Rüzgâr Hasköy için esiyor

Fotoğraflar: Altan AYKAN

TEMPO (2012) – Sanayiyle özdeş ismine, artık kültür-sanat haberlerinde rastlıyoruz. Fabrika binalarında, harap sinagoglarında dünya çapında sergiler açılıyor; yeni müze projelerinde adı geçiyor. Haliç’in içten içe yeşeren kültür vahası Hasköy, sessiz ve derinden ilerliyor.

Çok ilgi gösterilmiş kardeşi Sütlüce ile külhanbeyi ağabeyi Kasımpaşa arasında sıkışıp kalmış; iddiasız ortanca evlat. İsmi tanıdık gelen ama simasını bir türlü çıkaramadığımız insanlar gibi. Ama bekleyin; Haliç’in, üzeri toz kaplı cevheri Hasköy, ışıl ışıl parlayacak. Tersaneleri, fabrikaları, atölyeleri ve tarihi yapıları, yaratıcı dokunuşlarla, birer birer müzeye, sanat galerisine ve tasarım merkezine dönüşüyor.

haskoy19Burası, daracık sokaklarla birbirine bağlanan yokuşlarında, mahalle kültürünü sonuna kadar soluyabileceğiniz bir semt. Başınıza bir iş gelse, 40 kişinin yardıma koşacağı türden mahallelerden. Yolda tepsisini sallandıra sallandıra gezen çaycısından, atölyedeki yüzü gözü kapkara kesilmiş ustasına, herkes içten, sıcakkanlı ve saygılı.

Sokakları, sevimsiz beton binalara yenik düşmüşse de, sürprizler yok değil; yer yer karşınıza cumbalı bir ev ya da yüksek duvarlar ardına gizlenmiş bir sinagog çıkabiliyor. Bu iç içe geçmiş sosyal ve kültürel doku, tepelerden Haliç sahiline iniyor. Kasımpaşa ile sınırı ise, Osmanlı döneminden kalma askeri Taşkızak Tersanesi çiziyor.

Aynalıkavak Kasrı bahçesinden tersane...
Aynalıkavak Kasrı bahçesinden tersane…

Yüzyılların yorgunluğunu taşıyan tersane, uzun süredir inzivada. Yaklaşık 10 yıldır, bakım-onarım gibi, çapına göre hayli mütevazı işlerde kullanılıyor. Yanı başında, sahil güvenlik ile bölgenin sanayi geçmişine ayna tutan torna ve döküm atölyelerinin sonuncuları sıralanıyor.

Atölyelerin emektarları, bölgenin geçirdiği yavaş ama kapsamlı dönüşümün, hatta yakın gelecekte buralara veda etmek durumunda kalacaklarının farkında. Şimdilik, ne yapacaklarını ya da nereye gideceklerini planlamıyor, kendilerine biçilen geleceği bekliyorlar. Zira birtakım bürokratik işlemlerin ardından, arazinin Milli Emlak’tan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devrolması ve haskoy79Başkan Kadir Topbaş’ın birçok kere sinyalini verdiği gibi, kapsamlı bir kültürel ve sanatsal dönüşümün başlaması bekleniyor.

2013’te Sabancılar geliyor

Hasköy’ü bekleyen yenilikler, devasa bir alana yayılan tersane bölgesiyle sınırlı değil. Bir başka heyecan verici proje, DEMSA’dan geliyor. 2013 sonuna doğru, DEMSA’nın Koleksiyon Müzesi, semtte yerini alacak.

Pritzker ödüllü ünlü mimar Zaha Hadid’in projelendirdiği bu uluslararası çapta projenin iç tasarım ve sergi stratejilerini ise çağdaş müzeciliğin üstadı Thomas Krens üstlenmiş. Çalışmaları dört koldan devam eden proje, Türkiye’nin müze binası olarak projelendirilen ilk örneği olacak.

haskoy59DEMSA’dan aldığımız bilgilere göre, müzede Cengiz Çetindoğan-Demet Sabancı Çetindoğan çiftinin 10 yıl önce oluşturmaya başladığı, Türk sanatının dünü ve bugününe ait eserler sergilenecek. Koleksiyonun ilk bölümünde, Türkiye’nin en büyük hat koleksiyonu ile hilye ve Kuran gibi İslami eserler yer alacak. İkinci bölümünde ise, üslup ayrımı olmaksızın, Batılı anlamda resim çalışmalarının yapılmaya başlandığı 19’uncu yüzyıldan günümüze uzanan başyapıtlar görülebilecek.

