Anarşizm bu kez hayvanlar için!

alf

TEMPO (2011) – Laboratuvarları kırıp döküyor, kürk çiftliklerini ateşe veriyor, tutsak hayvanları özgür bırakıyorlar. Kanun dışı hareketlerini soranlara, bir başka soruyla yanıt veriyorlar: “Yasa, masumu korumuyorsa, neden saygı duyalım?” ABD ve İngiltere’nin yaka silktiği radikal hayvan hakları oluşumu Animal Liberation Front’un temsilcisi Robin Webb, TEMPO’ya konuştu.

Boş kafesler, darmadağın bir laboratuvar ve duvarda, bilim adamları için sprey boyayla yazılmış bir not: “Deneyleri kendi üstünüzde yapın. Biz artık özgürüz! – İmza: Hayvanlar.”

2004Bu eylemin arkasında, ABD’nin, en tehlikeli yerel terör örgütlerinden biri kabul ettiği Animal Liberation Front (ALF) var. Eylemciler, yüzlerinde kar maskeleri, gece karanlığında laboratuvarlara sızıyor, deney hayvanlarını kurtarıyor, etrafı kırıp döküyor ve geride imzalarını bırakıyor.

Eylemler bununla kalmıyor; bilim adamlarını tehdit ediyor, gece vakti evlerinin yanında gürültü yapıyor, duvarlarına sloganlar yazıyor, camlarını kırıp, araçlarını kundaklıyorlar.

ALF, sadece deney laboratuvarlarını değil, hayvanların kötü muamele gördüğü her yeri hedef alıyor. Bu ara en çok yakıp yıktıkları yerler ise, lüks tüketime hizmet eden kürk çiftlikleri. Gelişen güvenlik teknolojileri, aktivistlerin işini zorlaştırdığından bu yana eylemlerin sıklığı azalsa da, yarattıkları etki büyüyor.

FBI peşinde

Tam da bu nedenle, FBI’ın Ortadoğulularla dolu ‘en çok aranan teröristler’ listesindeki ilk Amerikalı bir hayvan hakları aktivisti: Daniel Andreas San Diego. 34 yaşındaki San Diego, 2003 yılında, San Francisco’daki iki tesisi, ev yapımı patlayıcılarla bombalamakla suçlanıyor. FBI’a göre, bu tesisler, hayvan deneyleri yürüten Huntingdon Life Sciences ile ilişkileri yüzünden hedef alındı. Zira saldırıları, bir başka radikal bir hayvan hakları oluşumu ‘Animal Liberation Brigade’ üstlendi. Hafif çaplı maddi hasara yol açan saldırılarda, kimse zarar görmedi.

ALF, onların adına hareket etmese de, San Diego’ya arka çıkıyor; ‘terörist’ tanımı konusunda düşünmeye davet ediyor ve “Asıl teröristler, hayvan istismarcılarıdır” diyor. Ancak tüm bu argümanlar, onları, ABD’de ‘yerel terör örgütü’, İngiltere’de ise ‘yerel ekstremist/aşırılıkçı’ sıfatlarıyla anılmaktan kurtaramıyor.

ALF’in nice badireler atlatmış, defalarca gözaltına alınmış basın temsilcisi Robin Webb’e, “Hayvan haklarının Robin Hood’ları” dediği ALF aktivistlerini ve terör suçlamasını sorduk.

Robin Webb
Robin Webb

İngiltere’deki hayvan hakları mücadelesinin en önemli figürlerindensiniz. Aktivist olma kararını nasıl aldınız?
Önemli olduğumu söyleyemem, ama uzun süredir ortalardayım. Hayvan haklarına ilgim, yaklaşık 30 yıl öncesine uzanıyor. Çalıştığım şirketin yanı mezbahaydı. Her gün, kamyonlarla kesime getirilen hayvanları görüyordum. Bir gün, öğle molasında yürüyüş yaparken, kamyondan indirilen domuzları gördüm. Öğleden sonra, ofiste çalışırken, seslerini duydum. Akşam eve gittim, karım domuz pişirmişti. Yiyemedim. Eşimle önce vejetaryen, birkaç ay sonra da vegan olduk. Tam o dönemde, Cambridge Üniversitesi’ndeki deneylerle ilgili protesto kampanyaları yürütülüyordu. ALF de, hayvanları kurtarmak için eylemler düzenliyordu. Şöyle düşündüm: Yasa masumu koruyamadığı sürece, saygı duyulabilir bir şey değildir.

ALF’i, özellikle İngiliz ve Amerikan kamuoyu yakından tanıyor. Türkiye’de ise, haberlere pek konu olmuyor. Bize ALF’i anlatır mısınız?
ALF’in prensiplerini üç maddede özetleyebilirim: Hayvanları acı çekmekten kurtarmak ve onları güvenli, kalıcı evlere yerleştirmek; hayvan istismarında kullanılan mülke ve ekipmana zarar vermek; insan hayatını riske etmemek için her türlü önlemi almak. Tercihen vegan ya da -en azından- vejetaryen olan; yani merhametimize muhtaç varlıkları yiyecek kadar duyarsız olmayan herkes, bu ilkelere sadık kalarak eylem yapabilir ve bunu ALF çatısı altında yaptığını söyleyebilir.

Öncesinde ALF’e dâhil olma süreci yok mu?
ALF’in ne lideri, ne üyesi, ne de belli bir yapısı var. Tam anlamıyla bir ‘organizasyon’ olduğunu bile söyleyemeyiz; daha çok bir ‘düşünce ortaklığı’. İlla ki üyelikten söz edeceksek, bunun için herhangi bir eylem yapmak gerektiğini söyleyebilirim.

ALF-fenceALF’in organize bir yapısı yok ise, kaç ülkede aktif olduğunu bilmek mümkün mü?
Zor bir soru. Çünkü ALF, hayvan haklarının istismar edildiği ülkelerde ortaya çıkıyor. Eylemleri, bağımsız kişiler ya da özerk hücreler yapıyor. Tepede, “Şunu, şu zaman yapın” diyen bir kontrol mekanizması yok. Eylemlerin sıklığı ve aralığı, insanların öfkesine kalmış.

TÜRKİYE’DE ALF EYLEMLERİ VAR MI?

Türkiye’de hayvan hakları alanında olup bitenleri takip ediyor musunuz? Burada ALF aktivistleri var mı?
Her ülkenin kendi koşulları ve istismarcıları var. Kendi ülkemde, parmağımı doğrultup, “Bu yanlış” diyebileceğim onlarca şey varken, sizinkine yöneltmem doğru olmaz. Türkiye’deki aktivistler; sadece hayvanlar değil, insanlar için de mücadele ediyor. Onlara, şans dileyip, “Kendinize dikkat edin ve doğru bildiğinizden şaşmayın” diyorum.

Bir eylem kararının alınmasını ve devamında yaşananları anlatır mısınız?
Dediğim gibi; kararı bağımsız kişiler ya da kimliği bilinmeyen gruplar veriyor. Hedefi belirleyip, eylem zamanını kararlaştırıyorlar. Bir çiftliği ya da laboratuvarı basmak için en iyi zaman, elbette gece vakti. Standart metotlardan söz edemeyiz; her baskın birbirinden farklıdır, çünkü eylemi gerçekleştiren insanlar farklı.

minksALF, hayvanları kurtardıktan sonra ne yapıyor? Geçenlerde, serbest bıraktığınız hayvanların çoğunun otomobil çarptığı için telef olduğunu okumuştum.
Hayvanlar evcil ise, veteriner muayenesinden geçirilip, iyi ve kalıcı bir eve ya da ev bulunana kadar bir barınağa yerleştiriliyor. Tabiatı itibarıyla vahşi olanlar, -sağlık sorunları yok ve formda iseler- serbest bırakılıyor. Doğanın getirdiği olası tehlikelerle karşı karşıyalar. Bazı hayvanlar, hareket edebilecek durumda bile olmuyor; onlar için erken bir ölüm kaçınılmaz.

Aktivistler nasıl bir prototip çiziyor?
Tipik bir ALF aktivisti yok. Tüm politik görüşlerden, tüm ülkelerden genç-yaşlı herkes aktivist olabilir. Aktivistler arasında polis memurları, hemşireler ve avukatlar da var; genç anarşistlerle birlikte çalışıyorlar.

Her aktivist illegal eylemlere karışıyor mu?
Bazıları, hayvanları acıdan kurtarıp, onlara rahat ve kalıcı bir ev sağlamayı tercih ediyor. Bir bölümü, hayvanlara zarar verenlere sabotaj düzenlenmesi, mülklerinin harap edilmesi, istismarcıların işinden edilmesi ve hayvan yaşamının korunmasını amaç ediniyor. Kimileri ise, -insan hayatını tehlikeye atmayacak tedbirleri alarak- kundakçılık yapıyor. Hepsinin ortak noktası; yasal yolların işlemediği yerde devreye girmek ve hayvanların acısına son vermek.

Bunlar çok ciddi eylemler. ALF eylemlerinde hiç kimse ölmedi mi?
Bugüne dek, hiçbir hayvan istismarcısı öldürülmedi ya da ciddi bir yara almadı. İnsan hayatını tehlikeye atmamak için tüm önlemler alınıyor. Ama hayvan hakları savunucularının ciddi biçimde yaralandığını, hatta öldürüldüğünü söyleyebilirim. Hayvan istismarcılarına yapılanlar, onların masum hayvanlara yaptıklarıyla kıyaslanınca, hiçbir şey. İstismarcıların tercih şansı var, hayvanların ise, yok.

doa-cover“KÖLELİK, KADIN HAKLARI… SIRADA HAYVANLAR VAR”

Yasal zeminde faaliyet gösteren birçok hayvan hakları derneği var. ALF neden radikal bir yolu seçiyor?
Yasalar, hayvanları korumak için ya çok az önlem alıyor ya da hiç almıyor. Hayvan kullanımını/istismarını destekleyen birçok yasa var. Yasa çökünce, adaleti sağlamak için, insanlar yasayı çiğniyor. Geçmişte kölelik ve kadın haklarıyla ilgili özgürlük davaları vardı. Hayvan hakları, bu davaların sonuncusu olarak görülebilir. Diğer hayvan hakları örgütleri, halkı eğitmek için çalışan istihdam eden, kampanyalar yürüten, gösteriler yapan, tam zamanlı organizasyonlar. ALF’i ise sadece gönüllülerin ilgisi ayakta tutuyor.

‘Terörist’ suçlaması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Esas teröristler, zayıf ve masum olanı terörize edenler. Zulmü engellemek, nasıl terörist bir davranış olabilir ki? Otoriteler böyle söylüyor, çünkü uluslararası çaptaki endüstrilerin kârı tehdit edilmiş oluyor. Köleliğe karşı mücadele edenlere de bir zamanlar ‘suçlu’ muamelesi yapılmış, “toplumu tehdit ettikleri” söylenmişti. Tarih, olaylara daha iyi bir perspektiften bakmamızı sağlayabilir.

Siz ALF’in basın temsilcisisiniz. Polis, ALF’in basın ofisi ya da banka hesabı açmasına nasıl izin veriyor?
Defalarca gözaltına alındım. Üzerime kilit vuruldu, susturuldum. Basın ofisini, “Terörün sözcüsü” diye damgalamak istiyorlar, ama benim kanunsuz işlere karıştığımı ispatlayamadılar. Çünkü elbette böyle işlere karışmadım! Kamuoyuna, kimliği belirsiz kişilerin kanunları çiğnemeye hazırlandığını, dolayısıyla benim de öyle yaptığımı ilan etmek için aptal olmalıyım. İngiltere özgür bir ülke değil; ifade özgürlüğü yok. ALF hakkındaki pek çok haber, otoritelerce engelleniyor.

hospitalALF’in yıllar içinde yol açtığı zarar bilançosu nasıl?
ALF kürk dükkânlarını yakıp yıktı, laboratuvarları bastı, her baskında yüzlerce hayvanı ölümden kurtardı ve milyon pound’la ifade edebileceğimiz bir zarar yarattı. Bir de görünmez zararlar var: Bu eylemlerin sonucunda şirketlerin sigorta maliyetleri yükseldi ve ekstra güvenlik tedbirleri almak zorunda kaldılar. Ayrıca, hiçbir şüpheye yer bırakmadan söyleyebilirim ki, ALF’in yıllar içinde kurtardığı hayvanların sayısı milyonları buldu. Toplam sayıyı tahmin etmek imkânsız. ALF sayesinde, laboratuvarlarda kullanılmak üzere kedi, köpek, tavşan ve diğer hayvanları üreten pek çok merkez, birçok kürk dükkânı ve kasap kapatıldı. Hayvanlara zulmedenler, er ya da geç, karşılarında ALF’i bulacaklarını ve işlerinden olacaklarını idrak ettiler.

Ya kamuoyunun tepkisi?
İnsanlar ALF sayesinde, kilitli kapılar ardında neler döndüğünden haberdar oluyor. Bizi destekleyen çok kişi var; hatta aralarından bazıları aktivist oluyor.

ALF, bağışları nasıl kullanıyor?
‘ALF Destekçileri’ adlı bir grup var. Bu grup, hayvan haklarıyla ilgili eylemler yüzünden hapse giren aktivistlere yardım ediyor. ALF’e sempati duyan, hayvanlar uğruna özgürlüklerini feda eden eylemcilere yardımcı olmak isteyenler bağış yapıyor.

KARMAŞIK KONU: İLAÇ

İsveç'te ALF eylemi
İsveç’te ALF eylemi

Kürk tekrar moda. Tasarımcıların da, hayvan haklarıyla ilgili kaygısı yok gibi. ALF, yolda yürüyen kürklü bir kadına saldırır mı?
Bu tür saldırılar kişiye kalmış. Kendini iyi hissetmek için, bir hayvanın ölü derisini üzerine giyenler, psikiyatriste görünmeli. Sevgililerinin kollarında uzansalar, kendilerini daha iyi hissetmezler mi? “Isınmak için giyiyoruz” diyenler ise poları tercih etmeli. Bu sentetik giysinin termal kalitesi kürkten çok daha iyidir. Bu ikisini eleyince, orijinal sahibinde daha iyi duran bir deriyi üzerimize giymenin nedenine dair, ortada sebep kalmıyor.

Bir ALF aktivisti, hayvan deneylerinin ürünü olan ilaçları kullanır mı?
Hayvan deneylerinin ürünü olmayan ilaçlar tercih edilmeli, ama “Bir aktivist, geçmişte test edilen ilaçları kullanmalı mı?” diye sorabilirsiniz. Elbette ölen hayvanlar, artık kurtarılamaz. Peşinen, “Aktivist ilaç almayı reddedip, kendisini muhtemel bir ölüme mi terk etmelidir, yoksa ilacı kullanıp, yaşamaya devam etmeli midir?” sorusu gelir. Bu, kişinin kendisinin cevaplayabileceği bir sorudur.

ALF, tıp alanındakiler de dâhil, hayvan deneylerine karşı. Günün birinde tıbbi araştırmalarda hayvan kullanımından vazgeçildiğini varsayalım. O zaman tıp nasıl ilerler?
Hayvan deneylerinin pek çok alternatifi var: ‘In vitro’ test yöntemleri, bilgisayar modellemeleri ve daha birçoğu. Bu tür araştırmaları destekleyen ve yürüten çok sayıda organizasyon var. Bence hayvan deneylerinin hâlâ devam ediyor olmasının sebebi şu: Bir ilaç insanlara zarar verdiğinde, ilaç firmaları suçlamalardan kaçınmak için, “Biz bunu hayvanlarda güvenli bulmuştuk. İnsanlarda da öyle olmalıydı” diyor. “Lütfen paramızı elimizden almayın” demenin bir yolu. Birkaç yıl önce, bir ilaç firmasının gizli raporunda şunu görmüştük: Tüm ilaçlar hayvan deneylerinde güvenli ve efektif bulunmuş, devamındaki klinik deneylerde yüzde 95’i reddedilmişti. Bu tablo, beraberinde şu soruyu getiriyor: Hayvanlara zarar verdiği için elemine edilen kim bilir kaç ilaç da, belki insanları kurtarabilirdi? Yüzde 95? Mesela; penisilin insanlar üzerinde çok etkili bir ilaçtır. Oysa kobaylar üzerinde test edildiğinde, onları öldürmüştü!

Evinizde de kurtarılan hayvanlar var mı?
Evet, evimi kurtarılan hayvanlarla paylaşıyorum, ama onlar serbest bırakılamadı; ‘özgür’ değiller. Kapıyı açmazsam, diğer odaya gidemezler. Ben beslemezsem, yemek yiyemezler. Onlar, insan zulmünün mültecileri. Hayvanlar, kâr amacıyla ‘evcil hayvan’ olarak üretiliyor. Damızlık hayvanlar, bir ‘yavru makinesi’ gibidir. Evimi paylaştığım bu varlıkları seviyorum, ama hepsinin özgür olduğu bir dünyayı tercih ederdim.

İnsanoğlunun hayvanlara muamelesinde, yıllar içinde iyiye mi, yoksa kötüye mi gidiş var?
Daha geniş bir kamuoyu farkındalığından söz edebiliriz. Vejetaryenlik ve veganlık daha fazla kabul görüyor. İnsanlar da, hayvanlar da binlerce yıldır istismar ediliyor. Bu, birkaç nesilde kökünden söküp atılabilecek bir konu değil. Daha adil bir dünya için kaynaklarımız yeterli, ama gerçekleştiğini uzun yıllar göremeyeceğiz.

britcheslibALF’iN SEMBOLÜ: BRITCHES

ALF’in, belki de en bilinen eylemi, 1985 yılında, Kaliforniya Üniversitesi laboratuvarından kurtarılan yavru maymun Britches. ALF’in internet sitesi bile, halen, bu baskının videosuyla açılıyor. ALF aktivistleri, laboratuvarı, bir öğrenciden gelen istihbarat üzerine basmış ve aralarında beş haftalık Britches’ın da bulunduğu 468 hayvanı kurtarmıştı. Doğumundan hemen sonra annesinden ayrılan Britches’ın gözkapakları, körlük psikolojisiyle ilgili bir araştırma kapsamında birbirine dikilmiş ve başına elektronik sonar cihaz bağlanmıştı. Savunmasız hali o kadar içler acısıydı ki, baskının sonucunda laboratuvar kapatıldı. 700 bin dolarlık zarara uğrayan üniversite, yılların tıbbi birikiminin kaybedildiğini belirtti. Britches’ı, Türk kökenli veteriner Nedim Büyükmıhçı’nın da aralarında olduğu uzmanlar tedavi etti. Britches beş aylık olduğunda, Meksika’daki bir barınağa gönderildi ve dişi bir makak maymununun yanında büyüdü.

NOT: Bu yazı, 2011 yılında TEMPO dergisinde yayımlanmış ve güncellenerek blog’a aktarılmıştır.

Reklamlar
Şununla etiketlendi: