Müstakbel akıl hastalığı: İnternet bağımlılığı

internet_bagimliligiTEMPO (Ocak 2013) – Beynimizin bize oynadığı yeni oyuna hoş geldiniz: Bilimsel adı ‘internet kullanım bozukluğu’, bilinen adı ‘internet bağımlılığı’. Tıpkı alkol ve uyuşturucu gibi, beynin haz merkezini tetikliyor. Dünyanın ‘akıl hastalığı’ olarak kabul etmeye hazırlandığı bu yeni bağımlılığı tanımak ve anlamak için İstanbul’daki klinikleri ziyaret ettik.

“Bir gün, ‘Artık yeter’ dedim. Twitter’ı okumayı bıraktım ve hayatımı geri kazandım.” İngiliz The Independent gazetesi yazarı Dom Joly, Ekim 2012 tarihli yazısında, Twitter’dan ne kadar usandığını bu sözlerle anlatıyordu. Yazısına uygun gördüğü başlık da, sosyal medyaya selam çakıyordu: “Twitter’ı görmezden gelmeye çalışıyorum #yapacakdahaiyişeylervar”

Joly, yalnız değil. Akıllı telefonlar ve tabletlerin de katkısıyla, internet, hayatımızdaki egemenlik alanını büyük bir iştahla genişletiyor. Bu yüzden, ‘internet bağımlılığı’ kavramını hızla benimsemiş görünüyoruz.

Kendimize teşhis koymak?

25 yaşındaki ‘Kimbapsushi’ (sanal alemdeki ismi) bir öğretmen. İzmir’de, yalnız yaşıyor. Haftanın birkaç günü arkadaşlarıyla dışarıda vakit geçiriyor. Evde olduğu günler, vaktinin minimum altı-yedi saati bilgisayar başında geçiyor. Bu yüzden kendisini “İnternet bağımlısı” diye niteliyor. Televizyonu hiç açmadığını, eskisi kadar kitap okumadığını, evindeki sorumlulukları ihmal edebildiğini söylüyor. En çok da, internet başında hareketsiz geçen zamana üzülüyor. “Bağımlılık iyi değil tabii, ama interneti doğru kullanıyorum” deyip ekliyor: “Sadece sosyal medyada takılıp oyun oynamıyorum. Faydalı şekilde oyalanıyorum.”

Dr. Ömer Şenormancı
Dr. Ömer Şenormancı

Anlattıklarından yola çıkarak ‘Kimbapsushi’ye “Bağımlı” demek kolay, ama uzmanlar bu kadar aceleci değil.

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi’nde (BRSHH) bir yıl önce açılan İnternet Bağımlılığı Polikliniği’nin sorumlusu, psikiyatr Dr. Ömer Şenormancı, bağımlılığın bir ‘hastalık’ olduğunun altını kalın çizgilerle çiziyor: “Bilgisayarda iki saat oynadı diye çocuğunu buraya getiren var. Bu, kavramı yüzeyselleştirmektir.”

Tıpkı uyuşturucu ve alkol gibi

Çok da haklı. Amerikan Psikiyatri Birliği, internet bağımlılığını, akıl hastalıklarını sınıflandırdığı ‘DSM’(*) kitabının ek kısmına dâhil etme kararı aldı bile. Bu, bağımlılığın, birkaç yıl içinde başlı başına ‘akıl hastalığı’ kabul edilmesi yolunda ciddi bir adım. Peki neden?

Basit bir anlatımla; internet bağımlılığı, -tıpkı alkol ve madde bağımlılığında olduğu gibi- beynin haz merkezini harekete geçiriyor. Beyin, keyif verici ‘madde’den (internet) aldığı hazzı artırmak (dopamin salgılama) istedikçe, kişi, tekrar edici davranışlara yöneliyor ve bu, bağımlılığa dönüşüyor. Yeni bir araştırmaya göre, internet bağımlılığı, beyindeki kimyasal, duygusal ve bilişsel süreci değiştirebiliyor. Dengeli Yaşam Psikolojik Danışmanlık Merkezi’nden psikoterapist Dr. Timur Harzadin açıklıyor: “Basit bir mantığı var. Diyelim ki oyun bağımlısısın; oynarken, beyninin hep aynı bölgeleri çalışıyor. Sonuçta kullanılan kısım gelişiyor, diğeri törpüleniyor.”

Böylece bağımlılar, -kendilerine ne kadar zarar verdiğini fark etmedikleri sürece- bağımlılıklarıyla mutlu mesut yaşıyor. Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Kliniği’nden uzman psikolog Gözde Hatiboğlu, “Her tür bağımlılık yapıcı madde gibi, internet de başta keyif veriyor. Doz giderek artıyor ve bir süre sonra hayat sistemini bozuyor. Madde bağımlısı, yaptığının yasak olduğunu bilir, bu yüzden tedaviye daha kolay ikna olur. İnternet ise, iş ve sosyal hayatla iç içe geçtiği için, bağımlıyı, bağımlı olduğuna ikna etmek güçtür” diyor.

Gözde Hatiboğlu
Gözde Hatiboğlu

Tam da bu yüzden, internet bağımlılığını önce fark eden, genellikle kişinin kendisi değil; anne-babası, eşi ya da yakın çevresi oluyor. Ortak belirtiler; hayatın hemen her alanına yansıyan ‘performans düşüşü’. Bağımlılığın derecesine göre; kişi okulu/işi aksatıyor/bırakıyor, yemek yeme alışkanlığı değişiyor ve kilo kaybı başlıyor ya da tersine, hareketsiz yaşamın sonucu olarak obezite ortaya çıkıyor, bedensel ağrılar başlıyor, aile, arkadaşlar, sosyal hayat ihmal ediliyor.

“Dört sene emek verdim, nasıl bırakayım?”

Altına kaçırma ve Uzakdoğu ülkelerindeki gibi ölüme varan uç vakalar ise, ‘MMORPG’ (Devasa Çok Oyunculu Çevrimiçi Rol Yapma Oyunları) türü oyunlarla ortaya çıkabiliyor. Bitme noktası olmayan MMORPG’lerde, kişi, oyunu bıraktığı zaman rakipleri karşısında geriye düşüyor ve adeta oyuna bağlanıyor. “Bırakmam gerektiğini biliyorum, ama bu oyuna dört sene emek verdim” diyen üniversiteli hastasına Dr. Şenormancı’nın verdiği yanıt enteresan: “Sevdiğin birini kaybetmişsin gibi yasını tut o zaman, yapılacak bir şey yok.”

Medya, radarını daha çok oyun bağımlılığına çevirmişse de, oyunlar, internet bağımlılığının görünen yüzü. BRSHH’deki polikliniği de ilk aylarda sadece oyun bağımlıları ziyaret etmiş. Sonra pornografi ve online kumar bağımlıları gelmeye başlamış. Artık Edirne’den, Bursa’dan gelip gidenler var.

İnternetten uzakken nasılsınız?

Ve bir başka önemli soru: Neden bağımlı oluyoruz? “Bağımlılık sizi bulmaz, sizde bir sorun varsa, siz onu bulursunuz” diye açıklıyor Balıklı Rum’dan Gözde Hatiboğlu. Bilgisayarlarıyla yataklarını birleştiren hastalarını anlatarak, “İnternet başında geçirmediğiniz iki-üç saat bile size sıkıntı, huzursuzluk, yoksunluk hissi veriyorsa, aklınız sürekli oradaysa, durup düşünmeniz lazım” diyor. Bağımlılığa; kişilik problemleri, depresyon, kaygı bozuklukları ve -erişkinlerde bile- dikkat eksikliği bozukluğunun eşlik ettiği sıkça görülüyor.

Dr. Timur Harzadin
Dr. Timur Harzadin

“Kişisel gözlemime göre, yalnızlık ve değersizlik duygusu yoğun kişiler, gerçek hayatta sağlıklı iletişim kuramayanlar ve kontrolün kendilerinde olmasını isteyenler interneti daha yoğun kullanıyor” diyor Dr. Timur Harzadin. “Mesela; Facebook’a giriyor, yaptıklarını abartarak anlatıyor. Öbürü altına yazıyor: “Helal olsun!” Değersizlik duygunuz baskınsa, bu şekilde onay alarak, o boşluğu dolduruyorsunuz. Ama yetmiyor. Bunu sürekli yapmanız gerekiyor. Bağımlılık da böyle gelişiyor.” Dr. Harzadin, “Bağımlı değilim” diyenlere, “İspatla. Bir hafta internete girme” diyor. Bağımlıların cevabı genellikle öfkelenmek şeklinde oluyor.

Tedavi ve denemeye değer bir örnek

İnternet bağımlılığı daha çok ergen ve üniversite öğrencisi erkekler, nadir olarak da yetişkinlerde görülüyor. Hastalık, BRSHH ve Balıklı Rum Hastanesi bünyesindeki psikiyatri klinikleri, özel bağımlılık merkezleri ve muayenehanelerde tedavi ediliyor. Hastalık henüz çok yeni olduğu için, belli bir tedavi protokolü yok. Yöntemler, vakaya göre değişiyor. Kişi, sistemin içinden çıkarılamıyorsa, uzaklaştırma amaçlı hastaneye yatırılabiliyor. Farklı psikolojik sorunların eşlik ettiği vakalarda, ilaç tedavisine gidilebiliyor. Acilen yardım alınmasını gerektirmeyen hallerde ise, şu yöntem akılcı:

Fotoğrafçı Niko Guido, üniversite öğrencisi oğlu Teoman’ın (20) bilgisayar oyunlarıyla mesaisi uzayınca, konuyu araştırmaya başlamış: “Şunu gördüm: Bağımlılık bir süre sonra beyni değiştiriyor, kişi daha hızlı ama daha yüzeysel düşünmeye başlıyor ve hiçbir şeye konsantre olamıyordu.” Oğlunun karşısına bu ciddi argümanlarla çıkıp, durumunun gittiği noktayı anlatıyor ve ona “Psikiyatra gidelim ya da üç aylığına bilgisayarı kaldıralım” teklifinde bulunuyor. Birkaç konuşmanın ardından bilgisayarı kaldırmaya ikna olan Teoman, ilk hafta sıkıntılı geçse de, süreci başarıyla tamamlamış. Hatta, “İnternetin eksikliğini hissetmedim. Benim için basketbol oynamak daha güzel” diyor.

(*) The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders. DSM-V, Mayıs 2013’te yayımlanacak. İnternet bağımlılığının, davranışsal bağımlılıklar alt kategorisinde yer alması bekleniyor.

i-love-computerTÜRKİYE’DEN GERÇEK VAKALAR

  • 4 YIL EVDEN ÇIKMAMIŞ 19 yaşında. 15 yaşından beri evden çıkmamış. Yüzü bembeyaz, çok zayıf, üstü perişan halde tedaviye getiriliyor. Hastaneye yatırılıyor ve durumu toparlanıyor, hatta sonra askere gidiyor. Geçmişinden ensest hikâyesi çıkıyor.
  • ÖLDÜREMEYİNCE MASTÜRBASYON Üniversite öğrencisi. Takıntılı biçimde öldürmeye dayalı oyunlar oynuyor. Oyunda öldüren o olunca, her şey yolunda gidiyor. Ama öldürülen kendisiyse, öyle kötü hissediyor ki, sadece mastürbasyon yaparak rahatlayabiliyor. Psikoterapisti, öldürdüğü kişilerin profillerini inceleyince babasının profiline ulaşıyor. Çocukken, babası tarafından ezilmiş ve ona öfkesini, farkına bile varmadan, oyunlarla bastırmaya başlamış.
  • TV’Yİ DIŞARI FIRLATIYOR Ergenlik çağında. Bilgisayar başından kalkmadığı için ailesi son çare olarak fişi prizden çekiyor. Öyle bir öfkeye kapılıyor ki, evdeki televizyonu altıncı kattan aşağı atıyor.
  • İNTERNET YOK DİYE BABASINI BIÇAKLIYOR Ergenlik çağında. Doktora gelmeden önce konuyu araştırmış ve her görüşmede, “İnterneti artık kontrollü kullanacağım. Lütfen ailemle konuşun, eve tekrar internet alsınlar” diyor. Ancak doktoru bu şekilde manipüle edemeyeceğini anlayınca öfkeleniyor ve en sonunda, görüşmeyi takip eden bir akşam babasını bıçaklıyor.
  • PORNOGRAFİ BAĞIMLISI Yetişkin, pornografi bağımlısı. İnternetten binlerce porno film indiriyor, ancak izlemiyor. Hatta bu sırada yanlışlıkla çocuk pornosu da indirip dört ay hapis yatıyor.
  • 12 SAAT PORNO Günde 12 saat internetten porno film izliyor: Bağımlılığı yüzünden işe gidemiyor. Eşinden boşanmış. Onlarca iş değiştirmiş.
  • OKULU BIRAKIYOR Üniversite öğrencisi. İnternet bağımlılığı nedeniyle okulu bırakıyor. “Bunun bir hastalık olmadığını düşünüyorum” deyip, tedaviden de vazgeçiyor.
  • EŞİNDEN ÇOK İNTERNETLE Evli, erkek. İşten eve geliyor ve yatana kadar internette vakit geçiriyor. Eşiyle boşanma noktasına gelince, son çare olarak terapiye gitmeye karar veriyor. İnternete en çok sarıldığı anların, eşinin aynı şeyleri defalarca tekrarladığı zamanlar olduğunu tespit ediyorlar. Geçmişinde, annesinin de babasına bunu çok sık yaptığını keşfediyor ve bu anıları konuştukça, beynin bugünkü durumu normalize ettiğini görüyorlar.
  • HER ŞEYİ İNTERNETTEN SATIN ALIYOR İş adamı. Sabahları kalkıyor, ilk iş internete girip saatlerce birtakım ürünleri araştırıyor, ardından yine internet üzerinden bunları satın alıyor. “Aynı mal dışarıda daha ucuz, ama ne olursa olsun internetten alıyorum” diye yakınıyor. “Kendimi işime verebilsem, normalde kazandığımdan 30 bin TL daha fazla kazanırım. 1995’ten beri böyleyim ve ‘Bir yer açılsa da, beni tedavi etse’ diye bekliyordum.”

17 YAŞINDAKİ BAĞIMLI VE ANNESİ İLE AYAKÜSTÜ SOHBET

İstanbul’daki bir kliniğe tedaviye gelen bir anne-kız ile ayaküstü sohbet ediyoruz. Anne kaygılı ve üzgün; “Doktor, çocuk psikiyatrisi bölümüne yatırılması gerektiğini söyledi” diyor. Diyaloglar şöyle:

Anne: Kızım üç aydır, günde 18 saat internette.
Genç kız: Okula gidiyorum ya anne.
Anne: Okula giderse, altı saat ara vermiş oluyor. Sonra eve geliyor, aynen devam.
Genç kız: Ben bu kadar vakit geçirdiğimin farkında değilim.
Tempo: Nelerle vakit geçiriyorsunuz?
Genç kız: Oyun oynuyorum, Facebook’a bakıyorum, internet üzerinden televizyon izliyorum.
Anne: Köpeğini bile dolaştırmıyor, hayvan evin içine pisliyor artık.
Genç kız: İstediğim zaman bırakabiliyorum!
Tempo: Arkadaşlarınızla görüşüyor musunuz?
Genç kız: Evimizin orada fazla arkadaşım yok.
Anne: Kişisel bakımını da ihmal ediyor (Kızının üç-dört yıl önceki fotoğraflarını çantasından çıkarıp gösteriyor).
Genç kız: Annemin de iPhone’u var, sürekli elinde! Sen de bağımlısın o zaman!

hooked-on-games10 YIL 2-3 SAAT UYKUYLA YAŞADI

Güney Kaliforniya’da yaşayan göz cerrahı ve ‘internet bağımlılığı uzmanı’ Dr. Andrew Doan, eski bir oyun bağımlısı. 10 yılını bu bağımlılıkla geçiren Dr. Doan, Ağustos 2012’de, Brooke Strickland ile birlikte yazdığı kitabı ‘Hooked on Games’i piyasaya çıkardı. Kitabı olumlu eleştiriler toplayan Dr. Doan, sorularımızı yanıtladı.

YAŞ “Oyun oynamaya çocukken başladım. Bağımlı olduğumda 22 yaşındaydım. Bu durum 32 yaşıma kadar sürdü.”
YAŞADIĞI SIKINTILAR “Sadece iki-üç saat uyumaktan yorgun düşmüştüm. Sonra fiziksel problemler başladı; sürekli oturmaktan hemoroid oldum, aşırı kilo aldım ve mouse’a tıklamaktan kolumda berbat bir karpal tünel sendromu oluştu. Sonuncusu, cerrahi kariyerime de zarar verdi.”
BAĞIMLILIĞI AŞMAK “Yardımı kilisede ve Tanrı’da aradım. Böylece yaşamdaki amacımı buldum. Birkaç yıl kiliseye gittim; toplumun arasına karıştım ve yardım faaliyetlerinde bulundum. Sonunda onu yenmeyi başardım.”
ZARAR RAPORU “Eşimle evleri ayırdık, ama sonradan evliliğimizi kurtarmayı başardık. Geçmişten gelen güven kaybının, duygusal yaraların ve sorunların izleri ise hâlâ duruyor.”
TEMEL SORUN “Bağımlılığımı analiz ettiğimde, aslında kendi geçmişimden ve oradaki problemlerden kaçtığımı anlıyorum. Oyunlar, beynimin dopamin salgılamasına yardım ediyordu; aynı uyuşturucu ve alkol gibi…”
BAĞIMLININ BEYNİ “Kitabı, bağımlı olmayan kişilerin ve bağımlı yakınlarının, bir bağımlının beynine girebilmesi, onu anlayabilmesi için yazdım. Çünkü kontrolü ancak bu şekilde ele alabilirler.”

BAĞIMLILIK TESTİ / BUNLARI YAPIYOR MUSUNUZ?

  • İnternet ile ilgili aşırı zihinsel uğraş (sürekli olarak interneti düşünme, internette yapılan aktivitelerin hayalini kurma, internette yapılması planlanan bir sonraki etkinliği düşünme vb.).
  • İstenilen keyfi almak için giderek daha fazla oranda internet kullanma gereksinmesi duyma.
  • İnternet kullanımını kontrol etme, azaltma ya da tamamen bırakmaya yönelik başarısız girişimlerin olması.
  • İnternet kullanımının azaltılması ya da tamamen kesilmesi durumunda huzursuzluk, çöküntü veya kızgınlık hissedilmesi.
  • Başlangıçta planlanandan daha uzun süre internette kalma.
  • Aşırı internet kullanımı nedeniyle aile, okul, iş ve arkadaş çevresiyle sorunlar yaşama, eğitim veya kariyer ile ilgili bir fırsatı tehlikeye atma ya da kaybetme.
  • Başkalarına (aile, arkadaşlar, terapist, vb.) internette kalma süresi ile ilgili yalan söyleme.
  • İnterneti, sorunlardan kaçmak veya olumsuz duygulardan (örneğin, çaresizlik, suçluluk, çökkünlük, kaygı) uzaklaşmak için kullanma.

Yukarıdaki kriterler, internet bağımlılığı alanındaki çalışmaların önde gelen isimlerinden Dr. Kimberly Young tarafından belirlendi. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne gelenlere ilk bu kriterler soruluyor. Bunlardan üç ya da dördünü kendinizde görüyorsanız, kritik eşiktesiniz demektir. Bir psikolog ya da psikiyatriste görünmenizde fayda olabilir.

AİLELERE ÖNERİLER

Gereksiz panik yok İnternetle fazla haşır neşir olmak, bağımlılığın tek göstergesi değil. Önemli olan; bunlara eşlik eden davranış değişiklikleri. Çocuklar için en spesifik gösterge, yalan söylemek. Okuldan kaçmak, derse karşı motivasyonunu yitirmek, karşı tarafı manipüle etmeye çalışmak, arkadaş-aile ilişkilerindeki değişimler tehlikenin ayak sesleri.

İki yaşındaki çocuk internete girmese de olur! Dört-beş yaşına kadar çocuğunuzun esas gereksinim duyduğu; sizin sevginiz. İnternet alışkanlıkları konusunda en baştan kontrollü ilerlemelisiniz.

Hangi oyunlar? 12 yaşına kadar çocukların şiddet/vahşet içerikli oyunları oynaması önerilmiyor. MMORPG türü oyunlara ise her yaşta dikkat edilmeli.

Kural şart Uzmanlar, evin içinde ‘kral’ haline getirilmiş ergenlerle sık sık karşılaştıklarını ve ailelerde kural koyma sorunu olduğunu söylüyor. Demokrat olmak adına zaman zaman sert olmaktan, kural koymaktan çekinmeyin. Anne ve baba olarak, çocuğunuza aynı söylemle gidin ve karşısında duvar gibi sağlam durun.

Gerekirse ceza 
Çocuğunuzla konuşup, bilgisayarı bir süreliğine kaldırmak ya da harçlığını azaltmak caydırıcı olabilir.

Yardım almakla bitmiyor Çocuğuna ‘bağımlı’ teşhisi konulan anne-babaların görevi burada bitmiyor, çünkü sistemi değiştirme konusunda uzmanlar bir yere kadar etkili. Evdeki tavırlar, kurallar çok önemli.

Not: Yukarıdaki bilgiler, yazıda ismini andığımız üç uzmanın önerileri doğrultusunda hazırlandı.

Reklamlar