olmaya çalışsak da, aslanların bizden hoşlanmadığı açık. Bir süre sonra ikisi de ağaçtan inip, uzun otların arasında görünmez oluyor.

Tarengire, ünlü Serengeti dışında, vahşi yaşamın en iyi gözlemlenebileceği parklardan. Yakınlardaki Ngorongoro Krateri’ndeki aslanların insanlara daha alışkın olduğu ve hatta otomobile kadar geldiklerini not düşelim.

Nerede kalınır?
Parkta, lüks çadır kamp ve lodge’lar var. Amerikalı işletmecisi olan ve muhteşem yemekler sunan Tarangire Nehri manzaralı Tarangire Safari Lodge’a bayıldım: www.tarangiresafarilodge.com. Parkın içinde otel konforu sunan Tarangire Sopa Lodge daha lüks: http://www.sopalodges.com. Yakındaki Babati kasabasının mütevazı Winner’s Hotel’i ise ekonomik bir seçenek. 

GEVEZE MAYMUNLAR
MANYARA MİLLİ PARKI

manyara1s
Gün batımında Manyara Gölü

Yazar Ernest Hemingway’in, “Afrika’da gördüğüm en güzel şey” dediği Manyara Gölü’nün yer aldığı milli park, bölgenin ender yağmur ormanlarından birini kapsıyor.  Bu küçük orman epey gürültülü; çünkü içinde beyaz kuyruklu ve mavi maymunlar ile bol bol babun yaşıyor. Bir ağaç dalından öbürüne atlıyor, çığlık atıyor, kavga ediyor, insana sürekli nerede olduğunu hatırlatıyorlar. Maymunlar, özellikle de babunlar sevimli görünümlerinin altında tehlikeli hayvanlar. Bir ara yanımıza gelen mavi maymuna muz verince, park görevlisinin uyarması da bu yüzden. Doğal dengeyi bozmamak ve insan-vahşi yaşam arasındaki mesafeyi korumak adına, hayvanları beslemek yasak. 

Manyara’da safarinin yanı sıra kano, dağ bisikleti turu ya da orman yürüyüşü yapılabilir. Ama tavsiyem; çok yakındaki, yüzlerce kabilenin yaşadığı Mto wa Mbu kasabasında kültür turu…

celtik
Çeltik tarlaları

resimlers

Fiyatlar 15 dolardan başlıyor.

İçinden Sivrisinek Nehri geçen kasaba gündüz güvenli, ama gece sıtma taşıyan sivrisinekler görülüyor. Biz çeltik tarlalarını gezdik, yerel ressamların ve iç savaş nedeniyle Mozambik’ten göç etmiş Makoni kabilesinin heykel atölyelerine gittik, muz bahçelerine dalıp muz birası tattık ve sefaletin bütün izlerini taşıyan bir köy kilisesi gördük.

masai_sefs
Masai şefi Laizer

Tura, sizi yerel danslarıyla karşılayan Masai kabilesi ziyaretini de dâhil etmelisiniz.

Değnekleri, geleneksel kıyafetleri, takıları ve palalarıyla dolaşan Masailer tarım yapmıyor, toprak kulübelerde yaşıyor. Geleneksel yemekleri süt ve taze kan. Bizim tanıştığımız Masai şefi Laizer, 28 yaşında. Şimdilik üç eşi var. Çocuklarının sayısını sorunca, sadece erkekleri söylüyor: “Dokuz.” (kızlarla beraber toplam sayı 15). Onlarca koyunu, keçisi, ineği var. Kabilesi, her sözüne saygı duyuyor.

Nerede kalınır?
İki lodge’un yanı sıra ağaç ev tarzı lüks bir kamp ile Tanzanya Milli Parkları’na ait kulübeler/kamp alanları mevcut.

Köy yürüyüşü: Mto wa Mbu’da bir saatlik köy yürüyüşü adam başı 20 dolar (yaklaşık 36 lira). Masai kabilesi ziyareti, artı 10 dolar (yaklaşık 18 lira) demek. http://www.tanzaniaculturaltourism.com

BİLİNMESİ GEREKENLER

HASTALIK Tanzanya’ya gidecekleri iki uyarı bekliyor: Biri çok az görülen sarıhumma, diğeri daha yaygın olan sıtma. Bilgi için: www.seyahatsagligi.gov.tr

koys
Mto wa Mbu’ya bağlı bir köyde öğle yemeği hazırlanıyor.

HİJYEN Afrika’ya gidip hijyen arayacaksanız hiç zahmet etmeyin. Hijyen, daha çok otellerle sınırlı.Kasabalarda ve köylerde kötü koşullara hazırlıklı olmalısınız. Küçük kutu sıvı sabun ve antibakteriyel ıslak mendil iş görecektir.

ŞARJ VB. SORUNU Prizler, üç delikli. Telefonunuz, bilgisayara bağlanarak şarj edilebiliyorsa, resepsiyona danışın.

SAAT FARKI Aynı meridyen üzerinde olduğumuz için, saat farkı yok.

VİZE Uçakta dağıtılan vize formunu dolduruyorsunuz, parmak iziniz alınıyor, 50 dolar  ödüyorsunuz. Bu kadar.

MUTFAK Dana eti, tatlı-tuzlu su balıkları, tavuk, pirinç pilavı, patates kızartması ve haşlanmış sebze temel yiyecekler. Tanzanyalılar, egzotik meyve sularını ve birayı da seviyor.

muz birasis
Muz birası yapılıyor. Tadımı, yaklaşık 8-9 kişi bir çadırın içinde aynı maşrapamsı bardaktan yaptık.

MUZ “Neden buradan muz ithal etmiyoruz?” diye hayıflanacak kadar lezzetli. Muzu haşlayıp kızartmaya dayanan geleneksel  yemekleri ise, damak tadımıza pek uymuyor. Yüzde iki oranında alkol içeren muz birasını da sevemedim.

Nasıl gidilir?
THY, altı aydır İstanbul’dan Kilimanjaro’ya doğrudan seferler düzenliyor. İstanbul’a dönüşte ise, Kenya’nın Mombasa Havalimanı’ndan yolcu alıyor. Altı buçuk saat süren yolculuğu gündüzyapacaksanız cam kenarını tercih edin. Böylece, coğrafyadaki değişimi (yeşildeniz-çöl) gözleyebilirsiniz. Gidiş-dönüş 249 euro’dan (yaklaşık 570 TL) başlıyor.

ngorongorolodge1
Parklarda Ngorongoro Crater Lodge gibi lüks seçenekler de var. Ancak fiyatlar ucuz sayılmaz. (Foto: ngorongorocrater.com)

Kişi başı 950 dolara safari
Güvenilir acentelerden Mauly Tours’dan fikir versin diye aldığım iki kişilik paket fiyatı, kişi başı 950 dolar (yaklaşık 1.710 TL). Kişi sayısı arttıkça fiyat düşüyor. Kilimanjaro (günlük orman/dağ yürüyüşü) + Arusha (doğal güzellik/hayvan gözlemi) + Ngorongoro (aslan meraklıları için) turunun dâhil olduğu paket, iki gece/üç günlük. Üç yıldızlı otel yerine lodge, cip yerine yürüyüş/balon safarisi isterseniz, fiyatlar artıyor. http://www.mauly-tours.com

Tur acentesi niye önemli?
Tanzanya’da safari/doğa turu için yerel turizm acenteleriyle temasa geçin. Sizi pek çok formaliteden kurtardıkları gibi rehberlik hizmeti veriyorlar. Kişi başı 60 dolara (yaklaşık 108 TL) çıkabilen milli park giriş ücretlerinden konaklamaya, ulaşımdan (yerel uçuşlar dâhil) yeme-içmeye, kişiye özel paketler hazırlıyorlar. (Paketler, ülkeye gidiş-dönüşü kapsamıyor.) Dolandırılma riskine karşı http://www.tanzaniaparks.com’daki tescilli firmalara bakın.

Reklamlar
Şununla etiketlendi: