Coppola gururla sunar

Francis Ford Coppola

TEMPO (2012) – Efsane yönetmen Francis Ford Coppola, fazla bilinmeyen otelcilik kariyerini pek de mütevazı olmayan şu cümleyle özetliyor: “Bazen film çekimleri sırasında bir yeri beğenirim ve sadece koleksiyonuma eklemek kalır.” Coppola, beş parçalık göz alıcı ‘koleksiyon’unu TEMPO’ya anlattı.

TEMPO – Francis Ford Coppola ile Belize’deki oteli Blancaneaux Lodge’da vakit geçirme şansı yakalayan ‘People’ dergisi muhabiri izlenimlerini şu anekdotla aktarıyor:

“O bir mükemmeliyetçi; ne var ki buradaki pizza mükemmel değil. Garsona, ‘Hamurun kabuğunu görüyor musun?’ diye soruyor. ‘Beyaz! Yani pişmemiş.’ Duraklıyor. ‘Beni hiç sinirli görmedin, değil mi? Eğlenceli olur.’”

Pizzaya 10 üzerinden 5 veriyor, ama hakkını da teslim ediyor: “Sos a-plus’tı. Onları yüreklendirmek istiyorum. Bir haftalığına buraya geldiğimde, pizzanın kalitesi gün be gün artıyor.”

Bu kısacık an, Coppola’nın detaycılığına dair çok şey söylüyor. Belize, Guatemala, Arjantin ve İtalya’daki otelleri karakter sahibi kılan da bu detaycılığın ta kendisi.

Organik bahçeden toplanmış taze sebzeler ve meyve sularıyla donatılmış sofra, capcanlı Belize renklerinden dokunmuş örtüler, fonda yağmur ormanı. Blancaneaux Lodge’da konukları her sabah bekleyen manzara bu.

Otellerdeki ‘ev sıcaklığı’nda ise, Coppola ailesinin payı büyük. Yönetmenin köklerinin dayandığı İtalyan kasabası Bernalda’daki son oteli Palazzo Margharita, buna güzel bir örnek. Coppola, ailesinin bu oteli sevmesi ve sık sık ziyaret etmesi için, dekorasyon aşamasına gelindiğinde herkesi İtalya’da toplayıp tek tek fikirlerini almış.

Ünlü yönetmen, turizmcilik kariyerini TEMPO’ya anlattı.

Otelcilik işine girmeye nasıl karar verdiniz?
‘Apocalypse Now’ filminin çekimleri sırasında Filipinler’de uzun süre geçirmenin ve cangıla alışmanın doğal sonucu olarak gelişti. İlk başta ailem için küçük bir ada almak istemiştim ama eşim ‘eve yakın’ bir yer bulmam gerektiği konusunda beni uyardı. Belize, 1981 yılında bağımsızlığını ilan edince, oraya gidip doğanın ortasında küçük bir otel buldum. Farkına bile varmadan; burası zamanla bir ‘resort’ halini aldı.

Otellerinizin hemen hepsi Amerika kıtasında. Tek istisna; İtalya’da yeni açtığınız Palazzo Margharita. Yerleri neye göre belirliyorsunuz?
Aslında özel olarak belirlenmiş yerler değil; bu konuda kurallarım yok. Sadece, sevdiğim yerlerin çekimine kapılıyorum. İtalya örneğinde ise, ailemin kökeninin buraya dayanması benim için önemliydi.

Palazzo Margherita’nın ferah mutfağı sürekli açık. Konuklar isterlerse yemeklerini mutfakta yiyor, isterlerse kolları sıvayıp, ellerini hamura buluyor.

Yeni bir otel açma kararını size aldıran ne olur?
Kesinlikle, ziyaret etmeyi istediğim bir yerde olması! Bu, bazen film çekimleri için çalıştığım bir ülke olur ve bana sadece koleksiyona eklemek kalır.

Bir Coppola otelini farklı kılan nedir?
Banyolar, evde bıraktıklarınızdan daha iyidir. İyi okuma lambaları vardır. Sabun vb. koymak için duşta yeterli genişlikte raf bulunur. Ortam ve dekorasyon güzeldir ve ‘kötü sanat’a yer yoktur.

Otellerinizi ne sıklıkta ziyaret edersiniz?
Nerede olduklarına bağlı ama “Yılda en az iki kez”, diyebilirim. Bazıları diğerlerinden daha lüks, ki bu da fiyata yansıyor. Ben rustik olanlarında daha iyi vakit geçiriyorum.

Türkiye’yi de birkaç kez ziyaret ettiniz… 
Ülkenizi, yemeklerini ve insanlarını seviyorum.

Son dönemde Hollywood yıldızları Türkiye’nin özellikle Ege ve Akdeniz sahillerini keşfetti. Ne dersiniz; yeni otelinizin adresi Türkiye olabilir mi?
Yaşlanıyorum ve bu ‘resort ailesi’ daha ne kadar büyümeye devam edebilir; pek emin değilim.

Otellerinizi bir yana bırakırsak, tatillerinizdeki favori konaklama noktalarınız nereler?

İstanbul’da çok sevdiğim küçük bir otel vardı, hatta sahibi gazeteci; keşke ismini hatırlayabilseydim. Hanoi’de ve büyükannemin vatanı Tunus’ta da hoşuma giden oteller olmuştu.

İŞTE KOLEKSİYON

Blancaneaux Lodge
Cayo District, Belize

20 odalı lüks resort

Francis Ford Coppola’nın ilk resort’u. Yönetmen, Filipinler’deki ‘Apocalypse Now’ filminin çekimleri sırasında cangıla âşık olmuş ve bu cangılın bir benzerini, ABD’ye daha yakın olan Belize’de aramaya başlamış. “Aradığımı Maya Dağları’nın eteklerine kıvrılmış buldum” diyor.

Coppola, yağmur ormanlarının kalbindeki terk edilmiş küçük oteli, 1980’lerin başında satın almış. Yaklaşık 10 yıl boyunca Coppola ailesi için bir tür ‘yazlık’ olarak kullanılan ‘Blancaneaux Lodge’, 1993 yılında turizme açılmış. İçinde Coppola’nın kişisel villası da bulunuyor.

Derelerin içindeki küçük şelalelerin turkuaz rengi havuzlara döküldüğü bu olağanüstü güzellikteki bölge, kadim Maya kalıntılarının da çok yakınında yer alıyor. Etraf, tropik çam, meşe, palmiye ağaçlarıyla çevrili.

Cangılın ortasında hayatın basit zevklerini hatırlarken, konfordan fazla uzaklaşmak istemeyenler burayı seviyor.

La Lancha Hotel
Lake Petén Itzá, Guatemala

Göl kıyısındaki La Lancha Hotel’in 10 odası var.

Yağmur ormanlarına gizlenmiş bir başka Coppola resort’u. Yalın ve rustik tarzıyla, yönetmenin favorilerinden. Burada kaldığı zamanlarda, özellikle maymunların gevezeliklerini dinlemekten keyif alıyor.

Belize’ye bir saat mesafedeki otel, rengi kobalt mavisinden turkuaza dönen Petén Itzá Gölü kıyısında.

Gölün büyüsü sadece renginde değil; inanışa göre, soğuk sularının, yüzeni gençleştirmek gibi gizli güçleri var.

Yanı başındaki orman, maceralı yürüyüşler, at binme ve kuş gözlemi için ideal. 45 dakika mesafede ise, Mayalar’ın en etkileyici yerleşimlerinden Tikal kalıntıları bulunuyor. Indiana Jones filmlerinden hatırladığımız bölge, Maya medeniyetinin merkez üssü sayılıyor. Aynı zamanda Amerika kıtasının en önemli arkeolojik alanlarından.

Palazzo Margherita
Bernalda, İtalya

Palazzo Margherita’da, Coppola’nın Tunus doğumlu büyükannesi şerefine Tunus stilinde dekore edilmiş oda.

“Burası benim için bir hayalin gerçek olması. Büyülü bahçeleri, ailenin kutlama yapmak, çay içmek ya da film izlemek için toplandığı gözalıcı salonu, fresklerle kaplı tavan ve duvarları, sayısız detayla süslü odalarıyla, burası bir saray” diye anlatıyor Coppola son otelini.

Bernalda, turistik olmayan, hatta adı sanı fazla duyulmamış bir güney İtalya kasabası. Yönetmenin buraya ilgisinin sebebi ise, büyükbabası Agostina’nın doğduğu yer olması. Bu yüzden, otele ayrı bir önem veriyor.

İyon Denizi yakınındaki Bernalda, mağara evleri, köyleri, 20 dakika mesafedeki beyaz kumlu sahili, şarap ve yemekleriyle, kitle turizminden uzak, keşfedilmemiş bir İtalyan cenneti.

1892 yılında inşa edilen saray, 2004 yılında Coppola tarafından satın alınmış ve Fransız tasarımcı Jacques Grange’ın ellerinde, detaylarıyla göz kamaştıran bir klasik halini almış.

Jardin Escondido
Buenos Aires, Arjantin

Jardin Escondido’nun 16 odası var.

Coppola, daha çok yazdığı ve Arjantin şaraplarının tadını çıkarmak istediği zamanlarda buraya geliyor.

Otel, Buenos Aires’in en canlı mahallelerinden Palermo Soho’da yer alıyor. Konumu gereği, tam bir şehir oteli. Ama yönetmenin diğer otelleri gibi, doğayı olabildiğince içeri buyur etmiş. Avlusundaki havuz, güneş enerjisiyle ısıtılıyor. Açık hava mutfağı, terası, zengin şarap mönüsü ve klasik film arşiviyle, bir çeşit haz vahası.

Otelin başrolünde şarap var. Uzman personel, konukları şarap konusunda bilgilendiriyor, hatta isteyenleri şarap bağlarına götürüyor. Yakındaki hip butikler, restoranlar ve barlar, ayrı bir cazibe merkezi.

Turtle Inn
Placenciavillage, Belize

Turtle Inn

“Deniz kenarında, suyun içinde olmayı seviyorum ve Turtle Inn, lüks ve doğa arasındaki ideal dengeyi kuruyor. Yapılacak şeyler var, ama istemezseniz hiçbir şey yapmazsınız. Ve elbette, yemekler harika; taze, basit ve kesinlikle leziz.”

Coppola’nın böyle hevesli biçimde anlattığı oteli, 2001 yılında satın aldıktan bir yıl sonra Iris Kasırgası tarafından denize sürüklenmiş. Yıkımı takip eden iki yıl içinde, bölgede yeniden gözalıcı bir resort yaratılmış. Bu aynı zamanda, yönetmenin Belize’deki ikinci oteli.

Yerel stile uyumlu dekore edilmiş kulübeler, denizden esen rüzgârla doğal biçimde serinliyor. Beyaz kumlar, kristal Karayip sularına açılıyor. Mercan resifinde dalış yapmak, saklı lagünleri keşfetmek ve bisiklet turları, bu bol ödüllü otelde konukları bekleyenler arasında.

Otellere dair daha fazla bilgi için: www.coppolaresorts.com

Han Solo

HIZLANDIRILMIŞ COPPOLA DERSİ

1939 doğumlu. Yönetmen, yapımcı, senarist. 1972 yapımı ‘The Godfather’ (Baba) filmiyle patlama yaptı ve kendi tabiriyle; “29 yaşındayken, yaşlı bir adamın kariyerine kavuştu.” Ailesi üç kuşaktır Oscar kazanıyor: Kendisi (beş Oscar), müzisyen babası Carmine, kızı Sofia ve yeğeni Nicolas Cage. IQ’su 117. Arkadaşı, ‘Star Wars’un yaratıcısı George Lucas, ‘Han Solo’ karakterini ondan ilham alarak kurgulamış.

Coppola, ayrıca, Hollywood’un altın çağında evlenip, yakaladığı büyük şöhrete rağmen, evliliğini sürdürebilen nadir isimlerden. Eşi Eleanor ile üç çocuk sahibi oldu. Ne var ki, 1986 yılında, 22 yaşındaki oğlu Gian-Carlo’yu tekne kazasında kaybetti.

BİR BAŞKA UĞRAŞI

30 yılı aşkın bir süre önce, ünlü Inglenook Estate’de bir arazi alarak ev yapımı şarap işine girdi. Ancak bu iş, ‘ev yapımı’ olarak kalmadı. Bugün, arkadaş grupları ve ailelerin keyifle bir gün geçirebilecekleri Sonoma County’deki bağların sahibi. Şarapları ödüllü.

 

Reklamlar
Şununla etiketlendi: