7 okyanus güzeli

fraser-son
Fraser Adası

TEMPO TRAVEL (2013) – Dünyanın en büyük kum adasından Pasifik’in son krallığına, Hint Okyanusu’nun en çok fotoğraflanan sahilinden Andaman Denizi’nin lanetlenmiş kıyılarına, az bilinen uzak diyarlar…

TEZATLAR ADASI
Fraser Adası, Avustralya

Burası, dünyanın en büyük kum adası Fraser. Bembeyaz kumsallardan iç taraflara gittikçe, yükseklik -kumul tepeleriyle- maksimum 240 metreye ulaşıyor. Adada bu yüksekliğe kafa tutabilen tek bir şey var: Boyları 200 metreyi bulan, bin yaşındaki ağaçlar! Bu yaşlı ağaçlar, aynı zamanda, dünyanın kumul tepeciklerinde boy gösteren tek yağmur ormanını oluşturuyor. Hepsi bu değil; yüzmeye elverişli 40 civarında göl, ziyaretçileri büyülemeye hazır bekliyor. 400 nüfuslu adanın yerel sakinleri Aborjinler, buraya boşuna “K’Gari” (Cennet) demiyor. Pasifik’in tezat güzelliği Fraser’a, UNESCO da, ‘Dünya Mirası’ listesine dâhil ederek hakkını vermiş. Hem sırt çantalı gezginler, hem lüks tatil merkezlerinin gediklileri için, Fraser iyi bir alternatif. Elbette; buranın Avustralya olduğunu, okyanustaki dip akıntılarını ve açıktaki köpek balıklarını hiç unutmamak kaydıyla! Ülkenin doğusundaki Queensland eyaletine bağlı adaya, Hervey Körfezi ya da Rainbow Plajı’ndan feribotla geçiliyor. Ve son bir not: “Araç kiralar da giderim” diyorsanız, adada dört çekerli araçların zorunlu olduğunu bilmelisiniz.

LANETLENMİŞ CENNET
Langkawi, Malezya

Langkawi

Geçmişte korsanların sığınağıydı, bugün çeşit çeşit milletten binlerce turistin. Andaman Denizi’ne yayılmış 99 parçalık takım adanın en büyük halkası Langkawi; pudra kıvamındaki incecik beyaz kumları, pırıl pırıl denizi, Hindistan cevizi ağaçları, yağmur ormanları ve egzotik florasıyla (UNESCO tarafından ‘World Geopark’ ilan edildi) adının hakkını veriyor: ‘Hayallerdeki yer.’ Dalış imkânları, pastoral bir tabloyu andıran çeltik tarlaları, kartalları (Adaya feribotla gelenleri 12 metre boyundaki dev bir kartal heykeli karşılıyor) ve duty-free dükkânlarıyla ünlü adanın, efsaneleri de dikkat çekici. Bunlardan en bilineni; zina yaptığı iddiasıyla ölüme mahkûm edilen genç bir kadının; Makam Mahsuri’nin hikâyesi. Mahsuri’nin, infazı sırasında masumiyetinin kanıtı olarak beyaz kan döktüğü ve etrafı aniden beyaz bir sisin sardığı, genç kadının da adayı yedi kuşak boyunca lanetlediği söylenegeliyor. 19’uncu yüzyıla dair bu olayın ardından, günümüzde ada halkı, artık lanetin bittiğine inanıyor. Etraftaki turist sayısına bakınca, işlerin yolunda gittiği söylenebilir. Malezya’nın kuzeybatısındaki adada, halkın yüzde 90’ını Malaylar; kalan kısmını Çinliler, Hintliler ve Taylandlılar oluşturuyor. Adaya ulaşmanın yolu; Kuala Kedah veya Kuala Perlis’ten feribota binmek ya da Kuala Lumpur’dan uçakla gelmek.

CENNETİN SON KRALLIĞI
Vava’u Adaları, Tonga Krallığı

Vava’u Adaları
Vava’u Adaları

Pasifik’in son krallığına hoş geldiniz. Tropik plajları, yağmur ormanları ve aktif volkanlarıyla Tonga Krallığı, okyanusun ortasında apayrı bir dünya. Yerleşim tarihi 3 bin, krallık tarihi bin yıl öncesine giden ülke; asla sömürgeleştirilememiş, ancak 70 yıl boyunca İngiliz hamiliği altında kalmış. 2010 yılında ilk kez başbakanlarını seçen Pasifik’in bu kendine münhasır halkı, geçimlerini tarım, balıkçılık, turizm ve gurbette -daha çok Yeni Zelanda- yaşayan yakınlarının gönderdiği paralarla sağlıyor. 170 adadan oluşan Tonga’ya gelenleri bekleyen en büyüleyici tecrübe; iyi bir sualtı görüşü sağlayan ılık ve berrak sularda dalış yapmak. Büyük kısmında yerleşim olmayan Vava’u takım adalarının tabloları andıran güzelliğine, 100’den fazla tropik balık türü, deniz kaplumbağaları, vatozlar, yunuslar ve daha güzeli; büyük kambur balinalar eşlik ediyor. Balinaların göç mevsimine (haziran-kasım arası) denk gelirseniz, bu dev centilmenlerle yüzme imkânı sağlayan turlar olduğunu not düşelim. Beyaz kumsalları, tropik bitkileri, deniz seviyesindeki mağaraları ve kireçtaşı tepeleriyle göz dolduran adalar arasında gezinmenin en ideal yolu, uçmak. Kısa mesafelerde ise feribot ya da deniz taksileri tercih ediliyor. Tonga’da, lüks konaklama seçenekleri ile günümüzün modern imkânlarını bulmak mümkün.

AFRİKA’NIN EN İYİLERİNDEN
La Digue, Seyşeller

La Digue
La Digue

Dergilerde, afişlerde, internette sık sık karşılaştığımız bu tropik cennet, dünyanın en çok fotoğraflanan plajlarından Anse Source d’Argent. 115 adadan oluşan Seyşeller’in en büyük üç adasından La Digue’da (diğer ikisi Praslin ve başkentin bulunduğu Mahé) yer alan plaj, ‘cennet bahçesi’ nitelemesini sonuna kadar hak ediyor. Dev granit bloklar, yanı başında palmiye ağaçları, gök mavisiyle turkuaz arasında gidip gelen pırıl pırıl deniz ve sığ sularıyla, balayı çiftlerinin ve çocuklu ailelerin gözdesi. Üstelik mercan resifi sayesinde okyanus dalgalarından da korunuyor. Yine de, söz konusu sahilin Hint Okyanusu’nda bulunduğunu unutmamakta fayda var. Yüzerken fazla açılmamalı, ayağınızın yere değdiği sığ sularda takılmaktan şaşmamalısınız. Biraz daha kaşif ruhlular, şnorkelleri kuşanıp karides gözlemine çıkabilir ya da granit bloklara tırmanmayı deneyebilir. Anladığınız üzere La Digue, çocuklu aileleri cezbetse de sadece onlara hitap eden sakin bir adadan öte. İlk insan yerleşiminden bu yana pek az değişmiş olmakla övünen adanın iç taraflarına gittikçe, cangılın büyüsüne kapılmamak elde değil. Özellikle kuş gözlemi heyecan verici. La Digue’de, ultra-lüks konaklama seçeneklerinin yanı sıra ‘ulaşılabilir’ alternatifler de mevcut. Adada ulaşım çoğunlukla bisikletlerle sağlanıyor.

TROPİK KÜLTÜR
San Blas Adaları, Panama

San Blas Adaları
San Blas Adaları

Panama İsmine daha çok Hollywood filmlerinden aşinayız. Bu aşinalıkla, Panama’yı, “Kaçakların sığınağı” diye yaftalayabiliriz pekâlâ. İyisi mi, sinemayı sinemada bırakıp açıyı değiştirelim: Takvimlerden fırlamış gibi duran kumsallar, kristal deniz ve etkileyici Kuna halkının diyarı San Blas Adaları’ndayız. Bir yüzü Pasifik’e bakan Panama’nın Karayipler sahilinde uzanan 300 küsur parçalık San Blas takımadaları, güzelliğiyle çarpıyor. Üzerinde yerleşim bulunan 49 adada; dilleri, gelenekleri, kültürleri ve capcanlı kıyafetleriyle başka bir yüzyıla aitmiş gibi görünen, aynı zamanda idari ve ekonomik özerkliğe sahip Kuna yerlileri hüküm sürüyor. San Blas’a giderseniz, sadece soluk kesen kumsallara değil, Kuna kültürüne de zaman ayırmalı, çeşit çeşit el yapımı ürünler için valizinizde yer açmalısınız. Daha unutulmaz bir tatil için yapılması gereken bir-iki şey daha var: Dünyanın en eski mercan resiflerinde dalış yapmak ve tekne turuna çıkıp güneşlenecek en uygun adayı aramak. Achutupu, Kagantupu, Yandup ve Coco Blanco, bölgenin görülmeye değer adaları. Lüks düşkünüyseniz, çatıları palmiye lifinden kulübelerde konaklamak yerine, 15-20 dakika uçuş mesafesindeki Panama City sizi bekler.

İDEAL KARIŞIM
Abel Tasman, Yeni Zelanda

Abel Tasman
Abel Tasman

Tatil anlayışınız sahil kenarında saatlerce yatıp iki kulaç atmaktan ibaret değilse, burayı seveceksiniz. Doğa harikalarıyla bezeli Abel Tasman, Yeni Zelanda’nın en küçük milli parkı. Popülaritesine bakılırsa, Yeni Zelandalılar macerayı da, keyif çatmayı da iyi biliyor. Zira -adını 1642’de Yeni Zelanda’yı ziyaret eden ilk kâşif olan Hollandalı Abel Tasman’dan alan milli park, bir tür ‘doğa harmanı’. Burada, yüzme molalı doğa yürüyüşlerine çıkabilir, yemyeşil nehirlerden kanoyla denize ulaşabilir, şnorkelle su altı yaşamını gözlemleyebilir ya da kendinizi hiç yormaz; altın rengi kumsallardan serin sulara atlarsınız. Yüzerken çevrenize iyi bakın; bir kürklü fok balığı size eşlik ediyor olabilir. Balinalar, küçük mavi penguenler ve çeşit çeşit kuşların görülebileceği Abel Tasman’ın yakınlarında; el sanatlarında gelişmiş, bağcılıktan ve şarapçılıktan anlayan Nelson gibi yerleşimler olduğunu da hatırlatalım. Kamp kurup yıldızların altında uyumak ya da lüks otellerin sefasını sürmek keyfinize kalmış. ‘Kuzey’ ve ‘Güney’ olmak üzere başlıca iki büyük adadan oluşan Yeni Zelanda’nın Güney Adası’nda yer alan milli parka; araçla, tur otobüsleriyle ya da tekneyle ulaşabilirsiniz. En yakın havaalanı Nelson’da.

KİTLE TURİZMİNDEN UZAKTA
Los Roques, Venezuela

Los Roques
Los Roques

Karayipler’den bir başka gözalıcı güzellik… Pelikanlar, kaplumbağalar ve tropik
türlerin cirit attığı 300 parçalık Los Roques takım adaları, başkent Caracas’ın
kuzeyinde yer alıyor. Los Roques, Karayipler’deki benzerlerinden farklı; burada
ne pahalı otellere, ne kitle turizmine yer var. 1972 yılında ‘milli park’ ilan edilen
bölge, tam da bu nedenle, yapılaşmaya kapalı. Turistler beş yıldızlı büyük oteller
yerine, ‘posadas’ isimli konaklama noktalarıyla yetinmek durumunda. Ama güzellik
öylesine baş döndürücü ki, konforun arka plana itilmesinde sakınca yok. Zaten gün boyu bir adadan diğerine geçmek ve renkten renge giren ılık sularda kulaç atmak dışında fazla bir şey aramayacaksınız. Sakinliğin ortasındaki cennetin merkezi, Gran Roque Adası. Toplam bin 200 kişinin yaşadığı ada, bölgenin tek havaalanına sahip. Buradan, uzun seyahatinizin hakkını verip, ıssız Francisqui, Nordisqui, Madrisqui ya da Crasqui adalarına geçmek isteyebilirsiniz. Lagünler ve küçük adalar arasında tekneyle turlayabilir, balık tutabilir ya da adrenalin peşindeyseniz su sporlarını deneyebilirsiniz. Los Roques’e tur botları ya da Caracas, Porlamar ya da Maracaibo’dan ticari uçuşlarla muhteşem manzaralar eşliğinde geliniyor.

Reklamlar