cesme9DEMSA yetkililerine, bölgeye ilgilerinin nedenini sorduğumuzda, Hasköy’ün potansiyel geleceğine işaret ettiler: “Eğitim, kültür ve sanat alanındaki yatırımlar, bölgede hızla büyüyor. Bundan sonra da, kanaatimizce bu tür yatırımlar çeşitlenerek yayılmaya devam edecek ve bölge kültür-sanat adasına dönüşecek. Ayrıca belirtmek gerekir ki; Golden Horn (Altın Boynuz) yabancılar açısından tarih boyunca çekim merkezi olmuş. Tüm bu nedenlerle, uluslararası müze projesi için Hasköy’ü ideal bir yer olarak düşündük.”

Hasköy sokaklarını keşfederken ilgimizi çeken bir başka isim ise, iddialı tasarım firması BNG. Firmanın afişi, tarihi bir binada asılı, ama firma projesini henüz netleştirmediğini söylüyor. Ancak tüm bunları, bölgedeki kıpırtının ipuçları olarak yorumlamak mümkün.

“Ortaköy’e dönmemeli”

Bir dönem, sanayileşmenin getirdiği ağır kirlilik yüzünden kimsenin yüzüne bakmadığı Hasköy, parlak bir geleceğe doğru ilerliyor. Tam bu noktada, Hasköy’deki eski şapka fabrikasını satın alıp yenileyen Dream Design Factory’nin (dDf) kurucusu mimar Arhan Kayar, çok önemli bir uyarı yapıyor: “Bölge, ruhuna sadık kalınarak dönüşmeli. O endüstriyel doku kaybolmamalı.”

Aya Paraskevi Rum Ortodoks Kilisesi’nin kapıları kilitli. Kilisenin çalışanı -biraz çekinerek- bizi içeriyi alıyor.

Yenilemenin ‘yeniden yapma’ olarak algılandığı Türkiye’de, endişelenmekte haksız sayılmaz. Bu kaygısını Ortaköy örneğiyle detaylandırıyor: “Ortaköy, bundan yıllar önce bir balıkçı kasabasıydı, ufak seramik atölyeleri ve birkaç kahve vardı. Şimdi ise, bambaşka bir turistik iklimin içinde. Ortaköylüler semti kullanamıyor, çünkü profil tamamen değişti. Hasköy’ü de tamamen kültür bölgesine çevirirsek, tarihin bir bölümünü yadsımış oluruz; bunun adı ‘enjeksiyon’ olur. Köşedeki uykulukçu bile yok edilmemeli!”

Dönüm noktası

Çoğu kişi Sütlüce’de olduğunu zannetse de, Rahmi M. Koç Müzesi, Hasköy’ü farklı bir çehreye büründüren en önemli mekân. Müze stilinde dekore edilen ve koleksiyondan parçaların sergilendiği Halat Restaurant, Café Du Levant ve Barbarossa Pub, tam anlamıyla birer cazibe merkezi. İş adamı Rahmi Koç, Detroit’teki Henry Ford Museum’u görünce, bu müzeyi açmaya karar vermiş. İstanbul’da mekân arayışı sürerken, Dr. Bülent Bulgurlu’nun önerisiyle, Hasköy’deki eski ispirto deposunu görmeye gitmiş. “Temelleri 12’nci yüzyıla dayanan ve 1730’larda, Osmanlı döneminde, donanmaya çıpa ve döküm parçaları yapımında kullanılan Lengerhane bizi çok etkiledi. Tuğla renkli yapı, ilk bakışta bir Bizans kilisesini veya camiyi andırır” diye anlatıyor. 1994 yılında ziyarete açılan müze, 1996 yılında Avrupa Konseyi ‘Yılın Müzesi Özel Ödülü’ne layık görüldü. Aynı yıl, özelleştirilen Hasköy Tersanesi’ni de satın alan Koç, burayı da müzeye dâhil etti. Türkiye’de ulaşım, endüstri ve iletişim tarihine adanmış ilk büyük müze.

Fotoğraf: Serge Spitzer
Fotoğraf: Serge Spitzer

Tarihin molekülleri

Hasköy Maalem Musevi Sinagogu Vakfı’na ait harap durumdaki eski Mayor Sinagogu, iki yıldan bu yana, dünyaca ünlü Amerikalı sanatçı Serge Spitzer’in ‘Molecular İstanbul’ adlı sürekli enstalasyonuna ev sahipliği yapıyor. Zeminin beş tona yakın küreyle kaplandığı sinagogun diğer sakinleri; bir alüminyum dökümhanesi, bir de kauçuk atölyesi! 17’nci yüzyılda inşa edildiği sanılan sinagog, 41° 29° ISTANBUL Genç Sanat Tasarım Merkezi Başkanı Esra Nilgün Mirze’yi çok etkilemiş: “O sırada tesadüf eseri Serge, İstanbul’daydı. Mekânı gördüğünde, o da büyülendi. ‘Burada bir iş yapmak isterdim’ sözü üzerine, kolları sıvadık. Çin’den cam küreler getirtti. Enstalasyonun oluşturulması sırasında, Hasköy sakinleri önce merakla bizi izledi, ama sonra çok yardımcı oldu. Kimi servis yaptı, kimi iskemle-masa getirdi, ekmek fırını bize -kendi deyimiyle- ‘molecular pide’ pişirdi. Sergi, dünya televizyonlarında, The Guardian’da, The New York Times’da çıktı. Herkes gururlandı, sergiyi sahiplendi. Hatta bir keresinde, semtin biraz belalı tipleri sinagogun kapısını kırmış; duyunca gittim yüz yüze konuştum; ‘Bana destek olacağınıza niye kapı kırıyorsunuz?’ dedim. ‘Abla, öyle değil. Buraya iki hanım geldi; biri profesör, biri de yabancı. Yabancı olan ertesi gün ülkesine döneceği için, illa görmek istedi. Biz de kapıyı kırıp gösterdik, sonra da gidip kilit alıp, kapıya taktık.” Maalem Vakfı, Spitzer’in eserine hiçbir karşılık beklemeden ev sahipliği yapıyor. Giriş de ücretsiz; kapıyı atölyedeki ustalar açıyor. Hayalleri; bakımsız durumdaki bu eski ibadethaneyi, belleğine saygı duyarak, yaşayan, capcanlı bir kültür-sanat merkezine dönüştürebilmek.

sapka_fabrikasi9Hayal fabrikasının hayal ofisi

Bu binada bir zamanlar tavşan tüyünden şapka taslağı ve yünden fes üretiliyormuş. 1945’te kurulan fabrika, 1985 yılında kapatılıp depoya çevrilmiş. Dört-beş yıl önce Arhan Kayar tarafından satın alınıncaya kadar, pencereleri bile tuğlayla kapalı, harap haldeymiş. 16 aylık zorlu bir renovasyonun ardından, iki buçuk yıl önce kullanılır hale getirilmiş. Şu an, reklam ve iletişim ajansı Dream Design Factory’nin (dDf) merkezi. 80 kişinin çalıştığı dDf’in kurucusu, mimar Arhan Kayar’ın deyimiyle, burada artık şapkayla değil, şapkanın içindekiyle uğraşılıyor; yaratıcı endüstri, tasarım, moda, sanat ve güncel yaşam tarzıyla ilgili projeler üretiliyor. İstanbul Tasarım Haftası, Art Beat İstanbul ve Taste İstanbul, dDf’in projeleri. Uluslararası çapta bir tasarım kütüphanesine ev sahipliği yapan şirkette, seminer ve workshop’lar için de bir alan bulunuyor. Hatta, dünya çapındaki sanatçı Haluk Akakçe, uzun süre üst katı workshop mekânı olarak kullanmış. Zemin kat ise, sergi alanı. Giriş ücretsiz. Eski şapka fabrikasının hemen yanındaki eski gecekondu da, tuğlayla kaplanarak yeniden inşa edilmiş. Şu an fotoğraf stüdyosu ve yaratıcı stüdyo olarak kullanılıyor.

aynalikavak_kasri9Müze-saray Aynalıkavak

Hasköy’ün, Osmanlı dönemine ait en simgesel yapısı. Restorasyonu tamamlanarak, bir yıl önce ziyarete açıldı. 18’inci yüzyıldan kalma yapının kapısından adım atınca, sizi, manolya, sakız ve çam ağaçları ve nereden kaçtığı belli olmayan papağanlar karşılıyor. Sultan III. Ahmed’in yaptırdığı kasra, Sultan III. Selim ve Sultan Abdülmecid damgasını vurmuş. Hatta, şu an kasrın alt katı, besteci Sultan III. Selim’in kişiliğine uygun olarak, tarihi Türk çalgılarının sergilendiği bir müze haline getirilmiş. Burada birkaç kez konser de verilmiş. Kasrın, daha önce Ayasofya Müzesi müdürlüğü yapmış amiri Dr. Jale Dedeoğlu, yapının olağanüstü akustiğinin mikrofona gerek duyulmaksızın konser verilmesine çok müsait olduğunu söylüyor.

haskoy_iplik_fabrikasi9Üretimin kalbinde sanat

Rahmi M. Koç Müzesi’nin hemen karşısında. Gül kurusu rengindeki yüksek duvarları ve demir kapısındaki ‘Hasköy Yün İplik Fabrikası’ tabelası, hemen yanındaki sergi panolarıyla çelişiyor. Fabrikanın sahibi Alber Elvaşvili, 1953’ten beri Hasköy’de. Galerist’in önerisiyle fabrikanın bir bölümünü, kısa süre önce :mentalKLINIK sergisine açmış. “İçeriği düzgün olan, inandığımız bir teklif gelince sıcak baktık. İlgi çok büyük oldu, tahminlerimizi aştı; 4-5 bin kişi ziyaret etti” diyor. Fabrikadaki üretim ise daha küçük çapta devam ediyor, ancak bundan sonra salonlardan biri sanata ait.

haskoy39Yahudilerin göçü ve sanayinin gelişi

Murat Belge, ‘İstanbul Gezi Rehberi’nde, Hasköy’ün ta Bizans zamanından bu yana Karaim kolundan Yahudilerin oturduğu bir semt olduğunu anlatıyor. Eminönü’nde Yeni Cami yapılırken de, oradaki Yahudiler buraya gönderilmiş. 1492’de ise, İspanya’dan sürülen Sefarad Yahudilerinin bir bölümü Hasköy’e yerleştirilmiş. Hasköy’de, Yahudiler kadar yoğun olmasa da, Rum, Ermeni ve Türk nüfus da yaşamış. 1948’de İsrail devletinin kurulması, ardından 6-7 Eylül olayları (1955) üzerine, Yahudi cemaatinin büyük kısmı yurt dışına göç etmiş. Onlardan boşalan yerlere, tersanelerin de etkisiyle, sanayi atölyeleri yerleşmiş. Zamanla bölge, endüstriyel kirlilikten adım atılamaz hale gelmiş. Sanayinin şehir dışına taşınmaya başlaması, 1980’li yılları bulmuş.

haskoy_sokak9Fiyatlar hızla katlanıyor

Haliç’in temizlenmesi, peşisıra Rahmi Koç Müzesi’nin açılması, DEMSA’nın 2013’te açacağı müze ve Sütlüce ile Halıcıoğlu’ndaki turizm-eğitim-kültür yatırımları, Hasköy’ün ekonomik değerini de yükseltiyor. Hasköy sahilinde hemen hemen boş parsel kalmadığı için, mevcut alanların metrekare değeri hızla artıyor. Bölgede konuştuğumuz bir esnaf, yıllar içinde artan değeri şu örnekle anlatıyor: “2004 yılında evimi, metrekaresi 90 milyon (şimdiki parayla 90 lira) TL’den aldım. Bugün, metrekaresine 1.5 milyar (şimdiki parayla 1.500 lira) TL veriyorlar.”
Bölgenin nabzını tutan emlakçılar ise, son bir yılda fiyatların sahil bandında yüzde 30-50 arası arttığını söylüyor. 75 metrekarelik ofisler, 250-300 bin TL’ye satılıyor. Dışarıdan, yatırım amaçlı ev alımları başladığı gibi, eğitimli, entelektüel düzeyi yüksek kesim de yavaş yavaş Hasköy’ü araştırır olmuş. Emlakçılar, özellikle mimarların, ‘home office’ olarak kullanmak üzere, tarihi bina aradığını belirtiyor. Ancak bu binaları alanlar, Anıtlar Yüksek Kurulu’nun detaylı restorasyon prosedürlerini göz önünde bulundurmalı. Emlakçıların ve bölge halkının beklentisi yüksek, “Hele durun; buranın bir-iki senesi var, siz o zaman sorun fiyatları!” diyorlar.

Reklamlar
Şununla etiketlendi: